Serazat, 18 Haziran 2001
Alpay Durduran
ARSLANLAR GİBİ DÖĞÜŞTÜLER
ARSLANLAR GİBİ DÖĞÜŞTÜLER
Şaşar kalır insan o kadar ünvanlı kişi bir araya gelecek de nasıl olup da dinleyenlerin kafası daha fazla bulanıklaşacak. Emekli generaller, emekli büyükelçiler, emekli olmayan profesörler ve yüksek bürokratlar, hemi de biri milli anıtımız Denktaş yani devlet başkanı.
Geçen gün biri: “ yahu! Türkiye’den deri ve kumaş dikiş artıkları temizleme derneği” adıyla atılıp gelse bu adam gene bizi onlara şikayet edip aşağılayacak” demişti. Vallahi ben de ayni şeyi düşünürdüm. “Amin deyen kullarını Sultan Ahmet helasına ibrik eyle ya Rabbim” lafında geçen ibrikciler birliği gelse gene de onlar kurtarıcımızın mümtaz temsilcileri olarak kabul edilecek Türklük dünyasının büyük lideri tarafından! O büyük lider ilk günü yedi yuttu. Gerisi traji komik sempozyuma deha ürünleri sundular. Birisi bir salon dolusu zombiler gibi gördüydü, hepsinin suratından düşen bin parça idi. Kolay mı o kadar ünün altından kalkmak. Apoletlerinin ağırlığı altında ezilmişlerdi. “Ağır ol da molla desinler” edebiyatından kalma değerlerle bir birlerine ciddiyetlerini kanıtlamakta idiler. Hepsinin itibarı Denktaş’ın gözünde diğerlerinin ayni idi. Hepsi efendi idi. Ama karşılarına geçip Kıbrıs’ın ne kadar stratejik öneme sahip olduğunu onlara anlattı. Terbiyesini takınıp da onlar anlatsın demedi. Haklı da çıktı çünkü onlar da Denktaş’ın stratejik dehasına destek olacak görüşlerini ünlerine uygun sahalarda yaptılar.
İçlerinden asker olanlar Amerika’nın askeri kolejerinde digri de yapmışlardı. Hocaları dinlemiş olsa emeklerinin ne işe yaradığını görüp ağlamaklı olurdular herhalde. West Point’den ders alıp da federal Kıbrıs’a füze yığıp İskenderun körfezini darmaduman edecek bir Yunanistan senaryosunu S300 füzeleri örneği ile takviye eden dehaya hocaları ne demezler ki!
Öyle bir Yunanistan ki NATO üyesidir ve AB’nin tek savunma ve tek dış politika programını kabul ederek artık AB’nin politkasından başka politkası olamayacaktır. Şimdi ise bunlar Kıbrıs’a giremez dediği için almış Girit’e götürmüştür. Daha önemlisi, S300’lerle müdafaam güçlenecek dediği için dünyayı kahkahalarla güldürmüş ve ABD hükümeti bunların güvenlik arttırmaya yaramayacağını, isterlerse önce kısa ve orta menzilli yeteri kadar füze almaları gerektiğini açıklamak ihtiyacı duymuştu.
Bizim Amerikan koleji eğitimlilerinin dediklerini de duydularsa hocaları kahkahalarla gülmüş veya öğrencileri olduğunu farkettirmemeye çalışmışlardır.
Kafa öyle kafa ki onlara baksan Suriye İsrail’den daha mı güçsüz askeri güce sahiptir, gece uyuyamamaları gerekir. Hangi devlet var ki ABD’den başka elinin uzanacağı yerde başedemeyeceği bir güç yoktur. Güvenlik askere kaldı ise yandın demektir. Asker sadece bir araçtır.
Dış politikanın müttefik kazanıp isteklerini karşıtlara kabul ettirme sanatı olduğunu okullarda okuduğu halde etrafımız hep düşman diye başladığı konuşmalarda dışişlerinin çok başarılı olduğunu ve günlük politkasını beğenmeyen herkesin hain ilan edilmesi gerektiğini söyleyebilenler alimane laflar edip durdular. Sempozyum akademisyenleri de sadece neden zaman zaman sapma olıuyooo diye politkasını desteklediklerine serzenişte bulundular.
Vay guzum vay! Neler yetiştirdin be analar.
Ne anaları ulan demeyin, lafın gelişi. Bunlar Osmanlı zamanından beri Şap hastalığı gibi insan beyinlerini denetleme hastalığına yakalanmış veya ülkeyi eyi vatandaş yetiştirme çilftliğine döndürmüş idarelerin yetiştirdiği insanlar. İlk bu işe başlayan yani beyin yıkamayı becermiş olan çoktan öldü gitti çıraklar kendi yıkanmış beyinlerini klonlamakla meşgul.
Kahramanlar bir salona doldular yedi düvele kendi kendilerini nalatırmış gibi savaştılar, am kendileri söyleyip kendileri dinlediler. Hele Rum dünyayı kandırıp duruyor derken tam komedi oynuyorlardı. Ne safmış be bu dünya ha!