Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 4 Mayis 2001
Alpay Durduran

GLOBALİZM ÇOK UZAK DEĞİL

Globalizm Çok Uzak Değil

Dev-iş’in 1 Mayıs mitingindeki pankartta Yaşasın İşçi Sınıfının Enternalyonalizmi vardı. Gülmüştüm. Çünkü içine kapalı bir ekonomi savunuyordu ve dünya ile ilgili olarak işçi sınıfının dayanışması gibi basma kalıp şeylerden bahsediyordu. Şimdilerde yani globalizm lafları arasında enternasyonalizm kaynadı gitti. Yerlerini buldular.

İMF bahane oldu millicileştiler. Milli sanayi buldular. Askersizleştirmeye ne olduğunu sormadan karşı çıktılar. Halkın sırtına boş gezenlerin binmesinin savunucusu oldular. CTP’nin içinde Kıbrıs’ın birleşmesi için katalizör rol oynaması mümkün olan AB üyeliğine karşı çıkıp ancak çözümden sonra dediler. Dev-iş dedi mi demedi mi bilmiyorum ama partisi yolunu çizdi. Milli politkadan sadece yarın için farklı görüşleri var. Bugün için ayrılık gayrılık yok.

Kahrolsun globalizm diyorlar. Buna bilerek bazı belli politikaları eleştirmek için kullansalar farklı olacak ama o zaman da globalleşmeye çalışma sözü veren Türkiye ve yerli hükümete karşı durarak eleştirmeyi seçmeli idiler. Halbuki işin kolayı ağlayanlarla beraber ağlayıp sempati toplamak. Onu seçtiler.

Ecevit hükümeti bu kadar iş arasında yer adlarını denetleyip aspendos yerine Belkıs deyin diye genelge dağıtmış. Hepsinin merakı halkın beynini denetlemekte. Globalizm demiş biri ya sanki de tescilli marka olmuş. Globalizm dünya çapında düşünmek anlamına gelmekse solcular en sağlam globalisttirler. İşçi sınıfının enternasyonalizminden bahsederken ve dünya olaylarını sınıf tahliline ve işçi sınıfının da tekliğine dayamanın başka ne anlamöı olabilir.

Burada karşı çıkılması gereken monetarist politikalardır. Bakın paşalar radyo ve tv.lerden hep manetarist laflar ederler. Ama kimse kalkıp da sağlam para demek olan sıfır enflasyon amacına karşı çıkmamalıdır.

Unuttuk mu, daha geçen yıl sendikalar eşel mobil veya zam değil hayat pahalılığının durdurulmasını talep etmekte idiler. Şimdi İMF’nin sağlam para politikası ve yönetimin şeffaflaşması isteklerine karşı çıkmanın saşmalığı ortadadır.

Kendilerine gobalist diyen müstesnalar yüzünden Türkçe’ye bir deyim daha kattılar ve sanıyorlar ki evrensel bir deyimdir. Kavram üretmek lazım diye diye şaklabanlık yapıyorlar. Onların dilimize tecavüz etmesine izin vermemeliyiz. Enternasyonalist olan biziz. O kadar. Onun dışında sadece gelip geçici monetarist hezeyanlardan bahsedildiğini belirterek o anlamda globalist demek gerek. Yoksa nalaşamayız.

Örnek mi istersiniz? Liberal kişi bir kazığa kendini bağlı hissetmeyen, siyasi liberal ne sağ ne sol siyasi, liberal düşünceye inanan, liberal ekonomi kapitalist ekonomi demektir. Halbuki Türkler liberal dedin mi sadece kapitalisti anlarlar. Dillerine tasalluta izin verdikleri için her modada yeni deyimi kavram üretme hastalığı nedeniyle kabul ederler.

Globalizm lafları arasında Marx’ın kapitalizm dünyayı birleştirecek kehanetine yaklaşıldığı söylenirken olan nedir? Marx’ın dediği gibi uluslararası kapital hudutları aşıp dünyayı yeni bir kılığa soktu. O kapitalin belli yerlerde yaptığı üretim dünyanın başka bir yerinde üretim yapmayı olanaksızlaştırmakta, teknolojik gelişme geri ülkeleri pahalı teknoloji ithal etmeden gelişeme yolunda zora sokmakta ve saire.

Ama gelişme öyle oluyor ki Amerika Birleşik Devletleri’nde bile halkın içinden biz bir devlet başkanı isteriz, bizimki uluslararası sermayenin emrine girdi haykırışları duyulmaktadır. Sol bunlara alın başkanınızı geri deyebilirler mi?

Geçen hafta Güney Afrika’da uluslararası dev ilaç şirketlerinin patronları toplantıyı yarıda keserek direnmekten vaz geçtiler ve kamuoyu baskısı altında pahalı ilaç patentlerinden insanlık (!) adına vaz geçtiler.

ABD tarihte ilk kez deniz suyunun hareketlerinden bir kasabaya yetecek kadar elektrik enerjisi sağlayacak kadar enerji üretme projesini onayladı.

Bush geri çekilerek çevre için fedakarlık isteyen anlaşma yapmak amacıyla çalışacağına söz verdi.

Bunlar hep zor altında yani gönülsüz olarak alınmış kararlar. Onun için üstlerinden baskıyı eksiltmemek gerek.

Bu baskılar enternasyonalist bir anlayışla birikebildi.

1 Mayıs kapitalistlere emeğin de onların şirketler halinde ve sınırlı sorumlulukla ortaklık kurma hakları olduğu gibi kuruluş kurarak işbirliği yapma haklarının kabulünün ve direnişlerle yasalar güvencesinde tescillerinin dayatılmasının yıldönümüdür. Bunu kutlayanlar enternasyonal dayanışmanın farkında değil gibi hareket ederek ne yapıyorlar. Global olarak haklar elde etmenin bayramını yaparlar, sonra baba Bush’un bahsettiği globalizmden bunu ayırmadan globalizme saldırırlar. Olacak iş degil. Tam tersine global savaşımı anlatıp sermayenin değil emeğin globalleşmesine hız verilmesinin ve bir ülkedeki savaşımın globe çapında desteklenmesi haklarının savunucusu olmaları gerekir. Sağlam ve istikararlı para mı? Evet. İstikrarlı döviz kurları mı? Evet. Ayrıca Dünya çapında haksız rekabete son mu? Evet, ama uluslararası dayanışmaya ve emeğin evrensel değerine de istikrara evet, demleri gerekir. Geri ülkelerde emeğin azgınca sömürülmesine bekçilik eden diktatörlere savaşa da evet, demeleri gerekir.

Geri ülkelere radyo fiyatlarını dengede tutacak politika dayatılırken, üreten işçinin ücretinin ileri ülklerdeki seviyeye çıkmasını sağlayacak politikaların da dayatılmasına evet, demek gerekir. Dünya ticaret örgütü emeğin mamul içindeki payının ayni olmasıbna çalışılmalıdır kararına destek verilmemesi ve uluslararası ilişkilerde video bant telif hakları kavga konusu edilirken, onun konu edilmesini isteyen tek bir işkolu sendikasının çıkmamasını nasıl anlayabiliriz? Sendikalar yalnız kendi ülkelerindeki işçiler için savaşırlarsa dünyadaki adaletsiz gelir dağılımını savunurlar. Olacak iş mi? Global düşünce asıl solcuların işidir. Marx Almanlara değil dünyaya seslendi. Unutabilir miyiz.


Alpay Durduran|Ana Sayfa