Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 25 Mayis 2002
Alpay Durduran

TÜRKİYE'DE SEZER VAR

TÜRKİYE’DE SEZER VAR

Türkiye cumhurbaşkanı gene iftihar edilecek bir şey yaptı. Faşist kafalı insanların koltuğu kapınca umursamadığı temel hukuk ilkeleri ki insanlığın tarih içinde gelişmesinin ve uygarlığın ilerlemesinin temel taşlarıdır, Sezer tarafından tekrar ortaya kondu.

Bilindiği gibi RTÜK yasası değişikliği anayasa mahkemesi kararlarına ve Sezer’in iade gerekçelerine rağmen tekrar hem de anayasaya göre olması gereken oy oranına dikkat etmeden onanmıştı. Sezer iade ettiği yasayı tekara iade edemeyeceği için yayımlattı ama anayasa mahkemesine havale ederek yürütmeyi durdurma talebiyle destekli iptalini istedi.

Gerekçeleri Sezer’in hukukun savunucusu olduğunu kanıtladı.

Diyor ki yasalar açık ve anlaşılır olmalıdır. Yoksa yasayı bilmemek mazeret değildir kuralı da hatırlandığında yasaların akla uygun dolayısıyle bir kişi yasayı duymadıysa bile önemli değil aklıyla hangisinin nasıl olacağını tahmin edebilmelidir iddiası okunduğunda bile anlaşılamayacak ve kişiye göre ayrı yorumlanabilecek bir şey olur. Meclis ve meclise yasa önerenler yasaları açık ve anlaşılır yapmalıdırlar.

Artık Türkiye’de bu kurala dayanarak denetim yapan bir cumhurbaşkanı var.

Yasa anlaşılır olmayınca anayasanın ve tabii evrensel hukukun kuralı olan yasasız suç ve ceza olamaz ilkesi de işlememiş olur. Onun için Sezer yasayı bu nedenle de anayasaya aykırı buldu.

Yasa şöyle diyor: “Korku salacak yayın” karamsarlık, umutsuzluk eğilimlerini körükleyici nitelikte” yayın yasaktır. Anayasada bu deyimler yok. Onun yerine uzun uzun ki buraya yazmak fazla olur, sınırlama gerekçeleri var. Ceza hukukuna bakıldığında da yasadaki yayın yasakları bir şekilde şimdiye kadar içerilmemiş ki denetimlerle anlamları açıklığa kavuşturulmuş olsun. Bunlar yasa hazırlayanlar tarafından dikkate alınmamış. Adamlar ben yazarım da olur diyorlar. Yoksa bu ilkeler hukukçu olmayan bir çok kişi tarafından bile bilinmektedir.

Sezer’in cezalar hakkında da itirazı vardır. Suç ve ceza orantılı olmak zorundadır. Onun için yakın suçlara verilen cezalardan fazla bir ceza öngörmek anayasa aykırı olur, evrensel hukuka aykırı olur. Şeriata karşı olduğunu söyleyenler evrensel hukukun suç ve cezanın orantılı olması kuralının şeriatta olmamasına dayanmaktadırlar ama efendiler galiba sadece rakı içmek yasak olduğu için Şeriata karşı çıkarlar.

Toranaga’yı hatırlayanlar vardır. Japonya’da o zamanlar tek bir ceza vardı: kafa kesmek. Kafa kesilinceye kadar hapis, işkence sonra doğranma... Buralarda da ölüm şekilleri beğen de beğen, cezaların derecelenmesi ve suçun ispatı ile tanımı çağımızın kazançlarıdır. Türkiye’de buna değer verilmiyor çünkü koltuğa oturan ben ne dersem o olacak kafasındadır. Bize de geldi bu anlayış. 1970 ve hatta seksenlerde suçlarla cezaların orantılılığını milletvekillerinin tartıştığına şahit olurduk şimdi artık yok.

Bizde Denktaş var hukuktan gelmişmiş ama bunları kaale aldığını duymadık. Sezer dikkate aldı Türkiye şanslı.


Alpay Durduran|Ana Sayfa