Birikim Özgür|Ana Sayfa


Görüş, 2 Temmuz 2002
Birikim Özgür

Yerel Seçim Sonuçları

Seçimden önce yazdık; sol, ortak adaylar saptayarak seçime katılsın dedik. Yerel seçimleri bir referanduma dönüştüremezsek bu süreci değerlendirememiş olacağımızı ifade ettik.

Sol güçler bunu başaramadılar, geleceğe dönük bir yatırım yapamadılar. Bunun yerine Denktaş-CTP işbirliğinin ve geleceğe dönük yatırımlarının, vaadlerinin, isteklerinin, yönlendirmelerinin hemen seçimden sonra sinyalleri verilmek istendi. Bunun sıradan bir Denktaş mızıkçılığı olduğunu düşünmek istiyoruz.

“Çözüm ve AB üyeliği” ile çağdışı bir Türkiye bağımlılığı arasında değil, hatta partiler arasında bile değil, sadece ama sadece adaylar arasında yaşanmış bir seçim sürecine şahit olduk.

Halbuki toplumun çözüm ve AB üyeliği istemi tek bir ağızdan ifade edilerek solun gümbür gümbür bir sonraki seçimde geliyor olduğunu ve hükümete değil iktidara talip olduğunu dünya alem görebilirdi; değerlendiremedik. Bu durumda bile bu sürecin sonunda çıkan sonuçların Türkiye medyasına, “Kıbrıslı Türkler çözüm ve AB üyeliği istiyor” şeklinde yansıması bile yüzleri güldürüyor.

Yine de, CTP’nin 3 büyük şehirde belediye başkanlığı yarışını UBP’den önde tamamlamış olması, ses getirmiştir, umutları artırmıştır, topluma küsmenin, mücadeleden vazgeçmenin anlamsızlığını ortaya koymuştur.

Bu belediyelerde yaşanacak değişim, topluma olumlu yönde yansıyacaktır.

CTP’nin gösterdiği adaylar tarafından yönetilecek şehirlerde yaşayan insanlar farkı yaşayacak ve göreceklerdir.

Bu şehirlerdeki insanlar, yerel yöneticilerinin en azından laf dinleyen, kapısını topluma kapatmamış, hizmeti görev bellemiş yöneticiler olduklarını bilerek, mahallelerinin, caddelerinin sorunlarını kolaylıkla ilgililere iletebileceklerini düşünebileceklerdir. Bu bile demokrasi anlayışını vurgulamak yönünden önemli bir kazançtır.

Çıkan sonuçların toplumsal-siyasi boyutta bundan daha fazla getirisi olacağını düşünmüyoruz.

Kutlay Erk, yerinde söylemler geliştirmiş, içten sözler vermiştir. Çok değil, gelecek haftadan itibaren belediye başkanlığının Ledra Palace barikatına kadar olduğunu hatırlayacaktır, kendisine birileri hatırlatacaklardır!

Lefkoşa’nın bölünmüşlüğünün sadece çözüm ile ortadan kalkabileceğini, bu çözümün de toplumu yöneten politikaları belirlemeye gerçekten talip olmadan daha erkene çekilemeyeceğini, verilen sözleri de bu durumda, başkalarının atacağı adımlara göre yerine getirebileceğimizi veya getiremeyeceğimizi yine, tekrardan, hep birlikte göreceğiz.

Yerel seçim dönemlerinde ne Denktaş ne de TC elçiliği yüzlerini göstermiyorlar. Halk, demokratik bir ortamda, tercihini sandığa yansıtıyor.

Bu da Denktaş ve elçiliğin bir politikasıdır. Bunu bilerek ve isteyerek sağlıyorlar. Çıkan sonuçlara göre, bütün muslukların başındaki güçlerle işbirliği yapmak durumunda olan belediye başkanları ve dolaylı olarak partileri etkisizleştiriliyor, sesleri kısılıyor, hatta Mağusa’da olduğu gibi kalabalıkların önünde yapacağı konuşmalara, Belediye Başkanı, “Değerli komutanım, saygıdeğer büyükelçim...” diyerek başlamak durumunda kalıyor, değişiyor, değiştiriliyor.

Tüm bunlara rağmen Mağusa’da her yerel seçimde % 40’ın üzerinde oy alan CTP, genel seçimlerde veya cumhurbaşkanlığı seçimlerinde arkada nal topluyor. Bu da gösteriyor ki istediğimiz kadar yağ çekelim, bu adamlar bizimle hiçbir zaman işbirliği yapmıyor, öteki kimliğini bize yükleyip kendi varlıklarını bu şekilde devam ettiyorlar.

Sn. Akıncı’nın Lefkoşa’dan nasıl bir rüzgar gibi geçtiğini herkes biliyor.

Bugün TKP’nin adayı Lefkoşa’da çok düşük bir oy yüzdesi alabilmiştir.

Ne Akıncı’nın aldığı oylar ne de birkaç gün önce alınan oylar TKP’nin Lefkoşa’daki potansiyelini temsil etmiyor. O günkü koşullar, seçmenin oyuna doğrudan yansıyor, herhangi bir politik düşünceye kapılmadan insanlar gidip oylarını veriyor... O zamanlar Ramiz Manyera seçimi kazanamasın diye Akıncı’ya oy verenler, bugün de tüccarı, iş çevrelerini arkasına almış başarılı bir işadamı olan Kutlay Erk’i tercih etmişler ve desteklemişlerdir.

Daha önceki iki yerel seçimde CTP’nin gösterdiği adayın kazanamamış olması, Ahmet Uzun’un Lefkoşalılar tarafından benimsenmemiş olmasındandır.

Her ikisi de 1994 sonrası piyasa çıkmış, CTP’nin geçmişteki o Denktaş ve rejim karşıtı, gücünü hem güneydeki hem de kuzeydeki çözüm yanlıları, sosyalist ve devrimci çevrelerden alan yapısının değiştirilmesinde katkılarını esirgememişlerdir. Her ikisi de CTP’nin yeni yüzünü temsil eden genç nesildendirler. Uzun aşısı tutmamış ancak tüccarı arkasına almayı bilmiş Erk aşısı tutmuştur.

Bunlar için ötesi yoktur.

CTP’nin bu dönüşümü yaşaması için gerekli ortamın oluşmasında katkısı bulunan, CTP’den isteyerek veya istemeden kopmuş, koparılmış birçok mücadeleci insan için de CTP’nin bu seçim başarısı ders olmalıdır.

“CTP eridi, bitti, yok oldu!” diyenler seçim sonuçları karşısında ağızları açık bakakalmışlardır.

Yok öyle birşey...

Örgütlü çalışan, kitlelerden kopmamış ve gençleri etkilemesini bilen bir parti, değişebilir, geçmişini aratabilir ancak bunu kendince bir değişim ve gelişim süreci olarak yaşar, yaşatır ve gücünü az çok korumasını bilir.

Belki de CTP herkesi bir değer olarak görüp, olgun bir ortamda gelişmeleri değerlendirseydi, farklı görüşler bir parti içi dinamizm yaratacak, dialektik bir etkileşim ile denge kurulacak ve bugün “Sinekleri, otları temizlesinler yeter” diyen Denktaş’ın rahatlığının yerinde yeller esecek, CTP’nin başarısı karşısında dizlerinin bağı çözülecekti.

Solda birliği bu yüzden destekliyoruz ve özlüyoruz.

Yerel seçimlerde sol adayların 5 büyük şehirde aldıkları oylar % 45 civarındadır. Sempatik, halkı tedirgin etmeyen bir strateji ile birleşmenin de getireceği güvenle, sol güçler, rahatlıkla Denktaş’ı silip süpürecek potansiyele sahiptirler.

Kıbrıs Türkü’nü onlar silip süpürmeden biz onları silip süpürelim!


Birikim Özgür|Ana Sayfa