Serazat, 9 Haziran 2001
Alpay Durduran
BRAVO ESERE
Kıbrıs belası yüzünden kafamızı dünya sorunlarına yorarken bile bulunduğumuz yerden kendimizi yalıtmadan bakıyoruz ve çoğu kez konuları atlıyoruz. Eser yazısında ben ekonomiden anlamam dedi. Şüphesiz ekonominin de bilim adamları tarafından işlenmiş yanlarını bilmeden eksiklik olacaktır ama genel kültür sahibi insanların aklı selimle yaptığı gözlemler önemlidir. Ekonomi ayni zamanda para demektir ve maliyeciler tarafından iğdiş edilmiştir. Bilim adamları da ekonomiyi tahlil teknikleri içinde ceteris paribus yani diğer bileşenler değişmemek kaydıyla diye önkabuller yaparak kolaylaştırırken konuyu saptırmaya uygun hale getirmişlerdir. Onun için bence Eserin görüşleri ünlülerin lafazanlıklarından daha değerlidir.
Onun dediği gibi kapitalist ekonomistlerin malların ve sermayenin serbest dolaşımını ileri sürmelerine karşı olmaz, dış sömürüdür demek yerine hizmetlerin de yani insanların da serbest dolaşımını ileri sürmek ve kapitalizmin sermayenin serbest dolaşım talebine patent ve telif haklarının makul hale getirilmesi ve araştırma-geliştirme iştahını yoketmemek kaydıyla nasıl fahiş fiyatlara devletlerin müdahale hakları varsa benzer yetkileri ellerine alabilmelerini talep etmek gerekmektedir..
Tabii serbest mal ve hizmet dolaşımı ki gezme, iş bulma, iş kurma ve yerleşme özgürlükleri ve tüm evrensel insan hak özgürlükleri kapsanır, iyi hükümet sahibi olma hakkı taleplerini de dış politika gündemine sokmalıdır.
Bunların IMF ve Dünya bankası ve kapitalist devletlerin dış politka gündeminde de kısmen yer alması anlaşılabilir. Sermaye dolaşırken kazaya uğramak istemez. Onun için gittiği ülkede ki tüm ülkelere muhtactır, mali güvenlik ister. Mesela KKTC denilen bölgede dış sermaye denen dış paraya serbestlik görülmemiş derecededir. Dış sermaye için sevdalıdırlar ama gelmez. Sıcak para dedikleri sermaye niteliği olmayan sadece faiz veya komisyonluk için gezen para bile KKTCyi güvenli bulmaz ve gelmez. Güvenli bulup gelmesi istenen para, gittiği yerde halk tarafından denetlenebilen bir şeffaf hükümet bekler. Onun için IMF ve diğerleri namuslu bir idare şartını dayatmaya çalışır.
Hal böyle iken yani IMF ve saire demokratik, şeffaf ve accoutable idare peşinde koşarken neden onlara öfkelenelim? Bu soruyu sorup yanıtını vermek ve hızla halklara anlatmak solun boynuna borçtur. Dikkat edersek IMF aleyhine yapılan gösterilerde verilen mesajlar iki türlüdir. Bir, IMF kapitalizmi geliştirmekte ve yaymakta ve dünya çapında gelir dağılımı adaletsizliğini artırmaktadır; multi national kumpanyalara hizmet etmektedir. İki, ülkede sosyal adaletsizlik yaratmaktadır. Birincide protestocular haklıdır ama ikincide sosyal adaletsizlik gerekçelerine bakınca yabancı işçi rekabetinden ucuz mal rekabetine kadar dünyayı milli devletler eliyle sıkıca küçük küçük parçalar halinde tutmak ve geri ülkelerdeki halkların kaderine onlara özgürlük tanımak iddiasıyla göz yummak gibi tehlikeli şeyler de talep edilmektedir.
Bu nedenle enternasyonalist bir ideoloji olan sol ideoloji daha net bir şekilde dünya için politkalar belirlemeli ve duyurmalıdır. Türkiyedeki sol gibi ülkeyi soyup soğana çeviren ve görülmemiş bir hızla gelir dağılımını bozan milli idareye destek olan IMF karşıtı protestolara katılmak hatasına düşülmemelidir. IMFnin istediği bir devlet yapısıyla mevcut yapı kavga ederken arada dayak yemeye gerek yoktur. Ahali kızdı, momentumu yakalayalım iddiaları ile yapılan eylemlerin hüsranla biten sonuçlarının tarinden fazla bir tarih herhalde Türkiye solu için yazılamaz. Şimdi bile IMF ile kavga ortak paydasında millicilerle takışmakla meşguller. Devlet arpalığı olan Alaturka devlet şirketlerini satarak değil sürekli kemirerek mi yutsunlar diye tartışıyorlar. Sola ne böyle devlet iktisadi kuruluşundan! Sol ne ister, bunu anlatmak için ikisini de mahkum etmelidir. Var mı solun modelini tanıtma gayreti? Kızılayda falan, yapılan mitinglerde bunu duymak isteyen var mı? Yoksa senin orda işin ne? Maksat şenlik mi?
Biz Eserin gayrı ihtiyari ve tevazuyla ele aldığı konuyu geliştirip solun enternasyonalizmi ile Globalleşmeyi ele almalıyız. Dünyayı bir ve bütün olarak gören soldur, onun için globalleşmeyi kehanet eden de oydu. Dünya tüm olarak ele alınmadıkça ülkeler de rahata ermez. Dünya bankasının politkaları aynında BM dahil birçok uluslararası kuruluş aracılığı ile dünya tüm olarak kalkındırılmaya çalışılmalıdır. Uluslararası sermayeyi denetleyecek uluslararası kuruluşlar güçlenmelidir. Politkaların ne olması gerektiği de formule edilmelidir.