Serazat, 13 Eylul 2004 Alpay Durduran | ||
DEV BİR İSRAİL DEV BİR İSRAİLDünya dev bir İsrail olmaya doğru gidiyor. Bir taraftan uluslararası kuruluşlar aracılığı ile artan ABD baskısıyla ticarete engel çıkmaması için dünyayı zorluyorlar diğer taraftan da terör dünyaya yayılıyor. Silahla hayat tarzını dikte etmeye çalışan teröristler dünyadaki refah farklılığını istismar ederken yeni ABD liderliğindeki ekonomik ilişkiler de refah farklılığını arttıryor. Tabii ki her iki akım da kendini savunacak şeyler ileri sürüyorlar. Teröristler ABD hegomonyasını ve dini yaşam tarzını koruma arzusunu hedef olarak seçtiler. ABD görüşünde olanlar ise serbest ticaretin refahı dünyaya yayacağını ama bunun için insan haklarına saygı gösterilmesinin gerekliliğini ve demokrasinin şart olduğunu ileri sürüyorlar. Teröristlerin refah eleştirileri haklı görülürken insan haklarına saygı ve demokrasinin de her yerde insanların hakkı olduğu belli. Lakin çözüm yolu bulmak için yeteri kadar çaba harcanmadığı da belli. ABD dışındaki ülkeler dünyada refah artışını sağlamak ve isan haklarına saygının yayılmasını desteklemek için gerekeni yapmaktan uzak duruyorlar. Bu nedenle gittikçe hoyratlaşan ve ABD’deki seçimlerde tekrar iktidara gelmesi olasılığı artan siddet yanlılarının dünyada uzun süre giderilemeyecek terör kaynakları yaratması olasılığı büyüyor. Öyle ki kangren olmuş Filistin sorunu bazılarına terörle yaşanabileceği fikrini veriyor. Nedir Filistin durumu? Güçlü İsrail halkın tahammül edebileceği oranda kayıpla teröristleri ezmeyi beceriyor ama teröristler de dayanabilecekleri oranda kayıpla işlerine devam edebiliyorlar. Filistinde kahramanlar çoğalıyor, yönetimde de yolsuzluk başını alıp gidiyor ki koltuk kavgası yapılacak kadar çıkar sağlayanlar kahramanlara törenler düzenlenen bir yıkımı yadızlayıp halkın gözünü boyayabiliyor. Bu Filistin örnegini dünyaya yayın geleceği görebilirsiniz. Trafikten ölenlere ne kadar genel bir üzüntü duyulursa o kadar bir üzüntüyle dayanılabilir bir terörle yaşamaya alışmış, teröristlere karşı hayatını siper eden kahramanların alkışlandığı bir dünya...Böyler bir dünyaya doğru sürüklenip duruyoruz. Fransa Irak saldırısına hayır dedi ama onun insanları da terörün darbesini yedi. Okullarda türban yasağı da bahane oluşturdu. Ya terörizmle tanışacak ya da teröristler neyin doğru olduğunu Fransa’ya dikte edecekler. Terör meraklıları ülkemizde de sahnede. Güney’de Türklerin Kıbrıs’ta sonradan gelenler olduğunu ileri sürerek kendilerini duyurdular. Kuzey’de barikattan Türkiyelileri geçirmek için eylem yaptılar ve Aymama’ya bomba attılar, yanındaki camide mevlit okudular. Mevlide katılanlara bakan omorfolular “bunlar caminin yanmından geçmezlerdi, şimdi Müslüman oldular” dediler, Türkleri miafir ilan eden ve Elenlerin temiz kanını korumadan bahsedenlere de bir yazar “DNA testine gir bakalım Yunan’a mı Kıbrıslı Türk’e mi yakınsın” diye yazdı. Kısacası teröristin iddiaları havada kalır ama terörist de ortada durur. Şimdilik Türk teröristler lider yanlış yapsa da onlara karşı çıkılmaz diye terbiyeli davranırlar ama yarın lideri hain ilan ederlerse harekete geçerler. ABD ensesi kalınlarına göre buna şiddetle ders vermek gerekir. Yanıtı da şiddetle verilir. Teröristin muhtaç olduğu himaye sağlanırsa ve kaynak orda durursa bu ikili terör karşı terör sarmalıyla dünyayı bize dar eder. En kötü hal iki taraf arasına sıkışmaktır. Ya birini destekleyecek ya öbürünü destekleyeceksin denilir ya, bu tuzağa düşülünürse terör sürer gider. Buna kanmamak gerekir. Dışarda durup ne yapabileceğini düşünenler çareyi bulacaklardır. Onun için susmayıp sırayı beklememek gerekir.
| ||