Birikim Özgür|Ana Sayfa


Görüş, 22 Ekim 2002
Birikim Özgür

Devletçilik Oyunu

Uluslararası İlişkiler’de postmodern bakış açısına göre “devlet” yoktur; “devletçilik oyunu” vardır.

Buna göre, bir devletin kurulması pek bir anlam ifade etmiyor. Devlet, zaman içinde “bir devlet gibi” davranabilirse eğer, gerçekten devlet kimliğini kazanabiliyor.

Bunun yöntemleri de son derece belirgindir.

Kurumlarını düzgün bir şekilde hayata geçirmiş ve diğer devletçilik oynayanlarla ilişkilerini oyunun kurallarına göre düzenlemiş olmak, “devlet” olmak için yeterlidir.

“Ötekileştirmek” kavramını da alabildiğine kullandığınız zaman işte size bir “devlet”... İçerideki düşmanlar, dışarıdaki düşmanlar derken “devlet” oluveriyorsunuz.

Kıbrıs’ta solun uluslararası anlaşmalara aykırıdır diye dudak büktüğü KKTC’nin “devlet” olarak kabul edilebilmesi için emek, çağdaşlık gerektirmeyen herşey yapıldı.

Düşmanları var mı KKTC’nin?

Düzinelerce...

Hem içte hem de dışta, “öteki” gırla!

Emek gerektiren ve çağdaş yaklaşımlarla hayata geçirilmesi beklenilenler nelerdi?

Bir devlet gibi davranmak!

Kimliğine, toplumuna sadık bir şekilde sarılmak...

“Turizm” silahını kullanabilmek için elden gelenin de ötesinde arayışlara girişmek!

Niye turizm?

En az “savaş” kadar etkilidir turizm bir devletin varlığını tescillemede...

Savaştığınız zaman “ben varım” dersiniz. Turizm sayesinde de diğer devlet vatandaşlarına “ben varım, bunlar da gezilecek, görülecek yerlerimdir, kültürümdür, taşımdır, toprağımdır” dersiniz.

Son zamanlarda Serdar Denktaş söylemleri ile dikkat çekiyor.

Rauf Denktaş’ın bahsettiğimiz postmodern anlayışı tümden reddederek, kurduğu devleti tamamen Türkiye’ye bağımlı, edilgen bir yapı ile yönettiği zaman kendini “başarılı” kabul eden yaklaşımlarına rağmen, oğlu, her adımını postmodern yaklaşımları göz önünde bulundurarak atıyor.

“Türkiye ile ilişkileri daha bir dialoga dayalı olacak şekilde geliştirebilmeliyiz, istediklerimizi Anavatan’a anlatabilmeliyiz” diyor mesela...

Turizmin önemini belki de herkesten daha fazla anlamış ki Dışişleri, Savunma, İçişleri gibi “önemli” bakanlıkları elinin tersiyle bir kenara iterek Turizm Bakanlığı koltuğunda ısrarcı oluyor...

Aralık ayında DP’nin kurultayı vardır. Serdar Denktaş genel başkanlığa adaydır.

“Babamla aramızdaki fark, O’nun mücadelesi tamamen Türklük mücadelesi olduğu halde benim idealimin KKTC’yi geliştirmek ve yaşatmak olmasıdır” diyerek tavrını, misyonunu ve vizyonunu Serdar Denktaş açıklıkla ortaya koymaktadır.

Bizim toplumumuz küçücüktür. Küçük toplumun insanları genelde “kestirme düşünceler” üretirler. Sonuca doğrudan ulaşmaktan, “herşeyi en iyi bilmekten” zevk alırlar...

Bu yapımızdan dolayıdır ki Serdar Denktaş özellikle sol kesimde genç, geleceği parlak bir politikacı olarak hiçbir zaman algılanamamıştır. O, “babasının oğlu” olagelmiştir.

Eğer Kıbrıs’ın bağımsız, toprağı bütün bir ülke olmasını gerçekten arzuluyorsak çağdışı, sınıfta kalmış “kurt” politikacıları değil geleceğe talip olan çağdaş politikacı tanımına daha uygun, ne istediğini bilen ancak Kıbrıs’ın bütünlüğüne yönelik politikalardan yana olmayan genç nesillere gözümüzü çevirmemiz gerekir.

Postmodern yaklaşımların geçerliliği konusunda olumlu bir tavır takınan ve aynı zamanda da Kıbrıs’ın bütünü için politikalar üretenler, günü geldiğinde “İyi ki yıllardır en üst makamda oğul Denktaş değil de baba Denktaş oturuyordu” diyebilirler.

Eğer 1983 sonrasında yaşanan süreçte devletçilik oyunu kurallarına göre oynansaydı, Kıbrıs çoktan bölünmüş olurdu.

Diğer taraftan kurallarına göre oyunu oynamayıp daha sonra egemenlikten bahsetmek de bir başka sınıfta kalmışlık değil midir?

Yaşananlar ne olursa olsun...

Bugün için devletçilik oyununda çağı yakalamak istiyorsak, tüm Kıbrıs üzerindeki haklarımızı hatırlayıp AB’nin en öncelikli olarak üyeliğe kabul etmekte ısrarcı olduğu ülkenin yani Kıbrıs’ın geleceğine talip olmalıyız... Dünyanın ülke içinde ülke, devlet içinde devlet yaratılmasına göz yumacağını beklemek günümüz şartlarında bir hayalden başka birşey değildir.

(Bu yazı 18 Ekim 2002’de Yeni Çağ gazetesinde yayınlanmıştı.)


Birikim Özgür|Ana Sayfa