Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 25 Haziran 2001
Alpay Durduran

FAZİLET KAPATILMIŞ

FAZİLET KAPATILMIŞ

Parti kapatılır mıymış? Kapatılır, kapatılır. Kimsenin devletin hikmetinden sual etmeye hakkı yoktur. Bu devlet modeli, öyle bir modeldir işte. Sağcu, solcu, adı ne konmuşsa konmuş olsun Türkiye’de insanların çoğunluğu bu kafadadır.

UHH kurulmuş dendiğinde kaydı olmadan bir dernek nasıl çalışır diye bağırıp çalışan solcular işaret ederler ki bizde de Osmanlı’dan o kadar uzak kalmış olsak dahi kafamız pek toparlanamış. Bir sürü solcu dernek kaydı yapılmadığı için faaliyettedir, ama onların üyeleri de bağırırlar. Nedendir dersiniz? Bizim de sesimizi kısın, kurunun arasında varsın yaş da yansın mı diyorlar? Yoksa, farkedilemez mi diyorlar? Hele bir de yıllık harcını yatırmadığı için tüzel kişilikleri düşmüş olanları hesaba katsat tek bir dernek açık kalmaz, nasıl konuşurlar? Konuşurlar efendim konuşurlar, hem de kılıflar uydurararak konuşurlar. Ne imiş UHH bildiri yayımlayınca kaydedildiniz mi diye sormaz mısınız demişler de BRTK kara kara düşünmüş. Yok yahu bizim derneğin bildirilerini verirlerken kayıt numarası mı istedilerdi?

Devlet var ya devlet alimallah kapatır da kurdurur da, para da verdirir, bildirilerini de yayın yapar, yapmaz da... Hikmetinden sual edilemez.

Sen böyle bir devlet ister misin? İstersen aha orada.

Milli nizamcilar solcuların uzun ve zahmetli savaşımları sonunda genişleyen özgürlüklerden yararlanarak, laik dedikleri Türk devlet modeline karşı islami dedikleri tarifi kendilerince malum bir idare kurma iddiasıyla harekete geçtiler. O zaman ben de Türkiye’de öğrenci hareketleri içinde yer alır ve onları tanırdım. Tek bir milli nizamcı yani islam hareketcisi tanımadım. Efendilerin özgürlük mü istediklerini yoksa zaten ceberrut olan devleti daha da ceberrut hale getirmek için mi uğraştıklarını nerden bileyim? Kıbrıs’ta da o kadar nümayiş oldu, özgürlük talepleri yapıldı, tek bir müslüman kardeş tanıyamadık.

Mesela derneklerin yani örgütlenme hakkını anayasa görüşmelerinde ele aldığımızda ( dikkat edin kaydolmadan ve izin almadan kurulabileceği iddiasıyla kazan kaldırmıştık) yanımıza gelen tek bir müslüman olmamıştı.

Geçen yıllarda anayasanın demokratikleştirilmesi, UBP tarafından gündeme getirilince değişiklik taleplerimizi yayımlamış ve ilgililere de dağıtmıştık. Bir tanesi de parilerin kapatılmasını önleyen kurallardı. Tek bir islami dernek ilgilenip de nasıl savunabiliriz, örnek var mı, şöyle böyle olsa falan demedi.

Başörtülü üniversite öğrencilerine yasak konmamasını savunduğumuzda bile bir teki ilgisini göstermedi.

Ne yenilikcisi ne eskilikcisi başka bir dünyanın insanı gibi yaşamayı yeğliyorlar. Şimdi AİHM’ye başvuracaklarmış. Hatta Erbakan kızmış neden bu kadar geç karar veriyorlar diye. Ama AİHM’nin kararlarının geçerli olması kararının alınması sırasında Batı taklitcileri diye dalga geçenler de onların safhasında bulunurlar.

Gene de özgürlükler savunulmalıdır. Onları savunmayanların özgürlüklerini bile savunmak gerek. O bakımdan Türkiye devleti parti kapatmanın hesabını gün gele verecek. Bu hesap verilmediği için zaten zırt pırt parti kapatıp durur.

Partiyi kapattıracak akdar dehşetengiz suçlar işlenirmiş ama parti kapatılmadan suçlulara birşey yapılmıyor. Olacak iş mi? İtalyan ceza yasasında madde bulup cezalandıramıyorlar da partiler yasasında ve nasıl oluyorsa anayasada madde buluyorlarmış.

Hukuk devleti hala hukukcularda ve Meclis ile partilerde yerleşmemiş ki anlamlı iş yapılsın. Anayasa mahkemesi kararına bakarak birşey anlamak da olanaksız. Çünkü mahkeme mecburiyetten yasalara göre karar verecek olduğuna göre abuk sabuk yasalara göre alınacak karardan da durum anlaşılamaz. Anayasa mahkemesi öyle karar almaya mecbur olmuş bile olabilir yani, demek istiyorum.

Türk eski Ortadoğu sultanlıklarının güvercin yuvası gibi kutu kutu statüler yaratıp denetlemeye çalıştığı gibi örgütleri dernek, kooperatif, işçi sendikası, memur sendikası, parti ve saire diye anlamı çarpıtılmış şekilde sınıflara ayırır. Bunu anlayıp örgütlenme hakkını hakkını vererek koruyabilmek bu bölgelerdekilere çok geliyor velhasıl. Ünlü bir avukat bile örgüt olabilir ama tüzel kişilik kazanmak ayrı şeydir diyebildikten sonra ne beklersiniz!


Alpay Durduran|Ana Sayfa