Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 28 Agustos 2001
Alpay Durduran

YALANLARA DEVAM

YALANLARA DEVAM

Despotların ayrıcalıklarını sürdürmek için başvurdukları yollar arasında yalan, tehdit, karalama, gündem saptırma, yaralama, kundaklama ve hatta öldürme var. Amaç olarak ise büyük görünen birşey kullanır. Halk korkar, zaten korkmasa başında despot olmaz, o nedenle o büyük amaca söz kondurmaz. O büyük amaca karşı gibi gösterilenlere, aman karşı gibi görünmeyin der. Maksadınızı anlatmak için amaca kaşı olmadığınızı göstererek hareket edin der. Ama karşı gibi gösterilenlere amaca karşı olmadığını göstermek şansı bırakmamak despotun marifetidir. Despota kulluk edip parsa toplamak isteyenler, despota yardım ederler hatta despottan ileri giderler. Zaman zaman despotu zora sokacak kadar kraldan kıralcı kesilirler. Amaca hizmet ettiğini sanıp da gönüllü ve hatta tehlikeleri göğüsleyerek hareket edenler sadece kafadan özürlü fanatiklerdir. Sayıları bir avucu geçmez.

Despot kendini gündemde tutmak için yalanlara baş vurur. Yalanların tutması için haber kaynağı olmak despot için hayati önemdedir. Son örnek Fransa başbakanının Kıbrıs’ın AB üyeliği için çözümün şart olduğu yalanıdır. Haber icat edilerek çözüm olmadan Rum tarafının da üye olamayacağı vurgulandı. Bu Türklerin, Rum tarafının Kıbrıs adına üye olarak Türkiye’nin üyeliğini çok zora sokacağı tehlikesinin zayıf olduğuna inanmaları için uydurulan bir yalandı. Hemen ertesi gün böyle bir açıklama olmadığı duyuruldu ama Türk basını buna yer vermedi. Zaten basın, haber kaynaklarını kontrol eden ve hakikaten bol haber vediği için gazete doldurmaya yeten ajanslardan gelmeyen hanerlere bakmama alışkanlığında olduğu için duymadı bile.

Bir tehlike de çözüm gecikirse 1960 haklarını bile tehlikeye sokacağı geçeğidir. Lissarides bunun farkında olması nedeniyle Denktaş’ın sıfırdan görüşmelere başlama isteğini destekledi. Ona göre sıfırdan başlanırsa insan haklarına ters olan birçok tavizden de kurtulma şansı doğacak. Bu heber Türk toplumuna bildirilse Denktaş’ın Rum amaline hizmet ettiği tartışılacak ki en son razı gelebileceği birşey. Yalan sadece söylenerek değil bazı şeyleri saklayarak da yapılır ya öyle bir yalan da bu haber gizlenerek yapıldı.

Bunlar olur biterken Sevgül Uludağ’a saldırmak veya Tema Irgat’ın arabasını kundaklamakla ne değiştirlebilir? Bakın bu haberler gündemi etkiler, halkın bakışını karartır, despotun rahatını arttırır ama somut hiçbir yarar sağlamaz. Halk uyandırılacak ve ayaklanıp despotun toplumu mahvına son verilecek diye umut etmek mümkündür ama Kıbrıs’ta halkın gücü despota yetmez. Türkiye’de halk harekete geçmeli ki Kıbrıs’ta sonuç alınabilsin.

Türkiye’de despotlara karşı hareketleri dış yardımlar alarak birbirine düşürmek suretiyle ezdiler. Rejim muhaliflerini bir güç olmadan tasfiye etti.

Rejimin destekcisi örgütlerin bir örneğini de MAP verdi. Denktaş’a tam destek verilmesini ve çatlak sesler çıkarılmamasını isteyen MAP ne yapmak istedi? Denktaş, iyi niyetle bir çözüm aradığını söyledi. Herkes Denktaş’ın arkasında olacaksa çözüm isteyenlerin arasına katılmalıdır. Ama onun iki devletli bir sonuç aramıyorum diyen Denktaş’a değil çözüm vardır, andlaşma yoktur diyen Denktaş!a destek vermek istediği bellidir. Denktaş’a tam yetki verelim derken MAP ona yalan söyleme yetkisi de vermektedir. Sonunda Denktaş, federatif bir çözüme evet dediğinde mırın kırın etmekten başka yapacağı bir şey olamayacaktır. Zaten dediği olsa ve herkes Denktaş’a tam yetki verse ne olacak? Dünya uluslararası değerlere ters bir çözüme bu yüzden evet mi diyecek!

Öyleyse neden muhaliflere çatlak sesler çıkarıyorlar diye bu kadar hırsla saldırıyorlar derseniz neden bellidir. Despota, despotluğa devam ve yardakçılara imkan sağlamaktır. Muhalif olmalı ki despot yardakçılarla imkanları paylaşsın. Nedir o muhaliflere hükümette bile post vermek. Post varsa onlar ne güne duruyorlar. Hükümete katılan TKP ve CTP’ye karşı azgınlıklarını hatırlayın. Değermiydi o kadar hırsla saldırmaya? Tüm yapabildikleri yandaşlarına makam dağıtmak, menfaat sağlamak oldu ki menfaat sağlayarak oylarını arttırıp tehlikeli olmaları olasılığı bile boş çıktı, oy kaybettiler.

Hiçbir ülkede muhaliflere saldırarak gelecek olumlu hale getirilemedi. Despotluğu uzatarak başarılı olanlar, toplumları geri bıraktılar ve o ulvıleştirilen amaçlara değil tersi yöne gitmeleri sağlandı.

Sevgül’e saldırı, onun gibi başkaları da ayni yola çıkmasın diye yapılıyorsa, kolonya etkisi yapar o kadar. Despotlara hoş görünmek için yapılıyorsa, yapanlara menfaat sağlar. Gazinolar da işin içine girdi. Despotluğun nelere yaradığı gene gözler önüne serildi. Gazino, gazete, ordu adı bir arada ilk kez bulunmuyor. Despotluklar karşılıklı tavizlerle sürdürülür ki nerede kar varsa ondan geçinmeye çalışır.

Halk despotluğa baş kaldırıp şeffaf yönetime geçme zorunluluğunu getirmezse bu hikaye de tekrarlar durur.


Alpay Durduran|Ana Sayfa