Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 13 Agustos 2002
Alpay Durduran

TURKİYE DERSİ

TÜRKİYE DERSİ

Türkiye’de DSP hükümetinin son yıllarda Türkiye’de yapılması çoktan gerekli ama yapılmamış işlerin yapıldığı bir dönemin onuru konuşulmakta ve “paketten sapma yok” demek ovünç konusu sayılmaktadır.Nedir bu övünülecek iş?

Derviş’in gelişiyle devletin ekonomideki rolü azaltılmaya başlandı. Yani artık Fderviş dahil bakanlar ekonomiye katkı yapmaktan uzak duracaklardı. Dolayısıyle ekonomiye yön vermedikleri açık. Bu arada tabii ki başlanmış ve bitirelememiş yatırımlar vardı. Onların çoğu iptal edildi. Ama yenilerinin kararlaştırılması için de baskılar sürdü. Yani ekonomiye yön verme çabaları azaldı, yok olmadı. Bunlarda Derviş’in rolü olmadı. Onun için ekonomiyi canlandırma rolü almadı. Bilemeyiz Derviş yönetici olsa ne yapardı.

Derviş, piyasaya ve özel sektörün liderliğine inanır. Öyleyse kendisinin liderliğine inanmaz.

Buna rağmen neden bu kadar övünülecek iş yaptığı kanısının yayıldığını Derviş’in kendisinden de dinlediğimizde gördüğümüz sadece devletin rolünün azaltılması, özelleştirme ile devlet işletmelerinin elden çıkarılması ve yolsuzlukların önlenmesini sağlayacak bir yetkisizleştirme olmasıdır. Bua rada devlet işlerinin şeffaflaşması ve hesaba gelir bir idari yapının oluşmasıdır.

Bunlara ek olarak bankaların bağımsız bir kurul tarafından denetlenmesi yani özel sektör bankacılığının denetlenmesinin sağlanması ve şirketlerin yapılarının güçlendirilerek limitli sorumlulukların istismarının önlenmesi ve borsaya kaydolanlarının şeffaflaşması sğlanmaya çalışılmıştır.

Bunları yaparken döviz kurlarının serbest bırakılması da önemli bir karar olmuştur.

Sol bir partinin iktidara gelmesi halinde dünyaya açık bir ekonomi isterse bu yapılanları yapmaması zaten olamazdı. Bankaları denetlemeyi hükümetten bağımsız bir kuruma bırakması doğru olur muydu? Neden olmasın? On kişiden fazla insanın iş yaptığı bir örgütte yönetici artık yapılanları denetleme olanağını kaybeder. Zorunlu olarak departmanlaşma başlar ve her departmana belirli bir özerklik kendiliğinden gelir. Ancak geri ülkelerde herşeye burnunu sokan politikacılar olur. Üst kademe yöneticisi artık kişilerle uğraşamaz. Departmanlarla uğraşır. Bir kaç kademeli departmanlaşma olunca da örgütün tümünü algılayıp genel politikalarla yönlendirme kaçınılmaz olur. Onun için sol iktidarda da bankaları denetleme kurulu özerkleşir. Bunu yazılı düzenlemeyle getirmek de kaçınılmazdır.

Çağdaş bir devlette telefonu ele alıp şu bankanın geri dönen çeklerini ödemesi için para ve zaman sağlayın diyebilmek olanaklı değildir. Bankaların mevduatlarına karşılık tutmak zorunda oldukları güvenlik fonlarının oranları deneyerek saptanmıştır ve yasalara girmiştir. Bunları ayırmadığını gördüğü halde buna karşı önlem almayan bir idarenin sağ veya sol olması farketmez. Solun yönetiminde de bankaların olması ve sağlam olmaları için gerekli önlemlerin alınması gerekir. Solun alternatifsiz olarak iktidara geçtiği Sovyet rejiminde de banka vardı ve sağlam olması şarttı. Parasız rejim dönemi başlamadan bitmiş para da tedavüle sokulmuştu. O paranın da döviz kuru vardı. Biri resmi diğeri karaborsa iki değeri olan döviz kurları önemli bir orana çıkmıştı. Ama bu model iflas etti. Solun devlet modeli için ipuçları Paris komünündeki deneyimdedir. Orada da devletin rolünün en aza indirilmesi ve devletin yok edilmesi için çok merkezliliğin sonuna kadar götürülmesi istenmişti. Dolayısıyle Derviş’in yapmaya çalıştıklarıyle koşutluk gösterir.

Öyleyse solun neresi farklı sorusunu yanıtlamalı. Sol devleti parçalamak amacındadır ama devlete ekonomik politikada da rol vermek ister. Bunu parçalarıyla, yani devletin merkezinden emir almayan ekonomik kuruluşlarla yapmak ve halk kuruluşları denilebilecek kooperatif veya limited şirketler aracılığı ile sermaye oluşturup onlarla ekonomik kalkınmaya katılmak ister. Bir ekonomik programla ilkeleri belirlenmiş olacak olan bu işlerin yapılması da yapanların denetlenmesiyle yürütülmek ve sermayedar şirket yöneticilerini nasıl denetlerse o kadar denetlemek gerekmektedir. Bunlar Derviş için büyük günahlardır.

Yüzünü bile görmediği adamların aldığı yatırım kararlarını uygulayan ve işlerin yapılmasını tanımadığı adamlara devrederek işleyen büyük sermaye şirketlerinin usullerini yapmaktan başka birşey yapmayacak olan sol iktidarın zamanında ayni adamlar devlet veya kooperatif veya halk şirketi için başarılı olmayacaklar ama özel şirket için başarılı olacaklar; bunu kabul eden solculuğun yalnızca insan hak ve özgürlüklerine, kültüre ve saireye münhasır olan yanını kabul etmiş gerisini reddetmiş olur.

Görünen o ki Derviş’in solculuğu yarımdır ve ortak olduğu hükümetin yaptıklarıyla değil hükümete yaptırmadıklarıyle ün kazanmıştır.


Alpay Durduran|Ana Sayfa