Birikim Özgür|Ana Sayfa


Görüş, 18 Eylul 2001
Birikim Özgür

İnsanlar Bilinçli Mi?

Önümüzdeki hafta dersler başlıyor. Çalıştığımız üniversitede bu hafta “orientation” toplantıları düzenleniyor. Yeni gelen öğrencilere üniversite ve öğrenim görecekleri bölümler tanıtılıyor. Hepsi de o kadar heyecanlı ki... Henüz hiçbirisi başarısızlıkla tanışmadılar. Hepsinin de yüzü gülüyor.

Yeni bir hayata merhaba diyorlar.

Bölüm başkanımız rica etti, kendimizi tanıtırken yeni öğrencilerimize yönelik çok kısa bir de mesaj verdik. Onlara şunu söyledim:

“Merhaba arkadaşlar,

Bende sizlere hayatla bağlaşık çok kısa bir mesaj vermek istiyorum.

Hani hep deriz...

Sevgiyle nefret arasındaki ince bir çizgi vardır.

Mutluluk ile mutsuzluk arasında da benzer bir ince çizgi vardır.

Bir eğitimci olarak bu ince çizgilerden en önemlisi olarak ‘kendini gerçekleştirme ve kendini gerçekleştirememe’ şeklinde ifade edilenini vurgulamak isterim.

‘Neyi, neden yapıyorum?’ sorusuna cevap verebilmek bütün mesele.

Burası bir eğitim kurumudur.

‘Bilgisayar dostu programcılar’ olacaksınız.

Bunu kendi bilincinizle ve bizim desteğimizle başarabilirsiniz.

Başarabildiğiniz oranda kendinizi gerçekleştireceksiniz...

Kendinizi gerçekleştirebildiğiniz kadar mutlu olacaksınız.

Mutluluğunuz hem kendinize hem sizler için uğraşan bizlere ‘sevgi’ olarak aktarılacak.

Ben, ‘Önce bilinç!’ diyorum.

Başarılar dilerim”.

Yeni bir sosyal ortamda öğrenilecek pek çok şey var. Yazılı, yazısız kurallar... Bunları ister istemez öğrenir insan...

Bilinç konusunu vurgulamayı bu yüzden uygun gördüm.

Neyi neden yaptığını bilebilen insanlar değerli vasfını kazanabiliyor.

Bilinçli olabilenler ağzıdan çıkanları yaşamıyla bağdaştırabiliyor.

Zaten bilinçli olmak kendini gerçekleştiriyor olmak demek değil midir?

Bilinç hem mutluluğun hem de sevginin anahtarı olabiliyor...

Kendini tanıyan, ne istediğini bilen insanlar iş hayatında, okul hayatında ve sosyal ortamlarında hep başarıyla kucaklaşıyor.

Ne istediğini bilmeden üniversite hayatına atılanlar... Sevmediği bir işi yaparken hep kendinden verenler...

Bu insanlar bilinçsizliklerinin kurbanı oluveriyorlar. Bilinçsizlikleri kendilerini gerçekleştirmelerine engel oluyor. Kendini gerçekleştiremeyen insan mutsuz oluyor. O ince çizginin öteki tarafında oluyorlar hep... Nefret ediyorlar çoğu zaman...

Ne istediğini bilerek hareket edenler kazanıyor herzaman...

“Self actualization” kavramı hayatın her yönünü etkiliyor.

İnsan üretince mi mutlu olur yoksa mutlu olduğu için mi üretir?

Bu soruyu yumurta-tavuk ilişkisiyle benzeştiririz çoğu zaman. Yanılırız.

Kimse ürettiği için mutlu olmaz.

Fabrika çıkışı birbirlerine sarılan, öpüşen işçilere rastladınız mı hiç?

Mutlu olduğu için üretir insan...

Kendini gerçekleştirebildiği zaman üretim kapasitesi artar...

İşte bu üç kavram bu kadar birbiriyle bağlaşık...

Sevgi... Mutluluk... Kendini gerçekleştirme...

Aynı şekilde...

Nefret... Mutsuzluk... Kendini gerçekleştirememe...

Bunlar da o kadar içiçe ki...

Bilinç veya bilinçsizlik temeline kuruluyor bina...

Hayatta ne istediğinizi bilin....

Gerisi kolay...

Ne istediğinizi bilmezseniz, etrafınıza bir nefret çemberi kurmaya adaysınız demektir...

Peki...

Acaba insanlık ne istediğini biliyor mu?

İşte size depolitize edilmişliğin en büyük felaketi...

İnsanlık bilinçsizliğe mahkum edilmiş... Bazı çok akıllılar bunu becerebilmiş...

Neticesi mi?

Savaş... Nefret... İntikam...

Savaşı bizim seçtiklerimiz çıkaracak... Uzaylılar değil...

İnsanoğlu birtürlü kendini gerçekleştiremiyor.

Mutsuzluktan, ölümlerden kurtulamıyoruz birtürlü...

İnsanlık ince çizgilerin hep diğer yakasında...


Birikim Özgür|Ana Sayfa