Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 21 Haziran 2001
Alpay Durduran

ŞANSLARI KALMADI AMA EFELENMEYE DEVAM

ŞANSLARI KALMADI AMA EFELENMEYE DEVAM

NATO üyeliği, AB üyeliği, AGSP, AK ve Türk Amerikan ilişkileri derken Türkiye durduğu yerden de Doğu’ya itilmekle karşı karşıya kaldı. Tabii itilemez ve itilmeye evet diyemez ama durumu içler acısı. Buna rağmen yönetimdekiler, iktidar ve muhalefet olarak efelenmeye devam ediyorlar. Olmayacak dualara amin diyorlar. Güya halk onlara böyle davranmazlarsa destek vermeyecek.

Parti dediğin parça demektir. Parça bütünden ayrıldığı kadar can bulur. Türkiye’de ise parça olmayı hazmedemiyorlar. Halk onlarla hem fikir değil. Onları parçalar olarak görüp öyle değerlendirmek istiyor ve alternatif arıyor ama onlar ayrılığı gözden saklamaya çalışıyor. Görüngü isteyen partiler hakkında şikayet yapanların siyasete az buçuk katılan insanlar arasından çıkmasına bakabilirler. Ulu orta hepsi de ayni pislik diyen ama siyasette görülmeyenler de şikayetçidirler ama onlara bakarsanız yanılabilirsiniz çünkü öyle konuşmak olur mu bekle iktidara gelesin, sonra azar azar kendini gösterirsin derler.

Herkesten oy bekleyen ve herkesin istediği varsayılan şekilde konuşan politikacılar tabii ki parti olmamak için çalışırlar. Halk arasında çeşitli görüşler oluşur. Partilerden bu görüşlere sahip olanların aranması ve bulunmaması, bulunacağı yerde olanların ise başka laflarla başka görüşteki seçmenlerin oylarını almak amacıyla çelişkili görüşler ileri sürer olması bugünkü güvensizliği yaratır. Kısacası partiler pirince giderken evdeki bulgurdan olurlar. Asıl şaşırtıp kaybettikleri siyasete katılan kendi doğal yandaşları olur.

Türkiye bu hale aynen bizdeki nedenlerden dolayı geldi. Ecevit, havası olan soldan oy kazanmak için toprak işleyenin su kullananın sloganını atardı. Dereye kadar gitti su içemeden döndü. Hayatına suikast bile yapıldı ama hükümete baş oldu, devlete hakim olamadı. Suikastciler bile araştırılamadı. Özel harp dairesi de ne, kim kurmuş, dedi, hükümet süresi yanıtını alamadan sona erdi. Anamuhalefet partisi başkanıydı kendini hapse atanları bilmem kaçıncı cumhurbaşkanı olarak sineye çekti. Tüm partilerden daha güçlü olan bir devlet partisinin olduğunu hep hissettiler, derin devlet diye ad taktılar ama ona karşı bir politika geliştiremediler. Hükümete gelirler kul olmaktan kurtulamazlar.

Birinci aranması gereken derin devleti yok edecek somut programlarla siyaset yapacak bir partidir. Öyle demokrasi, şeffaflık, hesaba gelirlik sözleriyle değil, açıkca devletin yüksek askeri ve sivil memurlarının elini kolunu bağlayacağını, onun, için kullanabilecekleri her kuruşu denetleyeceğini, siyasete bulaşan devlet organlarının siyasete etki edecekleri kanalı kapatacağını ve siyasi iktidardan kopuk devlet yetkililerinin yetkilerini hukuki olarak kullanmalarını sağlamak için her işlemin hangi yasa veya yasa uyarınca çikarılmış mevzuata dayanılarak yupıldığının kayda geçirilip hesabının da sorulacağını dobra dobra söylemek suretiyle destek istemesi şarttır. Bu yolla iktidara gelemeyeceğine inanan hiç yola çıkmasın çünkü seçilse de bir şey değiştiremeyecektir. Nerde görüldü söylemeye korktuğunu yapabilen!

Türkiye’de böyle bir parti görülmedi. Halbuki tüm partiler bunu istemek zorundadır. O yüzden de her önemli konuda yalnız biri veya ikisi değil hemen hepsi parçalanır, iç çelişkilere düşer ve içlerinden bazıları derin devletten yardım alıp parti içi iktidar kavgası yapmaya kalkar.

Bugünkü bunalımda da partiler içlerinde bölündüler. Hiçbiri için bu Batı yanlısı o değil deme olanağı yoktur. Batı’nın oyuncağı oldular. İte kaka götürür.

Arslan MHP demokratikleşme gündemimixde yoktur dedi bir hafta geçmeden anayasa değişikliğine öncelik verdiklerini Meclis’i tatile sokmamak gerektiğini açıkladı. Mesut AB için daha hızlı hareket gerektiğini söyledi, iki gün sonra AB’nin Kopenhag kriterlerinden olan ve ortaklık programında 2002 Ağustos’una kadar çözüme söz verilen Kıbrıs konusunda iki devletlilikten taviz yok falan dedi.

Bu durumda Batı son dakika operasyonu ile bunları dize getirip tükürdüklerini yalatacak. Rezil olup halktan saklamak için yalanlar uyduracaklar. Bakalım o zaman bize neler etmeyecekler. Herhalde anamızdan başlayıp “Gördük ki bunlar gavır piçi imiş, para verdik ziftlendiler doymadılar, ha bre nankörlük ettiler” “bir de kalkıp AB üyesi oacak Kıbrıs’ın pasaportu ile Avrupa’ya kaçmaya başladılar, ne yapalımdı yani, gözlerine dizlerine dizilsin” diye devam edececeklerdir.

Kıbrıslı olup da bunların herşeye rağmen iki devlet yaratacaklarına inanan ve dalkavukluk edenlerin hali ise tam rezalet olacak.

Efelenecek şey kalmadı ama bunlar son dakikaya kadar devam edecek anlaşılan. Utanacak değiller ki dizlenince.


Alpay Durduran|Ana Sayfa