Birikim Özgür|Ana Sayfa


Görüş, 14 Eylul 2002
Birikim Özgür

Karın Ağrısı II

Salı akşamı (17 Eylül 2002), Karın Ağrısı III başlıklı yazıda, karın ağrısıyla ilgili kendi değerlendirmemi aktaracağım.

Bu yazıdan önce kendi demokrasi anlayışım çerçevesinde Özker Hoca’nın Sn. Soyer’den sonra Hasan Hastürer’e gönderdiği açıklamayı köşemde yayınlamak durumundayım.

***

“Sayın Hasan Hastürer,
9 Eylül 2002 tarihli köşenizde CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer’in bana sözde yanıtını üzüntü ile okudum.

Belli ki Soyer, CTP”de bölünmeyi tetikleyen ve 20 yıllık parti genel başkanını yargısız infaz yöntemiyle partiden uzaklaştırmak eyleminin başını çeken hizipçi kişi olmanın veya toplum tarafından öyle bilinmenin manevi baskı ve kompleksinden henüz kurtulamamıştır.

“-Türkiye’de öğrenim gören gençlerin dönmesi ile toplumumuzda sol yeniden filizlendi” derken Kıbrıs Türk Öğrenci Federasyonu çatısı altında İstanbul, Ankara ve İzmir’deki öğrenci örgütlerinin 1974 öncesinde Kıbrıs’taki sol harekete katkılarını var saymamak veya küçümsemek aklımın kenarından bile geçmedi.

Soyer böyle bir çıkarmayı nereye dayanarak üretti, anlayamadım….

Kıbrıslıtürkler arasında solun yeniden filizlenip gelişmesini yurda dönen mezun öğrencilerle bağlantılayan ben, nasıl olur de solun gelişmesini kendime endekslemek isterim?

Hele Naci Talat’ın yüksek öğrenimi sürerken ve mezun olup yurda döndükten sonra kendisiyle kader birliği yapmış, birlikte tutuklanmış ve birlikte bir sürü baskı ve tehdide göğüs germiş birisi olarak “Naci Talat’ın etkisini silmek” gibi bir yakıştırmayı hiç olmazsa Soyer’in yapmamasını beklerdim…

“1974 sonrasında Türkiye’de öğrenim gören gençlerin dönmesiyle toplumumuzda sol yeniden filizlendi” demek 1974 öncesinde hiçbir savaşım yapılmadı anlamına gelmez. 1974 öncesinde de Naci, Fadıl, Şefik, Korun, Kuydul, Fegan, Celal ve şu anda anımsayamadığım başka arkadaşlarla BEY faşizmine karşı direniyorduk. 1974 öncesinde, 1970 yılında kurulan CTP’ye birlikte omuz vermiştik. Bütün bunları yok saymak kendi kendimizi ve arkadaşlarımızı yadsımak olur.

Doğrudur. CTP hükümette iken olumlu işler de yaptık. Fakat gelin görün ki halk, CTP’nin toplum yaşamına olumlu katkılarını anımsamakta zorlanırken, bugün her gün yaşamakta olduğu KDV ve benzeri olumsuzlukları unutmak istemiyor. Olumluluklarla övünmek, olumsuzlukları da “Bu hükümetten bir an önce gidelim, aksi takdirde bize halka izahını yapamayacağımız ödünler verdirtecekler” diyen genel başkanın sırtına yüklemek kasaba politikacılarına özgü bir davranış biçimidir. Kendini “sosyalist” olarak tanımlayan bir partinin genel sekreterine yakışmaz.

Kurultayda Mehmet Ali Talat genel başkanlığa seçildikten sonra parti içinde istifa örgütlemedim. Tersine istifa edenlerin istifalarını geri çekmeleri için çaba harcadım. Talat genel başkanlığa seçildikten sonra “düşman çatlatırcasına” kendisi ile birlikte dış temaslara katıldım. Genel başkanlığa adapte olana kadar kendisine yardımcı olmaya çalıştım.

Ne zaman ki partinin düzenlediği bir kamuoyu yoklamasının sonuçları ısrarla benden gizlenmek istendi o zaman parti yönetimi ile aramız gerginleşmeye başladı. Gerginlik, tüzük kurultayında bizim değişiklik önerilerimize karşı uygulanmak istenen çifte standard ile doruğa ulaştı.

YBH’da yaşanan olumsuzluklar üzerine kurultayın toplanması ve son sözü YBH üyelerinin söylebilmelerini olanaklı kılmak için toplanan imzalarla CTP’de yaşananlar arasında yalana başvurarak koşutluk kurmak hangi etiğe sığar?

TKP ile genelde güçbirliği ilkeleri üzerinde anlaşmıştık. Anlaştığımız ilkeleri de Saray Otel’de düzenlediğimiz bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurmuştuk. Yerel seçimlerde güçbirliği bundan sonra gündeme geldi. TKP ile mutabık kaldığımız güçbirliği ilkelerini yerel seçimlerde somutlaştırmak ve halktan destek istemek gerektiğine inanarak önerimizi yetkili kurullara götürdük. Durduran ve arkadaşları karşı çıktılar.

CTP’yi güçbirliğinden uzaklaştırmak için güçbirliği görüşmelerinde binbir dereden su getiren Soyer’in softa şaşırtmaları yaşanan süreçleri tersyüz edemez.

Durduran ve arkadaşlarının yerel seçimlerde YBH’yı boşlukta bırakmaları üzerine Lefkoşa’da birçok arkadaşımızın Nilgün Orhon’a oy verdiği doğrudur. TKP ile bir yerel seçim bağlaşıklığı kurabilmiş olsaydık oyumuz elbette TKP-YBH ortak adayının olacaktı.

Bunu bile kendine özgü demagojisiyle çarpıtarak Lefkoşa’da TKP belediye başkan adayına oy vermedik diye bizi etik dışı, yani ahlak dışı davranmakla suçlaması Soyer’in “yapısını” vurgular.

YBH’da kimin, nasıl bunalıma yol açtığını ayrıntılarıyla kamuoyuna açıkladığımız ve Kemal Aktuç’un bunalımın nedenlerine ilişkin yazıları Yeni Çağ’da ve Volkan’da çarşaf çarşaf yayınlanırken, Soyer’in yazdıklarını sadece “çamur at, izi kalsın” anlayışına bağlayabiliriz.

Bütün bu yazılanlardan çıkardığım sonuç şudur:

Kıbrıslıtürkler’in önü, sürerduruma (statükoya) karşı olan güçler birlikte hareket ettikleri oranda açılacaktır. Bu nedenle geçmişten dersler çıkararak ve kişilerle uğraşmaktan vazgeçerek yurtseverlerin Birleşik Cephesi’ni mutlaka oluşturmak gerekir. Sürerduruma karşı olan örgütlerde rejimin görevlendirilmiş oyunbozanları olabileceğini gözönünde bulundurarak sabırlı ve dikkatli olmak koşuldur.

Yurtsever Birleşik Cephe’nin kurulması sözkonusu oyunbozanların beceriyle aşılmasına bağlıdır.

Ferdi Sabit Soyer’in köşenizde yayınlanan sözde yanıtını kişisel öfke ve hırsına bağlıyor, 20 yıl genel başkanlığını yaptığım partinin yanıtı olarak algılamıyor ve gocunmuyorum. CTP’de kişisel öfke ve hırsları aşacak politik birikim ve deneyim vardır.

Değerlendirmemin köşenizde eksiksiz yayınlanmasını bekler, saygılarımı sunarım.

Özker Özgür.”


Birikim Özgür|Ana Sayfa