Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 17 Temmuz 2001
Alpay Durduran

DEMOKRATİK MEKANİZMALI İKİ MODEL

DEMOKRATİK MEKANİZMALI İKİ MODEL

Demokrasi icat edildikten sonra iki model ortaya çıktı. Birinde halkın dediğinin olması için mekanizmalar çalışır ötekisinde halka politkalar onaylatılır.

Halk pek de dediğinin uygulanması için diyecek birşeyler bulmaya çalışmaz, sadece dediğine itibar edilmesi ile yetinir ve sandığa pek az gider. Onun için bir çok demokratik memlekette seçime katılma oranı düşmektedir.

Diğerinde ise politkaları halka onaylatmaya çalışırlar. Onun için seçime katılmamayı suç olarak tanımlayıp az da olsa ceza verenler bile vardır. Oralarda halkın onay vermesi için kesenin ağzını açanlar, halktan toplanan paraları kalın onayını sağlamak için kullananlar ve hatta halkı tehdit edenler bulunur.

Demokrasi diye halkla oynamak, hatta halkı biçimlendirmek, sultanlıklarla böyle bir rejim arasında sadece sultanın aman halkı kızdırmayayım dediği sınır ile halkın oyunu alabilecek kadar hoş görüneyim veya yeterince korkutayım sınırı arasındaki kadar kısa bir mesafe meydana çıkarır. Tüm farkları bu mesafe kadardır.Halkın parası ile halkın ne düşüneceğini tayin etmek için ajanlar tutarlar, halktan nüfuzlu olanlara menfaat sağlarlar, halka başka yol gösterenlere zorluk çıkarırlar, tehdit ederler, yanlarına yaklaşanları pişman ederler ve hatta işkence ve öldürme yollarına giderler.

Herhalde insan haysiyeti, halka onaylatmayı halkın parasıyla beceren bir devlet idaresinde yaşamayı kabul etmek istemez ama bu maskaralık kenidini, halktan topladığı paralar ve halkın çocuklarını vatan hizmeti adı koyarak askere alınanlar ile korur. Nasıl baş edip de devirecek ve demokratik yapacaksın?

Bakın! Türkiye’de haysiyetinden kuşku duyulamayacak yiğit insanlar hapse gire çıka çare aradılar ve bulamadılar onun için Türkiye’nin AB üyesi olmasını bu rejimden kurtulmak için istiyorlar. Ne için istediklerini de açık açık söylüyorlar.

Bakın denktaş’a! O da seçim sandıkları ile UBP’den kurtulmaya çalışıyor ama çaresiz kalıyor. Onun için Türkiye’den bazı güçleri yanına alıp ancak kıçını kurtarabiliyor. Kalkıp da AB’ye üyelikten medet umacak değil ya!

Cezayir’de de demokratik mekanizmalar vardı. Ama Habib Burgiba kendini bilmez hale gelinceye kadar seçimle götürülemedi. Nihayet bir hastahaneye yatırıldı da yerine yenisini atayabildiler.

UBP çeteleşti. Halkın parasını meşru, gayri meşru diye kafa yormadan toplar, adamlarını yemler ve hem havuç hem kırbaç politkası ile halkın oyunu alır. Denktaş da çıraklarından koptu, Türkiye’nin bazı acentaları ile koltuğunu koruyup istikbal için evladı ayalini güç odaklarına yerleştirmeye çalışıyor.

Hukuk devletinde havuş, kırbaç politikası olmaz. Her devlette gücü kullanırken yolsuzluk görülür ama yolsuzlukla mücadele gücü ile gücü, menfaat sağlamak için kullananların gücü farklıdır ve yolsuzluklarla mücadele elle tutulacak kadar görülür.

Böyle bir mekanizma kurulmadan bu heriflerden kurtulmak olanaksız. Ama mekanizmayı kuracak olanlar da onların onayını almak zorunda onun için işin içinden çıkılamıyor. AB mevzuatına uyum sırasında bu mekanizmaları kurma şansını elde edersek ederiz yoksa bu rejim kendi kendini yenileyip gider. Ne zamana kadar mı? Ta ki ekonomik gerilik devleti dış müdahalelere açsın ve halk bu gidişle yabancı müdahalesine bile uğrarız veya ülke de elden gider veya azınlıklara dış yardım gelir bağımsızlık istekleri ülkeyi parçalar veya borç batağına batılınca IMF ve benzeri kuruluşlar dayatır, diye halk ayaklansın ve bunların doğrultusunda iç güçler iktidarı değiştirsin.

Bugüne bakarsak burda Türkiye para vermeden yaşayamayız diye Türkiye bürokrasisine teslim olup küpünü dolduranlar pahalı gelmeye başladı, Türkiye’de de IMF gibi kuruluşların batak idareye talimatları görüldü ve stratejik çıkarlar doğrultusunda Türkiye’yi AB’ye almak için modernleşmesi dayatılır oldu. Eksik olan iç dinamiktir. Sermaye kesimleri ve solun önemli bir kısmı yolu farketti ve destekliyor ama solun bir kısmı idareyi milli sayıp karşı çıkıyor. Sağ ve sol Türkiye’de milliyetcilik batağına battığı için buna katılması beklenenlerden tam destek çıkmıyor.

Çelişkiler işbirliği olanağını azaltıyor. Galiba bereber yürünecek yol ve ayrılınacak nokta üzerinde durmak gerek.

Herneyse, bana göre IMF bunları sarsalarsa bana bu rejimi desteklemenin düşmediğine inanırım. Varsın yesin kendisini, paraya denetim getirirse ve bu devlet para bulamaz hale gelirse solu ezmek için de para bulamaz, başkalarını ezmek için de.

IMF ile hesabı evrensel olarak görmek gerek. Evrensel IMF karşıtları ile işbirliği aranmalı.

Daha doğrusu sol evrenselliğini hatırlayıp yeni bir dünya için programlar yapmalı ve dünyanın tüm olarak gereksindiği uluslararası örgütleri düşünmeli ve mevcutların politikalarını eleştirerek önerilerini sıralamalıdır. Globalleşmecilere dünyayı bırakmamalıdır. Asıl global olan soldur.


Alpay Durduran|Ana Sayfa