Serazat, 21 Ekim 2003

Alpay Durduran

 

MÜJDE MÜJDE YENİ SAHİBİMİZ VAR

MÜJDE MÜJDE YENİ SAHABIMIZ VAR

Nihayet Mustafa da sahibimiz oldu. “yanlış anlaşışlmasın ben bunları kendi adıma değil Kıbrıs Türk halkı adına söyledim” diyerek Ispanya macerasına ışık tutan kahramanımız Mustafa Akıncı, Mehmet Ali Talat’tan sonra sahipliğimiz için talip olanlar arasına katıldı.

Baba Denktaş malum sahabımızdır. Oğlunu da yeni sahabımız olarak bize sunmaktadır, sağolsun. Derviş de sahabımızdır, esas olarak para işlerimizden sorumlu takımın başı olarak evvelallah öyledir. Mehmet Ali ilk taliplerimizden değil ama onunla sağlam bir aday bulmuş olduğumuza inana çok. Sahip arayanlar böylece bir yenisini daha kazanmaktan mutlu iken Mustafa’yı eklemenin talihi memnunluk yaratmış olmalı.

Zamanın birinde TV’de Osmancık filmi oynadı idi. Orada filmin bilge kocakarısı osmancık’a “Napayım ana huyum bu” deyince “ya biz de zaten o huyun için seni severiz” demişti ya. Öyle işte. Reklam sanatçıları ögütlerde bulunurlar ve “kendini fazla öne sürme”, “kendin için değil, halk için istediğini vurgula” derler ya o nedenle “Mustafa da kendini Kıbrıs Türk halkının ayakları altına serdi, kendinin önemli olmadığını vurguladı ancak huy bu ya bir anda içini döküverdi ve her halkın başına gelmesi gerektiği gibi sahap çıkarak onun adına konuşmaya başladı.

Can çıkar huy çıkmaz derler ya böylece kendi kendini eke verdi. Bu huyu sevenlere müjde sahiplerimizin arasına katılmak isteyenler çoğaldı.

Gençlerden umut bekleyenler de gençlerin abilerinin izinden gitmekte başarılı olduklarını görmüşlerdir. Havalimanını dolduran karşılayıcılar yeni sahibimizi cesaretlendirmek için görevlerini yaptılar. Liderimiz yalnız olmadığı farketti.

Sıra Erel’de. O da havalimanında bir gösteri yapmalı ve geri kalmadığınıu göstermeli. O kadar adamı yoksa iki ortağı bir fedakarlık yapıp ariyeten sağlamalıdırlar. Yoksa bir barajın altında kalayım derlerse toplam oylar çoğunluğa yetmeyebilir ve UBP ile DP’nin katılmadığı bir koalisyon mümkün olmayabilir. Annar mısınız işin ciddiyetini!

YBH da o zmaan zora düşer işte. Ya bir kaç yüz oyla çoğunluğu kaybederlerse nasıl izah edeceğiz bu topluma (pardon Kıbrıs Türk halkı’na).

İzahat isteyen oyu veren ve oyu yetmeyen o Kıbrıs Türk Halkı değil mi deyip de kafa karıştırmayın. Onun adına hesap soracak olan en hızlısından en sosyal demokratına tüm sol değil mi? Mühüm olan da o.

Bugünlerde sık sık “hiç değilse bu hükümet gitse de bu halk hükümetleri götürebilir fikri güç kazansa değmez mi? Ne kaybedersiniz oy verseniz?” sorusuna yanıt vermek durumunda kaldım. Fakat her gün de bunların aslında demokratik bir hükümetin taliplerini değil sahipliğimizin talipleri ile karşı karşıya olduğumuzu görüyorum. Daha da önemlisi Erdoğan’ın gizli desteğini aldıklarını söyleyenler halka hükümeti kendisinin değiştirdiğini nasıl inandıracağız. Hükümet değiştirmek için her seferinde Türkiye hükümetlerinin icazeti gerekmeye devam edecekse çekiver kuyruğunu.

En büyükleri Denktaş bile TV8’den TC hükümetinin tam desteğini istediğini (Rum’a karşı değil muhalefete karşı) ssöylemekte beis görmedi. Onun için Denktaş seçilse halk bilecek ki destekli seçildi. CTP ve şürekası seçilse onlar da gizli destekle seçilmiş olmayacak mı?

Hele bir kazansın da (söz verdi gösterecek) anaların neler doğurduğunu görelim. Görelim bakalım bu devlet nasıl savunulurmuş! Denktaşlar yeterince savunamadılar.

Bunlarla devletin devamlılışı ilkesi işleyecek. Hepsi biri birinden başarılı gidecekler.

Bir sahiplerden kurtulacak olsak bunlardan kurtulacağız.