Görüş, 12 Haziran 2002
Birikim Özgür
Oyun Teorisi: Kıbrıs’ta Sağ ve Sol’un Uzlaşması
Birkaç ay evvel Akıl Oyunları (A Beautiful Mind) adlı film sinemalarda gösterime girdikten hemen sonra “Oyun Teorisi” üzerine gerek televizyonlarda gerekse de yazılı basında birçok yazılara, sohbetlere şahit olduk.
Film, “herkese” hitap edebilecek düzeyde kurgulanmış ve tüm dünyada izleyicilerin beğenisine sunulmuştu.
Filmi izlememiş olanlar için kısaca özetlemek gerekirse; John Nash isimli bir matematik dehasının 30 yıl boyunca paranoyak şizofren olarak yaşadığı süreci ve bu süreç sonunda karısının yardımlarıyla bu sorunlarının üstesinden gelip üniversiteye geri dönüşünü anlatıyor film.
Gerçek bir hayat hikayesi...
1994 yılında Nobel Ödülü de alan Nash’in oyun teorisine katkısı büyüktür.
Kıbrıs’ta Amerikalılar’ın toplantılar düzenleyerek gençlere aşılamaya çalıştığı win-win (çatışmalarda iki tarafın da kazançlı çıkacağı çözümler üretme) gibi anlayışlar da bu teorinin temelini teşkil eder.
***
Belki bu haftaki yazının konusu ile alakalı değil ancak ifade etmekte fayda vardır; Amerikalılar’ın bu iki toplumlu toplantılarda iki toplumun gençlerini veya değişik toplum kesimlerini win-win anlayışı ile uzlaştırmaya çalışırken ilginç bir şekilde kuzeydeki rejim ile de bir win-win ilişkisine girişmeleri, bu iki toplumlu toplantılarda rejimin ajanlığını yapan çocukları el üstünde tutmaları ve bu çocukların toplantılarda konuşulanları Denkaş rejimine uçurarak birçok gencin geleceğini karartmaları karşısında kıllarını bile kıpırdatmayışları dikkat çekicidir. Denize düşmüşüz, yılana sarılıyor olabilir. Yine de yılanın yılan olduğu bilincinden uzaklaşmamak gerekir.
***
Nash’in katkısına geri dönecek olursak...“Toplumsal işbirliği iyidir” şeklinde özetlenebilecek bir önerme yapmıştır. Oyun teorisine göre bu önermenin tercümesi şudur: Her iki oyuncu da özgür seçim hakkında sahiptir; işbirliği yapmak ya da yapmamak. Tüm oyuncuların çatışma ile elde edecekleri kazanç, işbirliği ile elde edecekleri kazançtan çok daha az görünmektedir.
Bu noktada teorinin siyasi çözümlemelerde kullanılmaya başladığını görmekteyiz. Teorinin anahtar sözcükleri işbirliği, rasyonalite ve bireysel irade ile toplamın refahına hizmet olmuştur.
Bu durumda, toplumumuzda da, sol ile sağ arasındaki çatışmayı incelerken, “Uzlaşma kültürü ile politikalar belirlemek, toplumsal kazanım açısından çok faydalı olacaktır” sonucuna ulaşıyoruz.
Gerçekten öyle midir?
1994’te Nobel Ödülü de alan çalışmanın en büyük katkısı ise şu olmuştu:
“Rakibin işbirliğini bozuncaya dek işbirliğine devam et!”
Karşı taraf bir kez işbirliğine karşı bir davranışta bulunursa, işbirliğini sürdür, ancak ikinci kez işbirliğini bozarsa işbirliğine son ver!..
***
Kısaca özetlemek gerekirse;Rakip işbirliği yapma taraftarı ise, iki taraf da çok şey kazanır.
Eğer rakip işbirliğinden uzak durursa, işbirliğinden uzak duran taraf çok şey kazanır, işbirliği yapma derdindeki diğer tarafın ise kazanımı olmaz.
Eğer iki taraf da uzlaşmadan, işbirliğinden uzak dururlarsa, o zaman iki tarafın da çok büyük kazanımları olmaz ancak biri diğerini ezemez de! Ortalama kazançları olur…
Bu anlatımı bir tablo ile de açıklayabiliriz:
|
1. Taraf |
A | 2,2 | 1,3 |
| B | 3,1 | 1,1 | |
|
Not: A = İşbirliği yapmak B = Uzlaşmaz tutum |
A | B | |
|
2. Taraf |
|||
Eğer iki taraf da işbirliğinden yana ise, matematiksel olarak kazançları aynı ve yüksek olur (2 ve 2). Eğer iki taraftan birisi çatışmayı tercih ederken diğeri işbirliğinden yana tavrını sürdürürse, çatışmacı tarafın kazancı fazla, işbirliği yapma hevesindeki iyi niyetlinin kazancı ise çok düşük olur (3 ve 1). Eğer iki taraf da uzlaşmaz davranırsa, hiçbirinin kazancı yüksek olmaz. En azından karşı tarafın kazançlarını da en aza indirerek kullanılmaktan kurtulursunuz. Bu da matematiksel olarak (1 ve 1) şeklinde ifade edilir.
***
Kıbrıs’ta solun aklını başına toplaması gerekir.Sol güçler, birbirleri ile işbirliği yapıp kazançları en üst seviyeye taşımalıdırlar.
Daha da önemlisi, herhangi bir sol güç, işbirliğini sürekli baltalayan, her fırsatta karşı tarafa kazık atmaktan çekinmeyen sağ güçler ile hükümet ortaklığı kurmanın sakıncalarını görebilmelidir.
Elbette, siyaset, sosyaldir. Herhangi bir teorinin sonuçlarına göre politikalar belirlemeden önce önşartları tamamlayabilmek gerekir.
Belki de bu teoriyi hayata geçirebilmek için öncelikle devlette görev yapan müdür, müsteşar, müşavir, belediye yöneticileri, danışmanlar ve hükümet olanaklarından yararlanan diğer görevlilerin parti yönetimlerinde en azından % 50’den fazla olmayacak şekilde temsil edilebilmelerini sağlamak gerekir. Aksi takdirde, isterseniz dünyanın en iyi teorisyeni olun, dünyanın en saygın politikacısı olun, söylediklerinizin hepsi bir kulaktan girip diğer kulaktan çıkacaktır.
Eğer savlarınız o insanlar tarafından ekmek paraları üzerinde bir tehlike, ailelerinin aç, açıkta kalmalarına sebep olacak nitelikte şeyler olarak algılanırsa, yıllarca yaptığınız hizmetler, saygınlığınız, dürüstlüğünüz onlar için hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Gözünüzün yaşına bakmazlar… Kâr sağlamayan bir işbirliğinin toplum için zararlarını görmezden gelirler aksini iddia edeni sistemin dışında bırakırlar…