Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 19 Mayis 2001
Alpay Durduran

SARAYDA NGO KURULUR

SARAYDA NGO KURULUR

NGO non governmental organisation yani hükümet dışı örgüt demektir. Hükümet lafı zorlamayla sadece yürütmeyi ifade edermiş gibi kullanılır ama eğildir onun için anayasada kelime kıtlığına çare olsun diye bakanlar kurulu demek gerekli oldu. Memura da kamu görenlisi denildi. Halbuki Kıbrıs’ta hükümet memurları denirdi. Türkiye’de devlet memurları denir hala. Türkiye’de kullanılan sivil toplum örgütleri deyimi daha anlamlıdır. Dha eskiden kitle örgütleri dendiydi. O da iyi idi. Ama Türkçeleştirme hareketleri kelime eskitme modasını pekiştirdi. Daha eskiden de vardı, kelime eskitme; o zamanlar yabancı sözcükleri aldıkları dile göre ve dar anlamları ile kullanırlardı. Bu aktarma ile dil zenginleşirken tasfiye de ona paralel olarak güçlendiği için bir türlü anlamlı bir terminoloji sahibi olamadık.

Olacak iş mi yahu bir cumhurbaşkanı ve avukat sarayda NGO kurulmakta olduğunu açıklasın!

Denkatş bilse ki NGO sarayda kurulduğu anda itibarı sıfıra iner böyle konuşmazdı. Ama ona göre NGO üye sayısıyla ne kadar insan temsil ederse o kadar NGO’dur. Onun için pervasız bir şekilde TMT B’nin kendisiyle işbirliği içinde kurulamkta olduğunu açıkladı. Utandığı için keni inisiyatifi ile kurulduğunu açıklayamaz, öyle kuruluyor olsa bile onun için kendisinin kurmakta olduğunu bile düşünebiliriz.

Sık sık TMT’nin canlandırılması için faaliyetler olduğunu duyarız. Üye yapmak için aracı olanların müracaatlarını bize anlatanlar olur kontrol edince nereye kadar gittiklerini anlarız. Sonra tavsar. Gene başlarlar. “Nerde o eski teşkilat dönemleri? Takarsın bir tabanca beline polisin bilgisi dahilinde caka satarsın.” diye hayıflananlar hemen devreye girmeye çalışırlar. Ama ucu Türkiye’ye uzanıp da para ve güvence olmadıktan sonra iş riskli olduğu için Uzun sürmez. Kontr Gerillanın müsaade ettiği kadar palazlanabilirler, onların mutemetleri ise zaten hazırdır.

Bir ara Susurluk’tan sonra idi tabii, asker bunları dağıttı. Yenisini ve daha az sayıda ama daha gizlisini kurmuştur diye yorumlanmıştı.

Şimdi Denktaş gene eski tüfekleri etrafa saldı ve NGO kuruyormuş. Öyle dedi. “TMT B dediler ki aşağılasınlar” diye izah etti. Amaç mühim.

Amaçları Türkiye ile Kıbrıslıların arasını açmakmış. Gerçi açamazlarmış ama imaj yaratırlarmış diye önlem gerekli olmuş. Et ve tırnak bir birinden ayrılamaz ama ne olur ne olmazmış.

Doğrusu et ve tırnak eski bir tırnak batmasından muzdarip biri olarak bilirim ki ayrılır. Denktaş’a hak vermezlik edemedim. Ya bu toplum kafayı yer de ben toplumum derse ne olacak? Yabancılara onlar bir toplum dediler alıştı, sonra terfi ettridiler halk dediler, yetmediğinde millet bile dediler. Ya bu safiyan inandı ise. O zaman kalkar ve etten ayrıyım der. Der mi, der.

Bir kere sırada AB üyeliği var. AB üyesi oldun mu bugünkü ekonomik politika tepeden tırnağa değişir. Portakalın olacak da satıp zarar edeceksin, olamaz. Turistik bir ülke olacaksın da emek yoğun dallarda yok pahasına çalışıp para kazanamayacaksın ve turist burayı dünyanın en pahalı ülkesi görüp kaçacak, olamaz. Canın işsizlikten sıkılacak da atılıp bir Avrupa ülkesine iş aramaya gidemeyeceksin, olamaz. Rum tarafının bir andlaşma yaptıktan sonra bile gelip seni tepeleyeceğini düşüneceksin, olamaz. Andlaşma olmadan bile AB üyesi olsan yurttaşı da olacan, kim AB pasaportu alıp da başının çaresine bakmak istemez?

Bakarsın bizimkiler de biz bir toplumuz ayrı çıkarlarımız var demeye kalkarlar. Etten ayrılmak isterler. Olamaz mı? Bal gibi olur. Onun için Denktaş haklı Trükiye’ye bağlılık tabanca, bomba hatta topla korunmaya muhtaç hale geldi.

Denktaş arad bir bunlar %1 der ve bizi kastederdi, artık öyle olmadığını gördü. Önlem almak için aklına da başka bir şey gelecek değil ya! Öyle alışmış, alıştığı önlemleri almaya kalktı.

Devam edebilir mi?

Hiç sanmam. Zaman uygun olsaydı çoktan ezer geçerdi. Toplum falan diye bir şeyi umursadığını gören varsa beri gelsin. Kuvvet babam kuvvet. Hep kuvvete inandı, inanamaya devam ediyor. Halbuki kuvvet izafi olarak gelir gider. Artık öyle kuvvet falan kalmadı. Büyük güçler genel planları içinde elideki avucundakini alıp götürdü. İlle de demokrasi, ille de hukuk devleti ilkeleri diye dayattılar. Ortam baştan aşağı değişti. Eskiden kalanlara ne yaparlarsa ona da onu yapacaklar.

Eski camlar bardak olacak.


Alpay Durduran|Ana Sayfa