Serazat, 6 Eylul 2002
Alpay Durduran
BATMAZ UÇAK GEMİSİ
Batmayan uçak gemisi
Kıbrıs gazetesi manşet attı, tarihi ziirve imiş. Ben de nerden tarihi oluyor dedim ve izlemeye başladım. Kıbrıs FM ki Kıbrıs TV’den de veriliyordu, canli bağlantılarla Paris zirversini izledim. Dikkatimi eski Meclis başkanı Ertuğrul’un değerlendirmesi çekti.
Ertuğrul yönlendirerek bazı yabancı politikacılar kendisine söylediklerine yanıt olarak Kıbrıs’ın batmaz bir uçak gemisi olduğunu ve üzerinde çıkar çatışmaları olduğu için sorunun çözülemediğini belirtti. Kıbrıs sordu: Bzi ne yapmalıyız? Yanıtı: Birlik ve beraberlik içinde olmalıyız, her kafadan bir ses çıkmamalı oldu.
İşte bizi böyle bir ortama alıştırdılar. Çözüm diye birşey istemeyeceksin, nakarat halinde sana söyleneni tekrarlamalısın. Ertuğrul’un buna alıştığı ve herkesin de kendisi gibi davranmasını istediği anlaşıldı.
Buan bakarsak mesela M:A: Talat ve H. Angulemli de Denktaş’ı tekrarlasa yani Özker Özgür gibi “Denktaş uzlaşmaz değil” dediği gibi yapsalar ne olacak? Yani onlar başka politikalar konuşmasalar Kıbrıs sorunu çözülecek mi? Batmayan uçak gemisi ne olacak? Madem ki Talat ve Angulemli de Denktaş’ın ağzıyla konuştular Kıbrıs’ı unutalım, çıkarlarımızı elde edemeyeceğimiz anlaşıldı mı diyecekler?
Maalesef Ertuğrul genel tavrı gösterdi. İnsanlarımız başkaları için sıkıntıya girmeyi düşünmedikleri gibi ilgilenmeyi bile akıllarına getirmezler. Solcular solcu mücadelelere destek olsun diye miting yaparlar yani ilgi gösterirler ama onun dışında ilgi göstermezler onun için onlarınki de daha ziyade kendi sorunlarına destek olsun ve onlarla ilgilenerek bir uyanıklık göstergesi ile içte de kazanç beklentisi olduğundan diye değerlendirilmek gerek.
Örneğin Etiopya’daki açlık için veya Hutu Tutsi kanlı kavgasında birşey yapmak gereği toplumumuz tarafından düşünülmedi. Atmosferdeki karbon oranı artışından sorumluluk alıp da araba eksozlarından çıkan gazları azaltma endişesi hiç olmadı. Denktaş, havamız bu kadar temiz nasıl olur da kanser çok gibi sözler ederek havada görünür kirlilik olmamasını karbon gazlarının olmamasına yorumladığını gösterdi. Yani hava için endişesi yok. Demek ki ilgi yok. Kıbrıs fogları ve kaplumbağalar için toplumsal bir çaba yok. Eşekleri ihraç etme kararı var. Neyle ilgileniyor bu toplum ki kendine değil de dünyaya veya yabancı bir devlete ilgilidir?
Tam tersine Geçitkale (Lefkonuk) hava limanını Amerika’ya üs olarak vermeyi düşünebileceğini söyleyen Denktaş’a bakarsak, batmaz uçak gemisi olmaktan istifade etmeyi düşünmek yani ülkeyi başka ülkelerin aleyhine kullandırmaya hazır olmak bunlrın karakteri.
Ertuğrul batmaz uçak gemisi olmak yüzünden sorunun çözülmediği görüşü yanlış anlaşılmamalı. O, Kıbrısı öyle görmeyin, uçak gemisi gibi kullanmağa kalkmayın anlamında değildir. Bi uçak gemisini kullanalım da Rumlar’ı ezdirelim demek istemektedir. İngiliz üslerine bağırmayı moda ettiydi; çünkü üslerle İngiliz’i tehdit ediyorlar, İngiliz bizi değil Rumlar’ı destekliyor düşüncesi ile hareket ediyordu.
Programa katılan Radikal’den bir köşe yazarı ve Bekir Azgın bizim uçak gemisinin önemi artık azaldı dediler. Ertuğrul konuşsaydı ve onlara inansaydı emin olun çok üzüldüğünü söyleyecekti.
Ertuğrul birlik beraberlik çağrısında da yalnız değil. İnsanlarımıza kes sesini, büyüklerini dinle ve ona göre konuş, demek gelenektir. Demokrasi olabilir ama milli davalarda birlik olmalıdır görüşü ulus devlet anlayışının gereği sayılmaktadır. Yani efendiler ulus devletlerin demokrasi aşamasına gelişlerinden bile bihaber yaşıyorlar.
Genel olarak, petrol var, ulaşım yollarının güvenliğini sağlama var, oraya yerleşme var ve saire diye dış politikayı iş birliğinden ve dayanışmadan uzak bir anlayışla ele alma anlayışı hakim. İş birliğinin ve dayanışmanın yapılmakta olması ve dünya çapında bir anlaşmalar ağının işliyor olması onlar için değerlendirilecek bir önem arzetmiyor.