Serazat, 24 Temmuz 2002
Alpay Durduran
KAPICI YAP KRAL OLSUN
KAPICI YAP KRAL OLUR
Sık sık hastane kapıcılarının kral oldukları ve insanların kapıda onların karşısında eziklik duydukları Türkiye’de makalelere, tiyatro eserlerine ve filmlere konu olmuştur. Ama tahlilini yapıp sonuçlar çıkarıldığı yeterli derecede iddia edilemez.
Neden bu insanlar fırsatı bulur bulmaz başkalarını ezmeye meylederler? Bunun incelemek gerek. Unutmamalı ki idari hiyerarşinin en altından en üstüne kadar, resmi veya gayri resmi, insanlar daha ilk okula başlamadan karakterinin %70’ini elde eder. Aile içinde bir çok değer yargısı şuur altına yerleşir. Evde serbestlik yoksa insan orada başkalarını ezmeyi öğrenir. Değişmez mi? Değişir elbette ama ilk fırsatta gene şuur altından fırlar.
Televizyonda AKP başkanı Erdoğan konuşuyor ve tabii ki gücü eline geçirirse yapmak istediklerini anlatıyor. Ona göre önemli olan konular insanların içki alışkanlıkları vardır ve tedbir alınarak insanlar korunmalıdır. Kumar alışkanlıkları vardır önlenmelidir. Böyle şeyler ekonomisi Osmanlı devrinden beri devlet himayesinden kurtarılamamış ve doğal olarak sürdürülebilir bir tek sektör olamamış bir ülkede gelecek seçimlerde en çok oy alabileceği saptanmış bir parti liderinin derdi. Kendini insanların babası sayarak iyi insanlar haline getirecek ve tabii cenneti kazanmalarını sağlayacak.
AKP gibilerine yetki verin size ne yiyeceğinizi, ne içeceğinizi, nasıl ibadet edeceğinizi ve saire öğretmek için vergi toplasın, harcama yapsın, polis görevlendirsin ve biraz daha kıçını yerleştirirse takva polisi kursun ve camiye gitmeyenleri, açık saçık giyinerek müminlerin günaha girmesine neden olanları yakalatsın.
Sandık var seçimi kaybeder derseniz; kolay değil. Bu ahlakı sağlam ve cennete yönelmiş kişilerin iktidarlarını sürdürmek için seçmen kazanmak için yasa içi dışı diye bir kaygı duymadan militan besleyeceklerini ve populist denen her numarayı yapacaklarını görürsünüz. Mesela Belça gibi bir kuruluşları varsa olmadık derecede kar göstermesini emredip karı ortaklar arasında paylaştırmak, sonra yeni şube açmak veya mevcut şubelerde personel sayısını artırmak ve militanları yerleştirmek onlar için mibah olacaktır.
Örnekten hisse çıkarabilirsiniz. Belça’nın başına da bunlar geldi.
Trafikten memnun değil mi, hemen cezaları arttırın, cezalandırma karar sürecini kısaltın derler. Anayasa yalnızca yol trafik suçlarının davasız hallini istisna tutmuş ve suçun tanımını da cezasını da yasa belirlesin, cezayı da yargıç kararlaştırsın demiş ama bunlara kendi iradeleri yeter. Önce puan cezası diye bir ceza icadettiler, sonra cezalandırma yetkisini de polise verdiler. Giderek azdılar ve bu yasanın sadece suçları davasız halletme izni verdiğini yani tarafların anlaşmaları halinde yargıça gerek duyulmamasını istediğini unuttular dava yolunu seçeni cezalandırmaya kalktılar. Adam doktor olmuş ama artık ipin ucunu kaçırmış nerde ise trafik kazası yapanları ipe çekecek! Kaza derneği başkanı madem yargıça gittiler ve suçlu bulundular polis bunlara iki misli puan cezası versin ki suçluluğunu bile bile mahkemeye gitmesin diyor. Anayasaya aykırı olduğunu anladım dediği bir konuyu dahi önemsemiyor ve geçecek zamanda süratli araba kullananların yapacaklarından korkarım diyor.
Daha örnek vermeye gerek yok. İnsanlarımız bir yetki buldular mı doğru saydıkları amaçlar uğruna kestirmeden gitmekten ve kendilerini her sınırın dışında saymaktan kurtulamıyorlar. Demokrat olduklarına yemin ederler ama inanmayın çünkü demokratlık önce bende bu yetki var mı nerden buldum diye iyice düşünmeden başkalarını ilgilendiren konularda adıma atmamayı bilmek demektir.