Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 24 Eylul 2001
Alpay Durduran

TERÖR VE DEVLET TERÖRÜ

TERÖR VE DEVLET TERÖRÜ

Terör konuşuluyor. Benim aklımda da terör var ama terör deyince aklıma insanlığın en büyük belası olan devlet terörü bugün konuşulan terör yanında çok daha büyük insan kitlelerini etkilediği geliyor. Dikkat edersek geri ülkelerin hemen hepsinde devletin başındakiler karşıtlarını terörle sustururlar. Hemen hepsinde devlet yozlaşmıştır halktan gizleyecek çıkarları vardır ve bir ulusal dava icat ederek dava uğruna kendini vaz geçilmez hale getirmek istemiştir.

Bazıları sıkıştırılmış ve seçim mekanizmaları kurmak gereğini duymuştur ama başında bulunduğu devlet olanaklarını kullanarak halkın oyunu almaya çalışmaktadır. Bunun için de oy almak amacıyla menfaat sağlar, oy vermeyecek olanların çıkarlarını önler, propaganda yapar, yeraltı örgütleriyle muhaliflerini susturmaya çalışır.

Geri olsun da ülkesinde bu tür terör uygulamasın olmaz. İstisna varsa bilmek isterim.

Bu tür terörün de önüne geçmek için devlet harcamaları başta olmak üzere şeffaflaştırılmalıdır. Onun içindir ki İMF falan şeffalık der ama kalkınma desteği sağladığı geri ülkeler memur maaşlarını keserler ama şeffaflaşmaya yanaşmazlar.

Koca devlet teşkilatını kontrol altında tutmak ve kendi menfaatine çalıştırmak kolay değildir. Mutlaka sivri bir idari piramit kurmak gereği olur onun içindir ki idari reformlara karşı çıkarlar. AB gümrük birliği içinde olan idari reform konusunda adım atılmaması bu yüzdendir.

Yönetimin etkinliği için çok merkezliliğe gitmek ve bürokrasi ile savaşmak gerekir.Onun içindir ki ekonomik paketlerde hep bu tür reformlar yer alır ama geri ülkeler direnirler.

İdarenin halk tarafından denetlenmesi için güçlü sivil toplum örgütleri şarttır. Ama devlet terörünün barınabilmesi için denetime izin ermemek gerekir. Onun için Avrupa Konseyi dayatsa da sivil toplum örgütlerinin güçlenmesine izin vermezler.

Amerika’ya bomba edilmiş uçakları yolayanlar bu tür terör yaşadıkça hayat bulabilirler. Çünkü bu yönetimlerin propagandalarıyla teröristler beslenirler.

İslami terör adını taktılar. İslamın bu adı hak etmesinin nedeni nedir? İslam adına terörle Amerika’yı cezalandırmak nereden kaynaklanıyor? İktidarını muhafaza etmek isteyen guruplar halkın boyun eğmesini sağlamak için refahlarını Amerika’nın engellediğini, İsrail gibi bir avuç halkla başa çıkmalarına Amerika’nın mani olduğunu, Araplar’ın birleşip de Yahudiler’i ezememelerini de Amerika’nın sağladığını anlatır dururlar. Kaynak buradadır. Kendi sözde ulus devletinde egemenliğinin tadını çıkararak istediği önlemleri alarak kalkınmak ve refaha ulaşmak şansına sahip midir, ne kadar engeli vardır, nereden Amerika kendilerine engel olabilmektedir, sorularına mantıklı cevap bulabilseler başlarındaki beladan kurtulamayı da becerecekler. Halbuki bunlarla kandırılırlar ve devlet terörüne boyun eğerler.

Türkiye tipik örneğidir bu rezaletin. İMF dayatmış da memurların ve işçilerin ücretlerini arttıramıyorlarmış diye hükümetler konuşuyor. Halbuki gel İMF diyen kendileri değil mi? Yarın bir terörist de İMF Türkiye masası şefine bomba atsa sürpriz mi olur! Batı şirketleri Türkiye’de petrol bulmuşlar ama betonlayıp gitmişler masallarına inanmamızı sağlayanlar da hükümet erkanı idi. Amerikan varlıklarına hucum ettiğimiz zaman bizim karşımıza çıkarılan da Türk polisi değil miydi? Halbuki hükümet erkanı o günlerde yabancı sermaye çekmek için Morrison adlı yasalar üzerinde çalışmıyor muydu?

Bize Batı kalkınmamıza izin vermediği için kalkınamıyoruz diye masal anlattırırlardı, sonra da Batı’ya karşı harekete geçince polise dövdürürlerdi. Çünkü masala fazla inanırdık. Masala inanacak baştakileri mazur göreceksin o kadar. Daha ileri gider de Batı düşmanlığı yaparsan dayağı yersin!

Milliyetcileri anlayamıyorduk. Onlar da Batı düşmanı idiler ama liderin dediğini desteklemek peşin hükümleri idi ki biz hazmedemiyorduk. Solcu ama milliyetcilerden daha milliyetci olan guruplar hep böyle yetiştiydi. İktidarlarına dokunma da ne istersen ol. Milliyetciliği tahrik edip karşımıza çıkarırlar iktidarlarına bekci yaparlardı. Buna yanıt vermekte gecikmeyeceğimiz belli değil miydi? Nitekim hemen yanıtı idarecilerimizi de satın aldıkları şeklinde olmuş, gerici rejimleri desteklemekle de Batı’yı suçlamaya başlamıştık.

Aklımız başında olduğu zaman bizim memleket Batı gibi güçlü olsaydı neler yapardı diye düşünmeye başlayınca asıl kurtulmamız gerekenin başımızdaki felaket olduğunu görebildik.

Batı Sovyet tehdidine karşı gerici yönetimleri karşı cepheye geçmesin diye destekledi. Buna hakkı yoktu. Bunun hesabı Soyet tehlikesi geçinceye kadar sorulamadı. Şimdi neyin hesabı sorulacak? Nasıl sorulacak? Kiminle sorulacak? Bu kez olsun aklımızla hareket edebilecek miyiz? Bu iki yüzlü geri rejimler ulusal diye bağırlara basılacaksa başarı şansımız olmayacak.

Hannan Aşravi Filistin yönetiminde bakan oldu ama Filistin devleti diye tutturup ulusal kahraman olduğu halde tahammül edemeyip istifa etti. İnsan hakları diye bir şey tanımayan Filistin idaresini kınadı.

Hükümet ulusal oldu diye iyi oldu denemeyeceğini hep yaşaya yaşaya gördük.

Ayıp değil mi birkaç yıl sonra Amerikalı gitsin ve Vietnamlı’nın insan haklarına sayıgı gösterin diye Vietnam hükümetine baskı yapsın! Vietnamlı baskı yapamasın Amerika baskı yapsın! Ne zillet!

Halkı yabancıya karşı tahrik ederek savaştırmak kolay ama içteki vurgunculara karşı savaşta başarılı olmak zor mu? Yoksa ulusal kurtuluş savaşlarının arkasında yabancı desteği olmasa başarıya ulaşamazlardı iddiası doğru mu? Doğru ise yani başarının bir temel faktörü de yabancı desteği ise ulusal bağımsızlıklar ancak sömürgeci devletlerin kendi aralarındaki rekabet yüzünden sona erdiği de doğrudur. Vay canına! Yani sömürgelerin terkedilmesini isteyen Amerika mı bu ulusal bağımsızlık akımını başlattı?

Bugünlerde Amerika nelerle meşguldü ki bu kadar büyük çaplı intihar saldırısı düzenlenecek kadar tepki çekti? Amerika bugünlerde serbest Pazar ekonomisi ve insan haklarına dayalı rejimler isteği ile genel ve Arap İsrail barışı gibi özel konularla ve tabii Kıbnrıs sorunu ile uğraşıyordu. Demek ki bunlardan aramalı bu kinin kaynağını. Arap ezikliği en güçlü neden olsa gerek. Diğerleri de ona destek olmıuş olmalı. Çünkü tek İsrail karşısındaki zillet olsa böyle şeyleri sineye çekmek zorunda kalmayan devlet mi var? Vietnam’da dayak yeyince Amerika da ayni zilleti sineye çekmedi mi?

Kesin olan şu ki amaç için herşey mübah olamaz. Her zaman kiminle nereye gitmeye kaltığına dikkat etmek zorundasın. Düşman yabancıdır deyip işbirliği, güç birliği yaptıkların sonunda seni ulusal devlet içinde hapsedip ensende boza pişirir. Ulusal birlik olsa bile yanında taşıdıklarına iyice dikkat edecek ve ayağını kaptırmayacaksın. Ayağını kaptırmamak için sen de bir çete sahibi olursan paylaşablirsin ama o zaman sizin ayağınızın altında kalacak olanlara ayni nasihatı edeceğim, siz dikkat edin milli tiranlara ayaklarınızı kaptırmayın.


Alpay Durduran|Ana Sayfa