Görüş, 28 Mayis 2002
Birikim Özgür
Türkiye Şivesi (Aksanı) ile Konuşan Kıbrıslılar ve Sol
Ülkemizde siyasi yapı incelendiğinde, sağ kesimin elindeki pusulanın kuzeyi, yani Türkiye Cumhuriyeti’ni gösterdiğini, sol kesimin elindeki pusulanın ise güneyi, yani Birleşik Kıbrıs’ı işaret ettiğini görmek zor değildir.
Sağ kesim de sol kesim de, “Bizim pusulamız, doğru yönü gösterir” diyerek toplumumuzun siyasetinde egemen olmak isterler. İşaret edilen iki yön, zıttır.
Televizyonlardan, gazetelerden takip edebildiğimiz kadarı ile günümüz dünyasında modernleşmiş ülkelerde sağ kesimin ve sol kesim ellerindeki pusulalar, bu kadar zıt yönleri işaret etmiyorlar.
Türkiye siyasetine yön veren isimlerden bir tanesi de Kemal Derviş’tir. Etkisi yatsınamaz…
Sn. Derviş, sol söylem ile sağ söylemin kesişme noktasında durarak bir ülkede istikrarın sağlanabileceğine, yönetimin sağlıklı kılınabileceğine inanır. Yılların tecrübesi ile Türkiye’nin modernleşme sürecine katkı koyar. Şahince çıkışlar yapmaz. Ütopik bir sol söylem ile insanları cezbetme gayretinde de değildir. Kendisine “Amerikan uşağı” diyenlerle, laf dalaşına girmez. İki zıt yöne sahip pusulaların geçmişte kaldığı, modernleşme gayretindeki “Beyaz Türkler” için Kemal Derviş, bize göre, anlamlı bir örnektir.
Avrupa ülkelerinde de ölçülü politikacılar, ülke yönetimi için halktan yetki isteyebilirler ve başarılı da olurlar. “Ne kokar, ne tüter” bir yaklaşımla, modernleşmiş bir ülkeye hizmet etme güdüsü ile hareket ederler.
Demokrasinin kurumsallaşması, modernleşmenin başlangıç noktasıdır.
Demokrasinin varolduğu ortamlarda hızlı çıkışlar, restleşmeler, dayatmalar, “populizm” olarak nitelendirilir. Öyledir de!
Peki Kıbrıs’ın kuzeyinde durum nedir?
Sol, populizm mi yapıyor?
CTP, 1990 sonrasında, toplumda restleşmeler dönemine son vermek üzere genel başkanlar düzeyine UBP ile görüşmeler başlatmış ve topluma, “Biz artık restleşerek değil, anlaşarak bu toplumu birlikte düzlüğe çıkaracağız” mesajını vermişti.
Bir anlamda, dünyadaki akımlara ayak uydurarak, kulağa hoş gelen bir uzlaşma kültürünü benimsemiş, toplumumuzda barış rüzgarları estirmişti. Toplumsal ayrılığın had safhaya ulaştığı bir noktada, uzlaşma kültürünü devreye sokarak yeni bir anlayışı hayata geçirmişti.
Uzlaşma politikalarının uygulanması sonucunda birtakım tecrübeler yaşanmıştır. Yaşanan tecrübeler sonrasında iki farklı görüş ortaya çıkmıştır. Birinci görüş, “Uzlaşma kültürü ile siyasete devam” görüşüdür. İkinci görüş ise, “Sağ ile uzlaşarak toplumsal varoluş mücadelesini ileriye taşıyamadığımızı gördük” diyenlerin görüşüdür.
Sn. Derviş’in Türkiye için önerdiği “sosyal-liberal sentez”, ancak da “devlet politikası” diye nitelendirilen temel konularda sağ ve solun prensip olarak bir farklılığının kalmadığı ortamlarda geçerlidir.
Kıbrıs’ın kuzeyinde, sol ile sağın elindeki pusulalar tamamen zıt iki yönü gösterirken hangi sentezden bahsedeceğiz?
Yeterli demokratik olgunluğun olmadığı, sağ kesimin toplumu hiçe saydığı, asker ve saray destekli örgütler kurduğu, “astığım astık, kestiğim kestik” anlayışıyla yoluna devam ettiği bir ortamda, sol ile sağ hangi noktada kesişecekler?
Dövülen gümrükçüleri, casuslukla suçlanan gazetecileri, insanların başını ezerek onları öldürenlerin arkasının sıvazlandığını görmezden gelerek mi uzlaşacağız? Sol, yediği her kazıktan sonra bir bardak soğuk su içmeye razı olsa, topluma bunun katkısı ne olacaktır? Varlık, kimlik, kendi kendini yönetme politikalarına, bu bardak bardak içilen soğuk suların katkısı ne olmuştur ve olacaktır? Elde somut veriler, kazanımlar var mıdır?
Populizme kaçmadan, sol, siyasi tarihimize geçmişte yaptığı gibi bugün de elindeki pusulaya sımsıkı sarılarak katkı koyabilir. Bu, mümkündür.
Nüfusumuzun sulandırılmış olduğu gerçeğinden uzaklaşmadan da bu politikaları uygulama imkanı vardır. Türkiye kökenli de olsa Kıbrıs’ı yurt olarak benimsemiş hiçkimse bu kukla rejimini, eritilmeyi, yok edilmeyi benimsemez.
Ankara’da, Kıbrıslı öğrencilerin biraraya geldikleri bir toplantıda, Türkiye şivesi ile konuşan bazı öğrenci arkadaşların, “Burada, yabancı bir ülkedeyiz. Biraraya gelip kaynaşmamız gerekir” şeklindeki sözlerini duyunca bizim tüylerimiz ürperdi.
Yadsınamaz bir gerçeklikle karşı karşıyayız.
Populizm yapmadan, insanın ve yurdun vazgeçilmezliği üzerine kurulmuş doğru politikalarla, insanımıza ve geleceğimize sahip çıkabilmemiz gerekir. Aksi takdirde, solun elindeki pusulanın bozuk olduğu görüşü toplumda, daha da yaygınlaşacak, hangi ağızla konuşuyor olursak olalım, Kıbrıslılar olarak kendi ülkemizde, “Biz burada yabancıyız” demek zorunda kalacağız.
Dünyada son yıllarda yaşanan gelişmeler de gösteriyor ki, Kıbrıs Türkü, kuzeyi gösteren pusulayı kullanarak çıkmaz bir sokağa sürükleniyor. Güneyi gösteren pusula, bize göre, önü açık, geniş bir otoyola çıkmamıza yardımcı olacaktır. Otoyola çıktıktan sonra 5. vitese geçip, sentezlerden, uzlaşmalardan bahsedeceğiz. Önce şu darboğazı bir atlatalım…