Görüş, 24 Aralik 2002
Birikim Özgür
Tarihi Süreçte Ankara’dan Çıkacak Ses
Yurttan konuştuğumuz herkes Ankara’dan çıkacak sesi sorup duruyor. Bu yazı sanırım gerekli cevabı içinde barındıracak...
***
Toplumsal dayanışmanın, her düzeyde güçbirliğinin dorukta olduğu günler yaşıyoruz.
12 Aralık öncesi de çok yazdık. Kıbrıs sorunu birkaç saatte halledilemez. Uzun bir süreç gerekecek. Kıbrıs’ta yaşayan toplumların dayanışmasını, yakınlaşmasını, bütün önyargıların ortadan kaldırılışını pek çoğumuz göremeyecek.
Bugünlerde bir imza için bastırıyoruz. O imza ki 30 yıldır Ada’da varlığını sürdürmekte olan Türk askerinin akıllarda ve kalplerde, hem kuzeyde hem güneyde, benzer sebeplerle açıklanabilir bir pozisyona getirecek...
O imza birçok şeyi değiştirecek.
Türkiye’yi bir dünya devleti yapacak, Kıbrıs Türkü’nü hiçlikten, sanallıktan çekip çıkaracak.
O imza pek çok anlam taşıyacağı gibi atılmaması halinde de Yüce Türk Ulusu’na öyle şeyler kaybettirecek ki...
Aklıselim sahibi her Türkiyeli veya Kıbrıslı Türk, imzanın öneminin farkında.
Mesele politik perspektiften öylesine uzaklaşmış ki...
Kıbrıs’ta yıllardır barıştan yana tavır ortaya koyanların bir hedefi vardır: Birleşik Kıbrıs...
Bugün diğerlerinin imza beklentisini Birleşik Kıbrıs ülküsü ile bağdaştırmak oldukça güç.
Pek farketmiyor doğrusu.
Dünyadaki gelişmeler, bırakın birleştirilmiş bir vatanı, birleştirilmiş bir Avrupa’yı gündeme getiriyor.
Bir bakıma sosyalist altyapının öngördüklerini, kapitalist dünya düzeni, adım adım hayata geçiriyor.
Sosyalist bir dünyada yaşamak bizler için bir ütopya. Ancak sosyalist düşüncelerle gündeme getirilen pek çok gelişme de kapımızı çalmakta. Bu işin sonu sosyalizme varır mı bilinmez ama birleşik bir Kıbrıs’a çok yakın olduğumuzu düşünmek bile tüylerimizi ürpertiyor.
Birleşik Kıbrıs ülküsünün gerçekleşebilmesi için kuzeydeki ayrılıkçı politikalara ne kadar dikkat çekiyorsak, güneyde de birleşmenin önünde engel teşkil edebilecek unsurların varlığını kabullenmemiz gerekiyor.
Birleşmeden yana tavır geliştirirken de eğer güneydeki bu unsurların ülküye zarar vereceğini hissedersek, yapıcı bir üslupla bunlara dikkat çekebilmemiz, bunu yaparken de kırılgan ilişkileri gözönünde bulundurmamız gerekiyor. Aksi takdirde, örneğin Kıbrıs Türk Toplumu’nun siyasi eşitliğini kaptırmama siyasetini vurgularken, bir de bakarız ki birleşik vatan ülküsünden uzaklaşmışız, kendimizi ayrılıkçı politikalar gündeme getirenlerin kucağında bulmuşuz. Ferdi Sabit Soyer’in Hristofiyas’a karşı yaptığı çıkış, eğer basına yansıdığı şekilde olmuşsa, buna çok güzel bir örnektir.
***
Şahinler ne yapıyorlar bu arada?
Adam TV’de canlı yayına çıkıp “AB Kıbrıs’ı işgal etti”, “Yürüyenler vatan hainidir” vs diyor. Gülsek mi ağlasak mı? Buna yürek dayanır mı? Sinir dayanır mı? İnsan yerinde durabilir mi? Bir de benim dışişleri bakanımmış, benim varlığımı savunurmuş da bilmem ne. Assittirsin... Böyle tiyatro olamaz.
Bu tiyatro gösterimden kalkacaksa, sabırlı çalışmak gerekir. Hedefi doğru gösterebilmek marifet...
Siyasi analizleri bir tarafa bırakıp son dönemde yaşananların çağdaş, yenilikçi, açık fikirli nesiller yetiştirme hedefine ne gibi katkılarda bulunduğu üzerinde duralım.
Bugün o gündür ve Kıbrıs Türk Toplumu örgütlenmenin, birlikte ses çıkarmanın coşkusunu tatmaktadır.
Bugün o gün olduğu içindir ki barış, çağdaşlık, refah yanlısı her ifade bir merkezde buluşabilmiş ve tek bir yumruk olabilmiştir.
O yumruğun adı Kıbrıs’ta Çözüm ve AB’dir.
Gözünü geleceğe dikmiş herkes, ister sağcı olsun ister solcu olsun bu yumruğun etrafında kenetlenmiş ve ayağa kalkmıştır.
İşte bu kritik zamanda yaşanan kenetlenmenin geleceğe yönelik örgütlenme üzerindeki etkisi mutlaktır ki olumlu olacaktır. En azından olumlu olabilmesi için ne yapılabileceğini düşünüp ona göre hareket etmek gerekir.
Ankara’da yıllardır kanayan bir yara vardır.
Gençler örgütsüzdür. Utanılacak bir durum yaşanmaktadır.
Ankara’daki gençleri biraraya getirmenin, bir inanç sistemi kurmanın en doğru zamanı şimdidir.
Bunu başarabilmek için de birtakım gerçekleri arkadaşlara anlatmak gerekir. Bilmemeleri belki de onların ayıbı değil, bizim gibi önceden örgütlenme deneyimi yaşamış ancak bu deneyimlerini sonrasına aktaramamış olanların ayıbıdır.
Bu düşüncelerle Ankara’daki gençleri biraraya toplamayı kendine hedef olarak saptamış KIBGENÇ’in toplantısında geçmişe dair çok kabaca birkaç noktaya parmak bastık ve KIBGENÇ için bu tarihi noktaların ne gibi açılımlara yol açabileceğini anlatmaya çalıştık.
Kabaca aktarmak gerekirse, sağlam bir örgütlenme arifesinde KIBGENÇ’in toplantısında arkadaşlara şu mesajları verdik:
----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sevgili arkadaşlar,
Kıbrıslı gençler,
Yurdunu seven, çağdaş yaşamın temsilcisi üniversiteliler,
Deniyor ki, KIB-GENÇ yoktur.
KIB-GENÇ yoksa, sizler, bizler kimiz? Niye burada toplandık? Evkafın su meselesini mi konuşacağız? Fatih Terim’in devre arasında almasını istediğimiz oyuncuları mı saptayacağız?
KIB-GENÇ hepimizin aklında, gönlünde doğmuştur, birarada bulunma ihtiyacımızın ve girişimlerimizin en somut göstergesidir.
KIB-GENÇ bireysel taleplerimizin ortak paydasında hayat bulmuştur, vardır ve yapısal bir gelişme için son derece çağdaş, ne istediğini bilen arkadaşları biraraya getirebilmiş anlamlı bir çatıdır.
Uzun bir süredir KIB-GENÇ’in atması gereken adımları doğal akışına bırakmak, en demokratik ve katılımcı ortamı yaratmak adına kendi kişisel duruşumu şekillendirdim.
Hayatınız boyunca, “Ben daha tecrübeliyim, ben bazı gerçekleri sizden daha iyi bilirim” diyenleri elinizin tersi ile itiniz. Tecrübeyi silaha dönüştürüp sizin adınıza karar verme hakkını kendinde görenlere geçit vermeyiniz. Ancak ben, “Benim birtakım tecrübelerim vardır, isteyen arkadaşlarla bu tecrübelerimi paylaşmaya hazırım” diyorum. Niyetim size vaaz vermek değil, hepimizin sesini duyurmaya yarayacak ortak bir platform oluşturmaya katkı koymaktır.
***
KIB-GENÇ fikrine adım adım ilerlerken, arkadaşlara önerilerimi sundum.
KATILIMCILIĞIN önemini sürekli vurguladım.
En son yapılmış toplantıya kadar beni de rahatsız etmeyecek şekilde sağlıklı gelişmelere tanık olduk.
Yaz aylarında Kıbrıs’ta yaptığımız toplantıda ve daha sonra küçük gruplar halinde yaptığımız sohbetlerde, tüzük hazırlığı ve seçim çalışmaları net bir şekilde hedef olarak ortaya kondu.
En hassas nokta olan KATILIMCILIĞI sağlayabildiğimiz halde neden bu hedeflere ulaşmakta zorlanıyoruz?
Bana soracak olursanız, KIB-GENÇ’in geleceği açısından çok önemli bir karar olan ve benim de üzerinde durduğum bir öneri, ÇEKİRDEK KADRONUN DAĞITILMASI ÖNERİSİ, olması gerekenden çok önce hayata geçirilmiştir. Ağızlı yüzlü bir yönetim kurulu oluşturmadan, bu öneriyi hayata geçirmemeliydik.
Şahsen ben, çekirdek kadro dağıtılmadan önce zevkle geleceğe dönük fikirler üretirken, çekirdek kadro dağıtıldıktan sonra yapacağım katkıların bireysel olacağını hissettim ve attığım adımların bireysel hedeflerime uygun adımlar olacağı gibi yargılamalardan çekindim.
Bugün ise KIB-GENÇ yoktur söylemlerinden son derece rahatsızım. Tohumlarını ektiğimiz demokratik bir yapının bir türlü emekleme devresinden kurtulamamasından dolayı kendimi suçlu da hissediyorum. Yardımcı olma ve bireysel değil ancak özelde Ankara’daki Kıbrıslı öğrencilerin genelde ise Kıbrıs Türk Toplumu’nun çıkarlarına katkıda bulunma isteğim sonucunda buradayım ve düşüncelerimi ifade ederek KIB-GENÇ’in gelişmesine, içine düştüğü çıkmazdan kurtarılmasına katkıda bulunmak istiyorum. Eminim ki buradaki herkes aynı duyguları taşımaktadır ve heyecanını, katkıda bulunma isteğini nasıl ifadeceğini kafasında kurgulamaya çalışıyordur.
***
Çok kısa olarak öğrenci hareketlerinin tarihini ve amaçlarının neler olduğunu hatırlatmak istiyorum. Unutmayınız ki tarihten kopuk bir çalışma içine girmek mümkün değildir. KIB-GENÇ, özellikleri ne olursa olsun, tarihe geçecektir, tarihe katkıda bulunacaktır. Katkıda bulunacağımız tarihin ne olduğunu, geçmişte yaşanmış sıkıntıların neler olduğunu bilmeden, geleceğe yönelemeyiz.
Bilinçli olarak geçmişte bu tarihe katkıda bulunmuş örgütlerin isimlerine değinmemeyi tercih ediyorum. Geçmişte katkıda bulunduğumuz örgütlerin irdelenmesini isteyenler olduğu takdirde başka bir toplantıda bu isteğe seve seve cevap veririz. Ancak bugün hala daha KIB-GENÇ’i ayağa kaldırmakla meşguluz ve geçmişe takılıp kısır tartışmalarla çok değerli olan zamanlarımızı çalma dikkatsizliğini gösterecek kadar acemi olmamalıyız. Tekrar ediyorum; geçmiş tecrübelerimle gurur duyuyorum, bu tecrübelerimi herkesle paylaşmaya hazırım ancak geçmişte de yaşamıyorum, geçmişte katkıda bulunduğum ve tarihin tozlu sayfalarına gömülmüş örgütlerin avukatlığına soyunarak zamanınızı çalmak istemiyorum. KIB-GENÇ’in değerli vaktini çalmaya ne benim ne de bir başkasının hakkı yoktur, buna yeltenecek olan arkadaşları uyarmayı da bir görev sayarım.
Gelelim öğrenci hareketlerinin tarihsel geçmişine... Örgütlenirken şu gerçekleri gözden kaçırırsak tarihe bir becereksizler ordusu olarak geçme çıkmazına düşeriz:
1. Öğrenci örgütleri içinde yaşadıkları ortam ve koşulların izlerini taşırlar.
Bu bağlamda, geçmiş bilgilerime dayandırarak şunu söyleyebilirim ki Ankara’da biraraya gelirken, köklerimizi temsil eden toprakları, yurt saydığımız toprakları hiçe sayarak hareket edemeyiz. Ankara’da biraraya toplanmış Kıbrıslılarız. Kıbrıs Türk Toplumu’nun gerçeklerinden hareketle geleceğe dönük beklentilerimizi de ortaya koyma becerisine sahip olmalıyız. Üniversiteli olmak, öğrenciler olarak biraraya gelmek demek, gelecekte içinde yaşamayı özlediğimiz toplumun ve toprakların da iyiliği için çaba sarfetmekle eş anlamlıdır. KIB-GENÇ’in bir görüşü olmalıdır: Nasıl bir Kıbrıs hayal ediyoruz?
2. Gençliğin örgütlenmesine karşı olan çevreler tarih boyunca hep varolmuştur.
Örgütlülük, “bir elin nesi var iki elin sesi var” mantığına dayanır. Örgütlenmek demek, atılacak adımları daha güçlü bir yapıyla atmak anlamına gelir. Yılbaşı partisi yapacaksanız, futbol ligi düzenleyecekseniz ve tabi ki Ankara’da ve Kıbrıs’ta öğrencilerin birtakım haklarını geliştirecekseniz, örgütlenmek şarttır. Bu bağlamda örgütlenmek, iktidarların çıkarına değildir. İktidarlar, geçmişte,
“Biz sizin sorunlarınızı çözeriz, her kimin sorunu varsa bize gelsin, biz onunla ilgileniriz, öğrenci örgütlerine ne gerek var. Bu örgütler siyaset yapıyor” diyerek gençleri örgütlerden uzaklaştırma gayretleri sergilemişlerdir.
Bugün geldiğimiz aşamada öğrenci örgütlenmelerinin yokluğunun sıkıntılarını onlar da yaşamaktadırlar ve şu görüşü savunmaktadırlar:
“Örgütlenin, biraraya gelin ancak oyunlar oynamak, partiler düzenlemek, folkor grubu kurup elçilik çağırdığı vakit televizyon programlarında yer almak üzere örgütlenin.”
Bir sorununuz olduğu vakit elçiliği aramamazlık etmeyin. Ankara’da yaşadığınız ve yaşayacağınız sorunların çözümünde yardım talep etmek hakkınızdır. Siyasi perspektifleri el verdiği sürece elçilik çalışanları sizlere yardımcı olacaktır. Büyükelçi Ahmet Zeki Bulunç ile görüşün, O’nun yardımcı olma hevesini saygıyla karşılayın. Kendi ülkemizde değiliz. Kıbrıs Türk Toplumu’nun buradaki tek temlsilcisi olan büyükelçimizin siyasi duruşu ile bizlere yardımcı olma görevini ayrı tutabilmeliyiz.
Bu görüşlerimin yanında tabi ki Sn. Bulunç’un iktidarı temsil ettiğini ve örgütlenme çalışmalarının toplumumuzun geleceğine yönelik bir vizyona dönüşmesini engelleyeceğini, eski korkutma politikalarını terk etmediğini de sizlere hatırlatmak isterim. Temsil ettiği politikalar çerçevesinde amacına ulaşabilmek adına ters seslerin çıkmamasını sağlamak ve örneğin Kıbrıs’ta bir çözüm isteğinin öğrenciler arasında yayılmasını engellemek de yine O’nun görevidir.
Bu maalesef gözlemlenmesi çok kolay politik bir oyundur ve ne komiktir ki “Aman ha örgütlerinizi toplumsal boyutta kurgulamayın” denilerek ve bunu kendi içimizdeki birtakım korkuları kendi amaçları doğrultusunda kullanma gayretiyle “siyaset yapmayın” şeklinde ifade ederek gündeme getireceklerdir.
Kısacası, tarih boyunca iktidarlar gençlerin örgütlenerek kendi kurdukları düzenin geliştirilmesi hatta değiştirilmesi yönünde atacakları her adımı çeşitli yöntemlerle engellemeye çalışmışlardır. Bugün de aynı baskı nedeniyle KIB-GENÇ’in gelişmesine katkıda bulunacak pek çok değerli arkadaşımızın geri durmasına tanıklık etmekteyiz.
Bundan kaçış yoktur. Konuşarak, birbirimize güvenerek, kültürel bir hastalığımız olan güven eksikliğinin ve dayanışma eksikliğinin ortadan kaldırılabilmesi amacıyla öncü rolünü üstleneceğiz. KIB-GENÇ’in geleceğine paranoyalar, korkular değil güven, ne istediğini bilme ve bir kaşık suda boğulmama arzularımız damgasını vurmalıdır!
3. Tarih boyunca katılımcı bir anlayışla gündeme gelmiş öğrenci hareketleri çağdaşlığı savunmuştur.
Öğrencilerin, sistemin çarkları içinde sıkışmamış olmalarından kaynaklanan avantajları vardır. Sistemi eleştirme özgürlükleri sözkonusudur. Bu bağlamda katılımcı öğrenci örgütleri yaşamın her alanında tutuculuğa ve yozluğa karşı çıkmayı, onları kendine esir edip kendi yoz düzenlerinin savunucusu yapmak isteyenlere daima karşı durmayı ve toplumun ilerlemesinden yana tavır almayı, tarihsel ilerleme içerisinde çağının insanı olmayı temel alırlar.
Bu tarihsel gerçeklikten yola çıkarak, KIB-GENÇ’in de nasıl bir örgüt olması gerektiğini ortaya koyabiliriz. Hiçbirimiz yozluğu savunmadığımıza göre, nasıl ki Türkiye’nin AB serüvenine taş koyma gayreti sergileyenler hezimete uğramaya mahkumdurlar, KIB-GENÇ’in çağdaş bir örgüt olmasını istemeyenler de aynı şekilde çatlak sesler olarak KIB-GENÇ’i düzenin örgütü olmaya zorlayacak, çağdaşlığı çeşitli korkutmalarla engelleyip Kıbrıs’ta toplumumuzun çıkarına olmayan düzenin devamına bir anlamda katkıda bulunma gayreti sergileyecek ancak başarızlıktan da kaçamayacaklardır.
4. Bağımsızlığını muhafaza edememiş gençlik örgütleri kitleden kopmuşlardır.
Geçmiş tecrübeler göstermiştir ki gençlik örgütleri bağımsız kalabildiği sürece temsil ettikleri kesimin sesi olabilirler.
Bu bağlamda, “siyaset yapmayalım” önerisini yürekten destekliyorum. KIB-GENÇ Kıbrıs’taki tüm siyasi yapılarla, partilerle eşit mesafede olmalıdır. Örneğin seçim dönemlerinde adayları destekler nitelikte açıklamalar yapılmamalıdır. Böylelikle kendi düşüncelerini özgürce ifade etme hakkını sınırlandırmamış, bağımsızlığından ödün vermemiş bir yapı kurulabilir.
Dikkat etmemiz gereken nokta, “siyaset yapmayacağız” derken kalkıp da toplumun geleceğine dönük yanlışlıkları eleştirme noktasında kendimizi sınırlandırmamaktır. Daha önce de bahsettiğim gibi iktidarı elinde tutanların beklentisi budur. Biz aksini savunuyoruz: “Bağımsız, kendine özgü bir gençlik örgütü olarak geleceğimize dair görüş bildirme özgürlüğümüzü kimseye kaptırmayacağız”
Benim bağımsızlıktan, siyaset yapmamak anladığım budur!
***
Tüm anlattıklarım ışığında Kıbrıs meselesine de değinmekte fayda görüyorum.
Yaz aylarında yaptığımız toplantıda,
“12 ARALIK’A ÇOK KISA BİR SÜRE KALDI. BÜTÜN TOPLUM ORTAK BİR VİZYON DOĞRULTUSUNDA HAREKET ETMEYİ BAŞARIYOR. ANKARA’DAKİ GENÇLER OLARAK BUNA KATKI KOYAMAMAK BİZİM AYIBIMIZDIR” demiştim.
Ortaya koyduğum düşünceler destek bulmuştu. Yalnız “örgütlenmemizi tamamladıktan sonra bu konuda adım atalım” şeklinde bir tespitte bulunmuştuk. Bu adımların atılması konusunda yeterince etkin olamadık.
Sebeplerini tartışmak kimseye birşey kazandırmaz.
Şunu ifade etmekte fayda vardır:
İnanç yoksa, örgütlenme de gerçekleşemez. Gelinen aşamada notumuz düşüktür. Topluma katkı koyamamanın utancını yaşıyoruz.
Kıbrıs’ta barışı, çağdaşlığı önümüze bir hedef olarak koyalım. Bu kritik dönemde tüm coşkumuzla bir taraftan ülkemizin geleceğine dair sesimizi yükseltelim diğer taraftan da bunun yaratacağı hava ile örgütlenmemizi tamamlayabilelim. Eğer ortada ciddi bir hedef yoksa, örgütlenmemiz de hayal olarak kalacaktır.
Bir taşla iki kuş vuralım. Hem yaşadığımız tepkisizlikten kaynaklanan utançtan kurtulalım hem de geleceğe yönelik ciddi adımlarımızın önünü açalım.
Bir tehlikeyi vurgulamak isterim:
KIB-GENÇ’e katkı koymaya hazır çağdaşlıktan yana olan geniş bir kitle vardır. Bu kitlenin bir bölümü Kıbrıs’taki mücadeleye katkı koyma çabalarına KIB-GENÇ’in bir ayak bağı olacağını iddia etmektedir. Eğer KIB-GENÇ olarak doğru zamanda doğru adımı atamazsak ve bu çok değerli insanların desteğini kaybedersek üzülerek söylüyorum; gerçek anlamda örgütlenmemiz hayal olacaktır.
KIB-GENÇ’in sağlam duruşuna bugün karşı çıkacak olanlar zaten temelde daha önce de anlattığım gibi yoz düzenin devamından yana olanlara destek çıkmış olacaklar. Biz çağdaşlıktan yana bir tavır geliştirmezsek asıl o zaman politik oyunlara alet olmuş olacağız, toplumumuzdan kopuk, korkak, paranoya ile yönetilen, kukla bir örgüt durumuna düşeceğiz. Aslında asıl vurgulamak istediğim kukla olabilecek kadar gelişemeyecek oluşumuzdur bir bakıma.
Bugün gerekli kararları alamazsak, çağdaşlıktan yana olanlar farklı arayışlar içine girecekler ve KIB-GENÇ’in içi maalesef boşalacaktır. Pratikte kimse bunu ifade etmeyecek olsa da olacak olan budur!
***
Çekirdek kadroda görev aldığım dönemde hep HAREKET PLANI’nın önemini vurguladım, arkadaşlarla birlikte ortaya koyduğumuz hareket planı çerçevesinde de önemli adımlar atıldığını gözlemlemekten büyük haz duydum.
Bugün için hareket planımız var mıdır? Eğer yoksa hareket planımız ne olmalıdır?
KIB-GENÇ’in vizyonu ve misyonu doğrultusunda atılacak adımlar neler olmalıdır? Somut olmaktan, açıklıktan yanayım. Önerimi sunuyorum:
Bugünden başlayarak, geleceğimizi şekillendirecek, önümüzü açacak, hevesimizi artıracak adımları atmaya başlayalım.
1. Toplumumuzun verdiği varolma mücadelesine katkı koymak adına ne yapacağımıza karar verelim. Zaten geç kaldık, daha da gecikmeyelim. 1 gün bile kaybetme lüksümüz yoktur.
2. Geçici yürütme kurulunu HEMEN oluşturalım.
3. Tüzüğü biran önce geçici yönetim kurulu gözden geçirsin.
4. 1. Olağan Genel Kurul’u çok kısa bir sürede, mantıklı bir zamanlamayla toplayalım ve tüzüğü tartışarak onaylayalım.
Son olarak şunu söylemek istiyorum:
Kıbrıs’ta insanlar yağmur çamur demeden bizim için sokaklara döküldüler. Kıbrıs’ta artık köprüler atılmış, kayıklar yakılmıştır. Çağdaşlıktan yana olmayanlara karşı amansız bir mücadele verilmektedir.
Ya bu deveyi güdeceğiz, ya bu diyardan gideceğiz.
Bu mücadeleye katkı koyma kararını almazsak, dünyanın sonu olmayacak ancak KIB-GENÇ ile ilgili hayal kırıklıkları yaşanacaktır. Gelinen aşamada dinamik bir kesim olarak kendimizi ıspat etmeliyiz. Geleceğimize sahip çıkmalıyız. Bunu başaramazsak, böylesi bir yapının içinde yer alıp almamak gibi ciddi bir sorgulamayı eminim ki pek çok dostumuz yapacaktır.
Toplantımıza başarılar dilerim.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Biz bu konuşmayı yaptıktan sonra önceden Beran Dağtaş’ın hazırladığı bir bildiriyi toplantıya katılan arkadaşlarla paylaştık.
Bildiri aynen şu:
***
BİZLER DOĞUP BÜYÜDÜĞÜMÜZ VE GELECEK HAYALLERİMİZE YAKIŞTIRDIĞIMIZ YURDUMUZDAN GÖÇ ETMEKTEN YANA DEĞİL, ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN GÖÇ ETTİRİLMESİNDEN YANAYIZ.
YILLARDIR BİZLERDEN BAŞKA HERKESİN ÜZERİNDE HAK İDDİA ETTİĞİ ADAMIZIN NE STRATEJİK KONUMU NE DE BAŞKA ÜLKELERİN POLİTİK ÇIKARLARI İÇİN ÇÖZÜMSÜZLÜĞE SÜRÜKLENMESİNE,
YILLARDIR KÖTÜYE GİDEN KADERİMİZİN MERŞRULUĞUNU YİTİRMİŞ TEMSİLCİLERLE TAMAMEN KARANLIĞA GÖMÜLMESİNE,
UMUTLARIMIZIN, DOSTLUKLARIMIZIN, HAYALLERİMİZİN, AŞKLARIMIZIN YANİ HAYATIMIZIN YOK EDİLMESİNE,
ADAMIZIN, TÜRKİYE, YUNANİSTAN VE İNGİLTERE'NİN OYNADIĞI KUMARDA KOZ OLARAK KULLANILMASINA,
BİR SON VERMEK İÇİN ÇÖZÜME VE AB'YE EVET DİYOR,
ADAMIZDA BARIŞ İÇİN MÜCADELE EDEN TÜM İNSANLARA "SİZİNLEYİZ" MESAJINI VERMEK İSTİYORUZ...
UNUTMAYALIM Kİ BİR HİÇ OLMAK DEĞİL, HİÇE SAYILMAKTIR YAŞADIĞIMIZ!
KİMLİKSİZLİK DEĞİL VAROLAN KİMLİĞİMİZE, GELECEĞİMİZE VE BARIŞA SAHİP ÇIKMAMAK OLUR TOPLUMCA HATAMIZ...
ARTIK HİÇ KİMSENİN KADERİMİZİ BİZİM ALEYHİMİZE OLACAK ŞEKİLDE TAYİN ETMESİNE İZİN VERMEK İSTEMİYORUZ.
ONURLU BİR BARIŞ VE İNSANCA ŞARTLARDA YAŞAYABİLMEK ADINA EN BÜYÜK FIRSATIMIZ OLAN AB ÜYELİĞİ YOLUNDA SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ!!!
ANKARA
***
Toplantıda 2 gün içinde bildiriye son şeklinin verilmesi kararlaştırıldı ancak süreç iki günden uzun sürdü. Bu yazı hazırlanırken maalesef henüz tamamlanmamıştı.
Geçen süreç önemli midir? Neler yaşandı bu süreçte?
Fazla kurcalamak doğru olmaz. Sorumluluk, tarihe karşıdır...
Bu süreçte KIBGENÇ üyelerine yönelik yazdığımız emailler, tarih önünde yargılanırken önemli belgelerdir.
1. Email:
Dun yapilan toplantida 6+1 kisilik gecici yonetim kurulu atanmistir.
1. Deniz
2. Birsen
3. Mehmet
4. Mustafa
5. Meltem
6. Seniha
7. Hakan
Gecici yonetim kuruluna basarilar dilerim. KIB-GENC ile ilgili her turlu karar bundan boyle bu 7 kisi tarafindan verilecektir. Bu arkadaslara istekli olanlar var ise 3 kisi daha eklenebilir (Recai disinda).
Eger isterlerse dun hazirlanan basin bildirisini gelistirebilirler, oldugu gibi degistirebilirler de. Hatta benim yaptigim oneri cercevesinde alinan cozum ve AB'ye destek karari da gecici yonetim kurulu tarafindan ele alinarak ortadan kaldirilabilir.
Ben KIB-GENC projesinin ilk dakikasindan itibaren hevesimi artirarak ve bu projenin gercekten hayata gecirilebilmesi icin demokratik haklarimi kullanarak goruslerimi ortaya koydum. Katildigim her toplantiya sorumlulugum geregi hazirlanarak geldim, butun arkadaslarimdan da ayni sorumlulugu gostermelerini bekledim. Bu baglamda ozellikle tuzugu hazirlayip yasallasma yonunde atilacak adimlarin onunu acan tum dostlara tesekkur etmek isterim.
Dun aksam da ifade ettigim gibi ulkemizde toplumumuza ragmen cok cirkin oyunlar oynanmaktadir. KIB-GENC sessiz kalamazdi. Ciddi olarak irademizi ortaya koyup cagdasliktan, demokrasiden yana tavrimizi ortaya koymaliydik. Ancak bu sekilde Ankara'daki Kibrisli gencleri toparlayabilir, boylesi bir inanc sistemi icinde gelisebiliriz. Bu dusuncelerime destek olan tum arkadaslara tesekkur ederim.
Ulkemizde yasanan gelismeler dogrultusunda diyorum ki; KIB-GENC'i birakip kacmak, Kibris'tan vazgecmek, Rumlar'in bugunlerde yapmaya calistigi gibi Kibrisli Turklerin bolunerek Kibris Cumhuriyeti'nin ortaya koydugu kolayliklara kanmasini, toplumun icinin bosaltilarak bir daha hayal bile edemeyecegimiz hos olmayan noktalara varilmasini destekler bir harekettir.
KIB-GENC'in amacsizligi herkesi rahatsiz ediyordu. Ben artik KIB-GENC'in onunun acildigini dusunuyorum. Artik Ahmet'in ve Hassy'nin uzerinde durduklari yilbasi partisi benim icin daha anlamli, Ankara'da yurdunu ozleyen, seven ve cagdas bir gelecek ozlemi ile yanip tutusanlar KIB-GENC'e akin akin katilacaklar.
Kibris'ta liseli gencler bile binlerce gruplar seklinde cozumsuzluge karsi tepkilerini dile getiriyorlar. Bu cocuklar geleceklerine sahip cikiyorlar. KIB-GENC'in amaclari arasinda yurda dair pek cok unsur oldugunu ve bu amaclari cekirdek kadroda uzun uzun tartistiktan sonra kitleye mal ettigimizi unutmayalim. Ben bu kitleden bir birey olarak oneriler yaptim ve toplantida kabul edildi. Demokrasiye kusmek, vazgecmek, cozulme, yok olma anlamina gelir. Ben bu hastaligin farkindayim; cok kez karsilastigim bireysel birtakim rahatsizliklarin kendini soyutlama olarak hayata gecmesi ve bunun gelismeler dogrultusunda nasil o kisiye ve orgutune zarar verdigini cok yasadim, biliyorum.
Bilal benim Ankara'da cok sevdigim, saydigim bir arkadasimdir. Kendi amaclarini ve gelinen asamada KIB-GENC ile celiskisini bize anlatirsa, en azindan uzaklasmak istemesinin gerekcelerini aciklikla ortaya koyarsa, eminim ki cogaldigimiz ve kenetlenmemiz gereken bu gunlerde en dogru kararlarin alinabilmesi adina herkes katki koymaya hazir olacaktir. Kibris'ta bir cozum ve sahsiyetli birer AB vatandasligini bugun talep etmezsek ne zaman edecegiz? Bunlari talep etmemiz gereken gunlerde kafamizi karistiracak kisisel cikislar yapmak, Kibris'ta cozumsuzlugu veya AB vatandasligini reddetmek anlaminda mi algilanmali? Dun alinan karardan rahatsizlik duyacak arkadaslar toplum olarak verdigimiz bir mucadelenin sonunda zafere ulastigimiz vakit AB vatandasligi reddecekler mi? Eger bu mucadeleye dogru zamanda katki koyamazlarsa cocuklarina anlatacak neleri olacak? AB'nin sagladigi sonsuz faydalardan yararlanirken elleri ayaklari titremeyecek mi?
Lutfen ciddi olalim, kendimize ve birbirimize guvenelim, ne istedigimizi bilelim ve digerlerinin de bilmesini saglayalim. Aksi takdirde atacagimiz her adim dostluklarimizi, sevgilerimizi, gelecegimizi dogrudan etkileyecek. Kimsenin ne kendine ne de O'nu seven ve deger veren arkadaslarina boylesi bir haksizligi yapmaya niyeti de olmamali, hakki da olmamali.
12m.
PS: Dun onerilen ve uzerinde degisiklikler yapilabilmesi icin listeyle de paylasilmasi istenen basin bildirisini gonderiyorum. Sevgili Mustafa oyle gorunmektedir ki eve gittigi zaman Bilal'in katilmadigi toplantiyla ilgili ciddi anlamda bir rahatsizlik yasamasina neden olmustur. Bilal'in de vurguladigi gibi bu liste, iletisim amaclidir. Gercek hayat toplantidir, hazirlanarak onerilen basin bildirisi de eger bir rahatsizlik varsa dogrudan elestirilmesini ancak sozkonusu onerinin insanlara empoze edildigi gibi bir dusuncenin iyi niyetten yoksun oldugunu dusunuyorum. Yapilacak her oneri tabi ki hazirlanarak getirilecek, sorumluca tartisilacak ve kimsenin kimsenin bogazina sarilmadigi bir ortamda onaylanacak veya onaylanmayacak. Niyeti uzum yemek olanlariz bizler... Kimse Ankara'daki genclik somut adimlar atsin ister diye suclanmasin, aksine ovunulecek gunler yasadigimizi yinelemekte fayda goruyorum. Topluma adapte olmak, demokrasiye sahip cikmak gibi bir sorumlulugumuz var. Bundan vazgecemeyiz.
PS2: Bu onerilen bildiriyi, onerilecek degisiklikleri tamamladiktan sonra Kibris'ta gazetelere gonderme karari almistik. Bu bildirinin reklam olarak yayinlanmasi pahaliya mal olabilir ancak KIBRIS Gazetesinde genis bir haber olarak yayinlanmasini saglayabiliriz. Bunun bir haber olarak dikkat cekecek sekilde hazirlanabilmesi icin gecici yonetim kurulu uyesi arkadaslarin telefon numaralarini listeye gondermelerini ve temas kurulacak gazetecilere iletilerek onlarla temas kurulmasini saglamaya calisacagiz.
PS3: Hade hareketlenme zamani... Insanlar taksimde soyunup ses getirmekten bahsediyor. Insanlar, ATV'de Siyaset Meydani'nda cesur bir sekilde sorunlarimizi anlatiyorlar.. Dunya degisti, Turkiye degisiyor.. Kibris da DEGISECEK! Buna katki koyalim... Gelecegimiz icin...
2. Email
“Recai disinda” Meselesi
Gorusebildigim arkadaslar elestirdiler; gecici yonetim kurulu uyeligi konusunda “Recai disinda” herkesi isaret etmemi anlamaya calistilar. Sozkonusu ifadem yari saka-yari ciddidir. Dusunceleri ne olursa olsun Ankara’daki tum Kibrisli ogrencilerin kendilerini gonul rahatligiyla ifade edebilmeleri, dusuncelerini her konuda savunabilmeleri KIBGENC projesinin temel noktasidir. Peki bu nasil basarilabilir? Demokrasiyi kavrayarak, sahip cikarak... Katilimciligin, cok sesliligin, cogulculugun sonuna kadar arkasinda olmak gerekir. Ben KIBGENC’in cagdasliktan yana, yozlugun karsisinda bir tavir takinmasindan yanayim. Bu baglamda Kibris’ta barisa, cozume, AB uyeligine taraftarim. Bir baskasi, “Turkun Turkten Baska Dostu Yoktur” diyebilir, “gavur milletine” guvensizligini ortaya koyabilir. Sonuna kadar destekcisiyim. Kerem’in bu baglamda one cikmak istemesi KIBGENC icin buyuk bir firsattir. Diger taraftan demokratik ortami firsat bilerek dusunce ortaya koyanlari “oraya buraya bildirmekle uyaran”, tehdit iceren ifadeler kullanan* insanlarin sonuna kadar karsisindayim, boylesi ifadelere maruz kalmaktan cekinirim, KIBGENC’in bunlara karsi da mucadele etmesini, demokrasiye sahip cikmasini dilerim. “Recai disinda” seklindeki ifademi boyle degerlendirmenizi dilerim.
En son yapilan toplantida cikan karardan sonra KIBGENC’in cehresi degismistir. Osmanli’dan beridir bizim kulturumuzde iki akim surekli catisir. “Hurriyet ve Itilafcilar” yani cagdaslik, aydinlanma, gelisme, rasyonellikten yana olanlar ile “Ittihak ve Terakkiciler” yani geleneklerin korunmasi, nizam-i alem teorisini savunanlar arasindadir bu catisma. Ben kendimi Mithat Pasa’nin, 3. Selim’in cocuklarindan sayiyorum ve durusumu buna gore belirliyorum. KIBGENC’in de bir genclik olusumu oldugundan hareketle, genclesmeyi, yenilenmeyi, tikanikliklarin giderilmesini savunmasi icin goruslerimi ortaya koyuyorum. Diger taraftan demokratik bir ortamda tabi ki Kerem ve Kerem gibi dusunen dostlarimiz, “Aman gozumuzu kapatip yurumeyelim, gecmise de bakalim, her havuca kanmayalim” diyebilirler, sonsuz saygi ile karsilanirlar, gruplarini kurup 1. Olagan Genel Kurul’da Yonetim Kurulu uyeligi icin ortaya cikarlar. Bu iyi niyetli, durust ve ne istedigini bilir tavri gelistirebildigimiz oranda KIBGENC gelecege tasinabilecektir.
Arkadaslardan ricam, en son alinan kararla ilgili cekinceleri de dahil olmak uzere, tum dusuncelerini ortaya koysunlar ve birseyleri savunsunlar. Kimse kimseyi vatan hainligi, AB dusmanligi ile suclamaz. Bu tip suclayici tavirlar gelistirenler olacaksa, karsilarinda once demokratik bir ortam yaratmak isteyenleri bulacaklar.
* Bir emailinde Devrim Seral Turkiye’den gelip Kibris’ta huzursuzluga neden olan birtakim Turkiyeliler’in Ada’ya tasinmasindan duydugu rahatsizlizligi ifade etmisti. Bunun uzerine Recai Devrim’i “Yuce Turk Ulusuna hakaret etmekle” suclamis ve O’nu gerekli yerlere bildirmekle tehdit etmisti.... Bu adami bir de yonetim kuruluna sokarsak, ogretim gorevlilerinin evinin onunde tek kursunla olduruldugunu bir ulkede kim nasil agzini acip da gercek dusuncelerini ifade etme cesaretini sergileyebilecek?
Son Söz
Tarih önünde yargılanacağız. Bireysel kaygılarımız sözkonusudur. Ankara’daki gençler geleceklerine dönük adımlar atacaklarsa, bunu tek bir bireyin sağlaması imkansızdır. Zaman kimi haklı çıkarır bilinmez. Ancak tarih önünde yargılanırken, şu paragraf tüm söylenenlerin, yapılan girişimlerin neticesi olarak savunmanın temelini teşkil edecek:
...
Bu mücadeleye katkı koyma kararını almazsak, dünyanın sonu olmayacak ancak KIB-GENÇ ile ilgili hayal kırıklıkları yaşanacaktır. Gelinen aşamada dinamik bir kesim olarak kendimizi ıspat etmeliyiz. Geleceğimize sahip çıkmalıyız. Bunu başaramazsak, böylesi bir yapının içinde yer alıp almamak gibi ciddi bir sorgulamayı eminim ki pek çok dostumuz yapacaktır.
...
...
...