Birikim Özgür|Ana Sayfa


Görüş, 23 Temmuz 2002
Birikim Özgür

Ankara Mektubu: "Beyaz Türkler"

Kimse “Beyaz Türklük” kavramın ne olduğunu tam olarak bilemiyor.

Sık karşımıza çıkıyor, kafamızı karşıtırıyor.

Geçenlerde Siyaset Meydanı’nda bir Saadet Partili, “Onlar Beyaz Türk olduğuna göre bizler de zenciyiz herhalde” diyerek kavramın sadece ten rengini işaret ettiğini varsayan bir anlayış ortaya koymuş, izleyicileri güldürmüştü.

Mutlaktır ki Türkiye’deki “beyaz”, Amerika’daki kadar çözümlenebilmiş değil. Amerika’da beyaz olmak son derece somut bir sınıflandırmanın sonucu. Bu ayrıştırma, ten rengini işaret ediyor. Türkiye’de ise durum çok farklı.

İlk anda akıllara gelen “Kürt olmayan” Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları... Bu da temelde biryerlerde ten rengine dayanıyor.

“Beyaz Türk” kavramının patenti Ufuk Güldemir’e ait. Adam 1992 yazdığı Özal-Amerika ilişkisini anlattığı “Teksas Malatya” kitabında bu kavramı kullanmış...

Ufuk Güldemir, Haber Türk’ü kuran adam. Ekibin, “Özgür Gazetecilik”, “İcazetsiz Yayın Anlayışı” gibi sloganları var. Özgür, serbest toplumun yanında serbest ekonomiyi de savunuyorlar...

Özgürlükten tek anladıkları da şudur:

Bir şekilde dışlandıkları Doğan Medya Grubu’nun hegemonyasının dışında da hayatta kalabilmenin gururu!

Bu “özgürlük anlayışı” ile de, örneğin patenti Ufuk Güldemir’e ait olan Beyaz Türklük kavramının yakıştırıldığı Yeni Türkiye hareketine de saldırdıkça saldırıyorlar. Sebebi basit... ANAP ile içli dışlı olan Doğan Medya Grubu, Yeni Türkiye hareketini destekliyor.

Belli ki Türkiye’deki rejim ile bir takışması olmayan bu “sol”, bizdeki CTP’nin yapmaya çalıştığı gibi çağdaşlığı, çalışkanlığı ve değişimi temsilen halkın karşısına çıkacak ve ANAP’ın (Aydın Doğan’ın) da desteğiyle meclise taşınacak. Seçimlerden sonra CHP ve Yeni Türkiye, ANAP’ı da yanlarına alarak hükümeti kuracak. Eğer evdeki hesap çarşıya uymazsa, Amerika’dan icazet almış, rejimle olan sorunlarını tamamen temizlemiş Tayip Erdoğan ve ekibi de Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yönetiminde söz sahibi olacak.

Bunlar sadece tahmin... Bizim mantığımız bunları işaret ediyor.

Bu bir Beyaz Türk Hareketi’dir.

Bir taraftan mantıklı ve geleceği gören bir adam olan Kemal Derviş, birleşmesi çok zormuş gibi görünen solu, tek parti çatısı altında değil ama hükümet etme anlamında güçbirliği noktasına getirecek, çağdaş solun bütünleşmesini sağlayacak, diğer taraftan da Türkiye’nin çağdaşlaşmasının önündeki çıkıntıları, serbest piyasacı sağ kesimin de desteğiyle temizleme girişmelerine destek verecek. Derviş’in fikri de zikri de misyonu da bu. Bu “değişimi” hem Amerika’nın hem de Türkiye halkının talepleri doğrultusunda gerçekleştirecekler. İyi niyetli senaryo budur.

Şu anda yayımlanmayan Yeni Yüzyıl gazetesi, beyaz türklerin bir kalesi idi. Kadrosu, bugünkü Radikal’i çıkarıyor.

İkinci Cumhriyet tartışmaları ve Cem Boyner’in YDH’si da bu akımın ürünleriydi.

Bugün Cem Boyner politik sahnede yoktur ancak hezimete uğramadan önce ortaya attığı düşünceler bugün sahnededir ve “iddialıdır”.

Kıbrıs konusunda federal çözümü savunan Cem Boyner’in hezimete uğraması Kıbrıs’taki ilericiler için bir kayıptı. Bugün O’nun çizgisinde düşünen Beyaz Türkler, birkaç ay sonraki seçimlerde iddialıdırlar.

İsmail Cem, Kıbrıs konusunda bir açılım sağlamadı ancak Yunanistan ile ilişkiler ve AB vizyonuna çok şey kattı. Kıbrıs’ta da Türkiye’nin çıkarları, adadan vazgeçmemek olarak algılandığı için bir bakan olarak kendince gerekenleri yapmıştır. Türkiye çağdaşlaştıkça, önündeki engelleri aştıkça, AB vizyonuna yaklaştıkça, Kıbrıs’ta da bizim istediğimiz noktaya ulaşacağını ümit edelim. Mesut Yılmaz, 10 yıl önce Gümrük Birliği Antlaşması’ndan sonra “Benim canım KKTC’mi nasıl peşkeş çekersiniz!” diye Çiller’e saldırıyordu. Bugün ise Denktaş’ın uzlaşmazlığını açıkça ifade edebiliyor. Kıvrıkoğlu’nun resmi Fransa’da bir metro istasyonunda gazeteciler tarafından Türkiye’yi yöneten adam iddiası ile deşifre edilince şahinlerin kol gezdiği Dışişleri Bakanlığı, eylemi gerçekleştiren örgütü Türkiye’ye çağırıp politikalarını anlatmak yerine Türkiye’ye girişlerini yasaklamıştı. Buna rağmen Mesut Yılmaz Avrupa’da bu tür eylemlerin çok doğal olduğunu ve bunun bir hak olduğunu söylemekten çekinmemiştir.

Özal ile birlikte gündeme gelen Türkiye’deki “yükselen değerler” ve serbest piyasa ekonomisi anlayışı Amerika’nın desteğiyle Türkiye’yi diğer “gelişmiş” ülkelere yaklaştırma çabasının ürünleridir.

Beyaz Türklük, Türkiye’de halktan kopuk ancak halk için (bu arada kendi için de) çalışan “Öteki Türkiye”nin ürünü bir ideolojidir.

Tarafsız gözle Türkiye’ye baktığımızda onları bu şekilde değerlendiriyoruz.

Yönetime taliptirler.

Yönetim hakkını kazanacaklar mı?

Yönetim hakkını kazanırlarsa başarılı olacaklar mı?

Bunları zaman gösterecek.

***

Kıbrıs’taki ilericiler olarak gözümüzden kaçırmayalım:

Bu adamlar Türkiye’yi “normal” bir ülke pozisyonunda görmek istiyorlar. Bunu halk adına talep ediyorlar. Kıbrıs’ta oynanan oyun farklıdır.

Bütün dünyada liberalizmi savunanlar, üretim aygıtlarının halk tarafından paylaşılmasını değil, üretilenin demokratik bir şekilde paylaşılmasından yanadırlar.

Kıbrıs’ta liberal olamazsınız. Üretim yoktur dahası üretim araçları bilinçli şekilde yok edilmektedir.

Öncelik, normal toplum şartlarına dönmektir. Yani, biz ülkemizi talep ediyoruz. Bunu da liberal bir yaklaşımla, ülkemizi bilinçli politikalarla eritmekten çekinmeyen ve her fırsatta bize kazık atan bir anlayışla işbirliği yaparak gerçekleştiremeyiz. Cumhurbaşkanlığı, İçişleri veya Dışişleri Bakanlıkları ve Meclis Başkanlığı makamlarında temsil edileceğimiz günleri görebildiğimiz gün, yani yönetime talip olabileceğimiz günü yakaladığımız anda, değişimin, çağdaşlığın ne şekilde ileriye taşınacağı tartışmalarını da Türkiye’dekine benzer bir şekilde başlatırız. Öncelik ülkemizi talep etmektedir ki bu tartışmaları biran evvel başlatabilelim. Bu mücadelede işadamları da bir katkı koyacaklarsa, buyursunlar gelsinler...


Birikim Özgür|Ana Sayfa