Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 3 Eylul 2002
Alpay Durduran

YOLSUZLUK BAŞBELASI

YOLSUZLUK BAŞBELASI

Uluslararası kuruluşlar IMF’yi ve politikalarını eleştirdi. IMF’nin yolsuzlukları umursamadığını sadece verdiği kredilerin denetimi ile yetinerek kredilerin geri dönmesini sağlayacak konularla ilgilendiğini sölyedi.

Bu iddia doğrudur. IMF kamuda etkinliği arttırmakla yeni yeni ilgilenmeğe başladı ama amacı yolsuzların engellenmesi değil personel sayısının etkinlik arttırarak azaltılmasıdır. Ona göre bakar ve personel sayısı artmazsa yeterli görür, masrafları ücret arttırarak azaltmışlarsa şikayeti kalmaz.

Ama IMF kredileri ve onunla beraber gelmesi beklenen yabancı yatırımlar ülkede kalkınmaya neden olmazsa IMF reçeteleri gelemeye devam edecektir. Dünya bankasının kalkınma kredileri de boşuna gider. Olan da bu.

IMF’nin müdahalelerine karşı olanların çoğu ilkel bilgilerle ülkelerin uydulaştırılmasından bahsederler. Halbuki IMF’nin uydulaştırdığını söyledikleri ülkeler yolsuzluğa batmış ülkelerdirler. Borca batarak ne dış ticaretini ne de memurlarını ödeme olanağı kalmamış halde IMF’ye başvururlar.

Çare diğer uluslararası kuruluşların yani uluslararası af örgütü, uluslararası yolsuzluk örgütü ve uluslararası hizmet veren enstitülere başvurmaktır. Kendim yaparım diyen ulusal yönetimlerin yapacakları varsaydı şimdiye kadar yaparlardı.

Halkın idareyi değiştirmesi için demokrasi gerek ama idare, halktan topladığı paralarla halkın başka konularla uğraşmasını ve aralarından seçtiği ajanlarla beyninin yıkanmasını sağlayabiliyor. Türkiye’de hükümetin bakanları ile IMF aleyhtarı mitingler düzenlendiğini hatırlarsak, halkın kendisini IMF’ye muhtaç eden insanlarla miting düzenlenmesine, sonra ayni insanların IMF temsilcisi gibi Türkiye’ye gelen Kemal Derviş’in halktan destek alacağı inancıyle onun partisine girmeye çalıştığına seyirci olur da ne düşünür? Bu kadar kafasıyla oynanan bir halktan demokrasiye sahip çıkmasını beklemek hayal değil mi?

Seçim davulu çalınır çalınmaz adaylar ve anketler konuşmaya başladı. Adaylar anketlerde ileride görünen partilere aktılar. En çok aday başvurusu yapılanlar anketlerde en ileride ögrülenler oldu. Bugüne kadar da bu görüngüler sonucun habercisi oldular. Bir gün halktan birileri de anlayacaklar ki tüm partiler ayni zaaflarla doludurlar. O zaman pisliğe buaşmamış bir yeni partiye yönelecek. Bunu da bildikleri için yeni diye eskilerinin kopyalarını halkın karşısına çıkardılar. Derviş eskimolara buz dolabı satmaya niyetli olduğu için saçilecek bir alternatif ve koalisyonla hükümette göreve devam edebilecek sandığı CHP’ye gitti. Bir tüccar gibi somut olanaklar ve olasılıklar hesabı yaptı. Cem ise havadan istifade ederek zoru başarmaya gitti. Yeni dedikten sonra yenilik diye hareket, amblem ve saire ile uğraştı. Lafları ağzında geveleyerek tartışma çıkabilecek konu yaratmamaya çalıştı.

Halk şimdi bu yeni oyunların şokuna hazırlanıyor. Seçim sonucu belirsiz ama sonucun etkisi belli: Bunların yeinlerinden de Meclis’te solun temsil edilmesinden de hayır gelmez.

Halk görmek istemediği gerçek alternatifi görmeyi isteyecek ya onu da boğmaya çalışıyorlar. Ama bu işin sonu yok. Bir gün yeniyi arayıp bulacak. O güne kadar halkla bütünleşeceğim diye evirip çevirmeye, halk dalkavukluğu yapmaya gerek duymayan diyebilen bir parti temizliği yapacak.


Alpay Durduran|Ana Sayfa