Birikim Özgür|Ana Sayfa


Görüş, 8 Ocak 2002
Birikim Özgür

Diktatörlük Ortamında Demokrasicilik Oyunu

Ankara’da okuyan Kıbrıslı öğrencilere yönelik küçük çapta bir anket düzenlenmiş.

Anketi düzenleyenler herhangi bir politik görüşün sözcülüğünü üstlenmiş kimseler değil... Okuluna gidip gelen, efendi çocuklar...

Başlık olarak da şunu uygun görmüşler: “KKTC Gençliği’nin Ülkelerine Bakışı”.

Amaçları da kendilerine verilen bir ödevi tamamlamaktan başka birşey değil.

Bunlar bizim arkadaşlarımız, bizim gençlerimiz...

Bir düşünüyoruz da...

Yanlış olan, yıllardır en önemli sorunlarımız üzerinde bile konuşmaları hatta düşünmeleri engellenmiş bu gençlere Ankara’da yol gösterebilecek, düşüncelerini paylaşabilecekleri bir çatının var olmayışı. Gençlerimizin bahsedilen sosyal ortam yoksunluğu, bu topluma çok pahalıya mal olacaktır. Niye?

Konuşmak, demokrasilerde üretmek demektir.

Bir kitle örgütünüz olur, arkadaşlarınızla biraraya gelir, konuşur, tartışır ve somut önerilerinizi ilgili makamlara iletirsiniz.

O makamda oturan kişi de sizi dikkatle dinler, birtakım notlar alır. Aldığı notları o da yetkili kurullara taşır. Öneri yetkili kurullarca da uygun görülürse, yaşama geçirilir. Aksi bir durumda da gerekçeleriyle birlikte kitle örgütüne önerileri geri gönderilir.

Bir bakan, bir müsteşar veya bir müdür düşünün ki kapısında, “Kitle örgütü temsilcisi olmayanlarla görüşme kabul edilmeyecektir” yazsın...

Kıbrıs’ta bu bir hayal...

Dünyada ise kapılarda yazmasa bile yüksek makam sahibi kişilere ulaşmanın zorluğu bunu dolaylı olarak daha mantıklı bir demokrasi oyununa dönüştürüyor. Vatandaş olarak bile bir görüşme talebinde bulunacaksanız, mantıklı sebeplerle kapıya dayanırsınız. Yinelemekte fayda vardır, en sağlıklı olanı, kitle örgütlerinin sorunları sahiplenmesi ve gerekli yerlere ulaştırmasıdır.

Gençler sahneledikleri tiyatro oyunu bahane edilerek vatan hainliği ile suçlanır, çil yavrusu gibi dağıtılırsa, kurdukları çatı ateşe verilirse sorunların da sahipsiz kalması çok doğaldır.

Sorunları gerekli makamlara taşıyacak yapılanmalardan yoksunsanız, diktatörlük şartlarından farksız bir ortamda yönetiliyorsunuz demektir.

Şimdiye kadar istenilen buydu. Çözümden sonra şartlar değişecek mi?

Gençler, konuşmanın, tartışmanın, yanlışları dile getirmenin, “işsizlik” anlamına gelmediği konusunda ikna edilebilecek mi?

Ortadan kaldırılabilmesi için çokça çaba gerektirecek bir toplumsal yara ile karşı karşıyayız. Konuşmanın, tartışmanın faydasına şahit olmamışız ki bu konuda bilinçlenip kendimizi geliştirelim.

Konuşmanın, tartışmanın, birlikte üretmenin faydasına şahit olamamışız ki kendi arkadaşlarımız bile bize “Aklımı peynir ekmekle mi yedim ki ÜTK’ya katılayım?” demekteydiler.

Günü gelecek, ÜTK’dan çok daha başarılı bir şekilde işlev görebilecek yapılanmalar ortaya çıkacak. Bunun için diktatörlük rejiminden demokrasi rejimine adım atmamız gerekecek ancak günü geldiğinde yukarıda anlatılan demokratik işleyiş çerçevesinde gençlerimiz biraraya gelip sorunları üst makamlara aktarmanın yollarını kendiliğinden bulacaklar.

Hayatta bazı şeyler biz çok istesek de zorlamayla, insan üstü çabalarla hayata geçirilemez. Üniversite gençliğinin örgütlenmesi de bunlardan birtanesidir. En çok iş yaptığını sananlar gün gelir boşa kürek çektiklerini görüp üzülebilirler. Zaten o yüzden “Önce rejimin tanımı yapmalıyız” demiyor muyuz?

Bu tanımlamayı yaparken sırtımızı kime dayayabiliriz?

Yukarıda bahsedilen anketin sonuç makalesinden çok kısa bir alıntı:

“Gençler, ülke siyaset ve siyasetçisinin düzeysiz, yetersiz ve kendi çıkarını gözeten bir tutum içinde olduğunu savunmaktadırlar. Siyasetin, Türkiye tarafından belirlendiğini ve Türkiye’ye bağımlı olduğunu, K.K.T.C’ndeki siyasetcilerin sadece kukla oldukları ve ancak kendi başımıza kaldığınız takdirde yapılanın siyaset olabileceğinden söz edilebileceği savunulmuştur. Siyasetçilerin daha bağımsız ve uygulanabilir fikirleri ortaya koymasının şart olduğu, Kıbrıs sorununa da kesin bir çözüm bulunması ya da bir alternatif yol bulunmasına azami çaba harcanması gerektiği tezi savunulmaktadır.”

Başka söze ne hacet?


Birikim Özgür|Ana Sayfa