Serazat, 24 Temmuz 2001
Alpay Durduran
MALEZYA'DAN SELAM ETTİ
MALEZYA’DAN SELAM ETTİ
Malezya cumhurbaşkanının daveti üzerine kalkıp oralara gitmiş ve islam ülkeleri arasındaki daynışmayı nasıl arttıracaklarını görüşmüşler. Konu çok önemli ama ikisinin yapacağı birşey yok. Hala fütühat fikrini yenememiş insanların idare ettikleri ülkelerin dayanışmaları olanaksız. KKTC’nin tanınması da olanaksız.
BRT muhabiri haber çıkaracak, soruyor, yanıt Malezya çok temiz, elektronik sanayiinde çok, ilerlemiş, işadamlarımız buraya baksınlar oluyor. Durur mu, BRT mubiri gene soruyor, Rumlar telaşlandı. Yanıt, siz onlara bakmayın en ufak hayrımızı görmek istemezler.
Gene olmadı, bu kez Kofi Annan’la görüşeceğiniz haber oldu, diye soruyor. Yok mu ya! Annan davet edecek ve yeni bir zeminde yani KKTC devlet olarak kabul edilmiş halde görüşmeler başlayacakmış. Yanıt tamamen boş. Biliyorsunuz bekliyoruz, çağırırsa ve yeni zemin üzeinde anlaşırsak, ona göre görüşmeler başlar.
O söylemese de BRT, Denktaş’ın BM’ye gidip Kofi Annan’la görüşecek ve görüşmeler başlayacak diye haber oluyor. Halbuki Kofi Annan Denktaş’ın görüşme taleplerine Ocak ayından beri evet demiyor. Geçen hafta verilen habere göre de evet demedi ve onun yerine bürosundan açıklama yapılarak, ne istediğini söyle, BM çerçevesinde çözüm arayacağını kanıtla, o zaman kalındığı yerden devam kararı vermek için birşeyler yapalılabilir dedi..
Artık görüşme için görüşme bile değil görüşmeye başlamak için birşeyler elde etme hevesine kapıldığı için Ocak ayından beri Denktaş’la görüşmek isteyen kalmadı. Ya G8‘lerin kararında da yer aldığı gibi güvenlik konseyi kararlarına uygun olarak federatif bir çözüm için terbiyesini takınacak, ya da bekleme odasında bekleyecek. Ne zaman Türkiye’nin taşıdığı yük taşınmaz olacak o zaman barışçılık Türk edebiyatına girecek, biz de tembel ve nankör olarak terkedileceğiz. Andlaşma da sağlanacak.
Bulgaristan, NATO üyesi olmağa kazırlanırken, diğer NATO ülkesi Türkiye ile ortak askeri tatbikata hazırlanıyor. Türkiye Bulgaristan askeri ile yarışmış olacak ve tekrar NATO üyesi olmanın kendisine ne kazandırdığını ölçecek. Madem ki NATO içinde güvenliğini sağlamaya çalıştı ve ona göre hesap yaptı. Artık NATO’nun yeni önceliklerine de alışacak.
Hiçbir şey eskisi gibi değil. Türkiye oturup yeni hesaplar yapmak zorundadır. İçinde de değişen yeni bir durum var. Borsada ne olmuş diye her gün bakmayan hükümet yok.
Bunlara ayak uyduramayan ya darbe yaptırıp eskiyi korumaya gidecek, onun için de bir sürü yapıyı yerle bir edecek ya da geri çekilecek. Böyle yapsalar bile bir süre sonra ayni dayatma gene olacak. Onun için tek alternetif yeni dünya ilişkilerine uyum sağlayan bir sol harekettir. Ama Türkiye ufkunda görülmüyor. Türkiye solu ne yazık ki ordunun icat ettiği islami tehdite karşı 1924 Türkiye’sini savunmaya döndü. Bazı küçük sol akımlar ise evrensel olarak, yeni kapitalist düzene karşı verilen mücadeleye katılmakla beraber onun da global olduğunu kavrayamadığından o çerçevede politik program yapamaz durumdadır.
Bunlar yüzünden Denktaş Malezya’dan Annan’a mesaj yollasa da içi boş kalmakta ve Annan onu çağırmamaktadır. Halbuki Türkiye’de statükocuların en büyük kozlarından biri Kıbrıs sorunudur.
Geçen TV proramında yenilikci islami harekete değinen profösör dahi onları değerlendirecek bir program arandığında Kıbrıs politkaları da belirsiz demek durumunda kalmıştı.
Kıbrıs’sız politika olmaz.
Zenginlere yoksul devletlerin bırçlarını bağışlama çağrısı yapan ve globalleşme karşıtları diye takdim edilen gerçek globalistlere destek veren sol ve çevrecilere elbette ki Ada’yı ve komşularını zehirleyen Kıbrıs sorununda ne düşündükleri de sorulacaktır. Ne yanıt verecekler?
Borçlar bağışlansın ama borç verilen para emekten kesilmiş ve biriktirilmiş bir paradır ve borçlananlar bunu har vurup harman savurmuşlardır. Borçlar bağışlanınca yeni borç olanağı verilmeyecek mi? Elbette bağışlansın diyenler, yeni borç verilsin hatta yardım olarak da verilsin diyeceklerdir ki arkasından ama bu kez ekonomik adil bir gelişme için şartlar konsun da diyeceklerdir.Kıbrıs gibi bir sorunu gerici bir fütuhat kafasıyla çözmeyen bir idareye para verilsin derler mi?
Globalleşme karşıtı olarak takdim edilenlere sorulsa onlar kapitalistlerden daha katı kurallar koyacaklardır.
Geri ülkelerin uğraştıkları sorunlara bakın, hep komşularıyla kavgaya dayanmaktadır. Komşusu ile kavga edene yardım yapmak ve yardımların askeri harcmalara olanak verecek şekilde kullanılmasına fırsat vermek her hadlde düşünülemez.
Denktaş’ı bugün kabul etmek ve ona Kıbrıs’ta kabulü imkansız öneriler yapmak üzere müzekerelere başlama fırsatı vermek, Türkiye’ye AB ile işlerini kolaylaştırmak ve çözümsüzlüğe rağmen yeni borçlar bulup rejimi kurtarma fırsatı vermekten başka birşey değildir. Onun için Malezya’dan BM’ye görüşme için hazırız baskısı yapmaya çalışsa da, halka işte yeni bir fırsat arıyoruz imajı verse de sonuç getirmez. Kapitalizm öncelikle kazanca bakar. Kıbrıs sorununda görüşme başlasa ortam rahatlar ve Türkiye’ye yüksek faizli borç verme olanağı ile ticaret hacmi büyür diye hemen atlar. Ama solcular gene mi numara? Bunlar yola gelmedi, tehlikeli ortamı değiştirmeye niyetli değiller diye redder.
Malezya selamı onun için boşa gitti.