Serazat, 29 Ekim 2001
Alpay Durduran
DÖRT UCUNU KAYBETTİLER
DÖRT UCUNU KAYBETTİLER
Denktaş, cumhuriyet bayramında pasaport alanları ele alarak, benim poasapaortum var denilmesini ve ondan başka pasaport almam diyerek o pasaportla seyahatte ısrar edilmesini istedi. Bunun devletin tanınması demek olmadığını ileri sürmelerini belirtti.
Öyle bir devlet ki pasaportunu kabul edin ama tanımanız gerekmez diyeceklermiş.
Bu devletin başkanı yurttaşlarına pasaportunu dayatmayı ve fakat tanımamalarını söylesinlermiş diyor.
Artık ne yapacaklarını şaşırdılar. Tehditlerle insanları abuk sabuk davranmaya ite ite akıl bırakmadılar.
Bu durum daha fazla devam edecek değil. İşin sonuna geldi. Bunu hazmedeceklerine ve rahat bir geçiş dönemi için çalışacaklarına rezaletle bitmesini sağlayacak olan yollara tevessül edecekler her halde. Ne yapalım bunu da sineye çekeceğiz.
İnsanların beynini yıkaya yıkaya ucube ettiler.
Kızan herkes böylelerini asmalı der. Kendilerine dokunan herkes için en ağır muameleyi ister. Onun için halka suçlar için dereceli ceza konularında görüş sorulmaz. Meslekten hukukcuların bunlara karar vermesini isterler. Şimdi ise moda oldu, kenidne dokunmayan şeyler için de cezalar az geliyor. Suç olup olmadığına da aldırmıyorlar. Suşun tanımını da kendileri yapıp cezasını da kendileri belirlemek istiyorlar.
Pasaportu başka devletin mi, sokun içeriye. Yahu başkalarının da var derseniz ama bu Rum pasaportu deyip pasaport tipine göre suç tanımlamak istiyorlar. Hakbuki ülke derecelemesine soksanız İngiliz Rum’dan beter de derler.
Anayasaya oy vermek kutsal idi. Aleyhinde konuşanların asılıp kesilmesini veya ülkeden kovulmasını da isterlerdi. Şimdi kendileri o anayasayı çiğnemekte beis görmezler. Seyahat hakkı temel haktır, içişleri bakanı buna karar veremez diyen anayasayı çiğneyen yasa taslağına razıdırlar. Ama bir gün kendilerine de çarptığında anlayacaklar Hanya’yı konya’yı.
İnsan müsvetteleri pek yakında konuşacak hal bulamayacaklar. Konşsunlar bakalım.
Pasaport yasa tasarısını omuzladıkları iktidar geri çekti. Yarın gene yollar ama bugün ne için geri çekti ise o gereklilikler aynen duruyor.
Suç olmadığı halde Kıbrıs pasaportunu kullanamayan korkutulmuş insanlar onların milletinden imişler. Onlar için canları feda imiş. İnsanları korkudan sus pıs edeceksin ama sonra da kardeşim canım diyeceksin!
Bunların kıskacında nüfusun çoğu ülkesini terkederek yabancı ülkelere sığındı. Oralarda kanun dışı kaçaklar olarak fazla mesai ödenmeden uzun saatlar çalışmaya razı oldu. Canlarıymışlar.
Beslemeler olduklarını bilmesek çelişki var diyeceğiz. Halbuki değil. Bunların kişisel çıkarları var. Yoksa ahmak olmaları gerekir. Romantik milliyetci olanları bir avucu geçmez. En ünlüleri bile bu kadar hizmet ettik deyip bana birşey vermediler diye dövünür. Mukavemetcilik, mücahitlik menfaatları bir tarafa devamlı parazittirler. Paralı Lejyoner demiş bir abileri! Ya, guzum o dedi de sen ne yaptın? Hala abin değil mi? Hala sırtladığın rejimden geçinen o değil mi?
Milli devlet diye ideoloji de icat edildi. Onunla hallerini izah ediyorlar. Romantik bir takım insanları da peşlerinden sürüklemeye çalışıyorlar. Milli devlet tarihinin sonunu yaşıyor. Ama bunlar o milli devletlerin bile suç ve ceza kavramlarını, yasal olmayan suç olamayacağını ve diğer temel hak ve özgürlükleri bu arada Cenevre konvansiyonlarını yarattığını bilmezler. İlkel kabile anlayışını ve bizimkilerden başkasına ne yaparsan mübahtırı geçerli sayıyorlar.
Bu ancak mafia gibi çete anlayışıyla izah edilebilir.
Sayıları ne kadar fazla ise gelecekte de başımızı o kadar ağrıtacaklar. Menfaatcıları Rumlar’la içli dışlı ticarete geçip yeni efendiler bulunca etkilerini kaybedecekler. Ama İçli dışlı ticarete geçemeyecek kadar gabi olanları yeraltı çetesi kurulması ve milli menfaatların savunulması için kaynaklık edecekler. Onların pis parazitler olduğunu anlayıncaya kadar sıkıntılarını çekeceğiz. Kader bu, napalım!
Günleri yaklaştı. Bölünecekler; bir kısmı Rum efendilere hizmete, bir kısmı yeraltına inmeye heveslenecekler.
Korkuyorlar. Bir gün kendilerini bırakacaklarını biliyorlar. O günün de yakın olduğunu hissediyorlar. 60 garantilerine sığınmaları, toprak sıfırlamasını unutup mal mülk değişimine geçmeleri, New York’tan BM merkezine atfen Annan’ın taraflar yalnız kendileri hakkında konuşur açıklamasında ısrarlı madem Türk tarafı için görüşmeleri başlatmaya sakınca kalmadı haberleri vermeleri bunları anlatıyor. Halkı korkuttular sıra onlarda.