Birikim Özgür|Ana Sayfa


Görüş, 5 Kasim 2002
Birikim Özgür

Şimdi Yapılması Gereken

AB, biz Kıbrıslı Türkler için bir araçtır.

Dünyaya açılmak, rahat bir nefes almak istiyorsak, AB treni bizim için önemlidir. AB’ye karşı olmak gibi bir alternatif üzerinde duracak olursak, şöyle bir dağ havası alıp ciğerlerimizi temiz hava ile dolduralım diyerek şehrin boğucu ortamından kurtulmayı planlarken aynı zamanda da “Yürüyüş alanına varana kadar nefesimizi tutalım, nefes almadan temiz havanın olduğu ortama ulaşıncaya dek yaşayalım” demiş oluruz. Bir anlamda Kıbrıs Türkü’nün nefes alma ihtiyacını hiçe sayarız; sosyalizm veya demokrasi hatta barış mücadelesi verdiğimizi dillendirirken boşa kürek çekmiş oluruz. Yaklaşık bir yıl kadar önce solda başlatılan güçbirliği görüşmelerinde YBH tavrını net bir şekilde ortaya koymuştu. Ne demişlerdi?

“Gemi yol alıyor. Biz de gemiye binmek için çaba sarfedeceğiz; Kıbrıs’ta çözümü zorlamanın en akılcı yolu bütün Kıbrıs adına AB’ne yapılan üyelik başvurusunu sonuna kadar desteklemektir.”

O zamanlar CTP buna karşı çıkmıştı.

CTP’nin karşı çıkışının altında yatan sebep çözüm gündeme gelmeden Kıbrıs’ın AB üyeliği gündeme geldiği takdirde Kıbrıslı Türkler’in yok olma sürecinin hızlanabileceği endişesi idi.

YBH, YKP iken de zaten kurulduğu günden itibaren bu toplumun önüne AB vatandaşlığını koymuştu.

İster on yıl öncesinden ister bir yıl öncesinden bu toplumun AB perspektifini ele alabiliriz. Geçen zamanda dere hangi kütükleri getirdi veya şartlar ne oranda değişti gibi yaşamsallığı sorgulanamaz politik analizler de yapabiliriz.

Bugün hangi örgütü temsil ediyor olursak olalım, toplumumuzun AB perspektifinin bir köşesinden tutmuş herkes Brüksel’e odaklanmalıdır.

Brüksel’e taşınmalıyız...

AB üyesi olmak isteyen ülkeleri sadece devlet erkanı temsil etmez. Ülkeler insanları için vardır ve ülkeleri insanlar temsil ederler.

AB üyesi olmak ya da olmamak dönemecindeki bir ülkenin sivil toplum kuruluşları hatta sanatçıları, gazetecileri ve hatta gençlik örgütleri, üniversitelileri, göç edeni, uçanı, kaçanı, tüccarı, turizmcisi kısacası o ülkenin her kesimi gelecekleriyle ilgili bir karar arifesinde Brüksel’de “temaslarda” bulunmalıdırlar.

“Biz de bu işi istiyoruz, bize destek olun” mesajını açıklıkla verebilmek, basit bir oylama neticesinde ortaya çıkacak tabloda oylarıyla etkili olacak ülkelerin “etki altına alınabilmeleri adına” politikacılardan da öte tüm toplum temsilcilerinin gayreti ile mümkün kılınabilir.

Kıbrıs’ın kuzeyi için anlamlı bir fark sözkonusudur. Rejimden beslenen politikacılarımız maalesef Brüksel’de olmayacaklar. Nedeni basittir. Uğraşmaya bile değmez. Biz işimize bakalım. Brüksel’e taşınalım.

Brüksel’de verilecek mesaj bizim adımıza net olmalıdır. Öncelikle Kıbrıs’ta çözüm için “yol açıcı” gelişmelerdir beklentimiz...

Bunun için de “Türkiye’nin önü kapatılmamalıdır”. Aynı zamanda “Kıbrıs’ın üyeliği konusunun da sürüncemede bırakılmaması bizim için önemlidir”.

Gelişmelerin ne şekilde seyredeceği az çok tahmin edilemez mi?

Türkiye’nin müzakerelere başlama tarihiyle ilgili kararın ertelenmesi ancak kararın açıklıkla alınacağı bir toplantı için tarih verilmesi sözkonusu olacaktır.

Bu arada da Kıbrıs sorununun halli için daha da yoğun ve aynı zamanda da belirgin bir tablo ortaya konacaktır.

Bu öngörüler doğrultusunda diyebiliriz ki gelişmeler bizim açımızdan olumsuz olmayacaktır.

Bu öngörülerin hayata geçirilmesi adına biz de Kıbrıslı Türkler olarak elimizden geleni yapabilmeliyiz. Bu nedenle Brüksel’de toplum olarak varlığımızı hissettirmemiz son derece hayatidir.

Bu sınavı verebilmek için gerekli tecrübe bizde vardır. Son derece yetenekli ve uzun yıllar yabancılarla temaslar kurarak önemli tecrübeler edinmiş siyaset adamlarımız, sivil toplum kuruluşu temsilcilerimiz mevcuttur. Bunca tecrübeli insandan bir gencin tek bir beklentisi olabilir o da bugün için kimin nerede ne yaptığını, ne söylediğini, hangi hataları yaptığını, çözüm beklentilerini hangi ifadelerle ortaya koyduğunu bir tarafa bırakarak Brüksel’e yapılmasını beklediğimiz çıkarmada aynı uçakta, birlikte seyahat etme iradesini ortaya koymalarıdır.

* (Bu yazı 1 Kasım 2002 tarihinde Yeni Çağ gazetesinde yayınlanmıştır)


Birikim Özgür|Ana Sayfa