Görüş, 29 Temmuz 2003 Birikim Özgür | ||
Demir Küçükaydın: “Seçimler Üzerine Hariçten Gazel” Doğaldır; Demir Küçükaydın’ı tanımayanlar olabilir.Demir Bey ile ilgili geniş bilgi şu siteden elde edilebilir: http://www.comlink.de/demir/ Lafı uzatmadan değer verdiğim bir aydının Kıbrıs’ta seçimler üzerine karaladığı birkaç satırı sizlerle paylaşmak istiyorum: “Değerli Arkadaşlar, Bağımsız Kıbrıs grubuna yollanan yazıları imkanım ölçüsünde izlemeye çalışıyorum. Yine de Kıbrıs’ın kendi özgül koşulları hakkında bir bilgim olduğunu söyleyemem. Bazen yazılanları hiç anlamadığım oluyor, isimler ya da olayların bilindiği var sayılan arka planlarını bilmediğim için. Bu nedenle şimdiye kadar hep bir izleyici oldum. Ama seçimlerdeki tavır nedeniyle başlayan tartışma bağlamında, Kıbrıs’ın koşullarını bilmediğimi tekrar belirterek, sadece genel düzeyde, dünya sosyal mücadeleler tarihinin deneylerine dayanarak bir iki küçük hatırlatma yapmak isterim. Seçimlerde boykot, ancak devrim durumlarında, secimler o devrimin gidişini ve hızını durduracak bir araç olarak ortaya çıkmışsa akıllıca bir taktik olabilir. En azından sosyal mücadeleler tarihinden benim çıkardığım sonuç bu. Örneğin 1905 devriminde, o devrimci ortamda Bolşevikler seçimleri boykot taktiği izlerler ve daha sonra yaptığı değerlendirmede Lenin bu devrim döneminde yapılmış boykotu bile yanlış bir tavır olarak tanımlar. (Sanırım bu konuda sol komünizm bir çocukluk hastalığı adlı eserinde böyle diyordu.) Su an bildiğim kadarıyla Kıbrıs'ta bir devrimci kabarış ve bu devrimci kabarışı durdurmak, saptırmak veya bastırmak için TC'nin ve Denktaş’ın bir secim manevrası söz konusu değil. Bu manevrayı boşa çıkarmak için Boykot'un en doğru taktik olması da söz konusu değil. Bu durumda bence boykot taktiği yanlıştır. Boykot ve sokak karsı karsıya koyuluyor. Kanımca yanlış. Sorun yanlış koyuluyor. Secim, sokağı canlandırmak için bir vesile, bir imkan olarak görülmelidir. Boykot argümanı getirilirken söylenenlerin hepsi, niye secim çalışmalarında getirilmesin? Yani bu seçimlerin bir şeyi değiştiremeyeceği, sorunun sokakta çözüleceği vs.. Hem bütün bunları o zaman sokakta söylemeniz olanağı vardır. Seçimleri boykot taktiği çok keskin görünmesine rağmen aslında seçimin değerini yükselten, onunla bir şeyler değişebileceğini var sayan bir anlayışa dayanır gizlice. Eğer seçimlerle fazla bir şey değişmeyeceğini veri olarak ele alırsanız, o zaman secim, sizin zaten har zaman yaptığınız ve yapmanız gereken için elverişli bir koşul olur. Yani seçimleri kitlelere görüşlerinizi aktarmak ve onları sokağa çıkarmak için değerlendirmek gerektiği noktasından hareket ederseniz, boykot anlamsız olarak zaten ortaya çıkar.
Oy verilecek partiye gelince. Burada da ayni ilke geçerlidir. Sizin ideal adayınıza verilen oyların bölünmeye yol açıp karşı tarafın adayının seçilmesine yol açacağı durumlarda, daha ehveni ser olana oy verilmesi söylenir. Denir ki, bu adam doğru bir politika izlemiyor, şöyle oportünisttir, böyle kaypaktır ama diğer fasit karşısında, onun
seçilmemesi için buna oy verilmeli. Görüleceği gibi burada da oy önemli değil, o vesileyle söylenenler önemlidir. Genellikle seçilemeyecek devrimci adaylar önerip oylarda bölünmeye yol açanlar da, seçimleri boykot ederek aslında onlardan büyük bir beklentiyi tersinden ifade etmeleri gibi, seçilecek adaylar hakkında benzer hayallere sahiptirler. Dediğim gibi elbette Kıbrıs’ın koşullarını bilmiyorum. Ama dilimi tutamadım. Genel düzeyde bazı hatırlatmalar yapayım dedim. Özür dilerim. Saygılarımla, Demir” copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||