Fikrimin İnce Gülü, 29 Ocak 2004 Zeki Erkut | ||
BİR ADIM ÖNDE OLMAK Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak TC Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın Amerika ziyareti elbette önemliydi. Özellikle ABD Başkanı Bush'un Erdoğan'ın aktaracağı yeni Türk dış politikasını ve Kıbrıs sorununa ilişkin çözüm yaklaşımlarını nasıl algılayacağı ve nasıl bir tavır alacağı merakla bekleniyordu. YeniTürk dış politikasının Kıbrıs ayağında şu hususlar Amerika'ya taşındı. Annan Planı temel olarak değil referans olarak benimsenmiştir, Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi ve Plan'ın baş mimarı Alvaro de Soto'nun görevden azledilerek yerine yeni bir arabulucunun atanması istenmektedir, Türkiye sorunun çözümünde kararlıdır ve bu konuda Kıbrıslırum yönetiminin her zaman bir adım önünde olacaktır. Sorunun çözümünde iki taraf vardır ve Türkiye'nin son zamanlarda yaptığı barış ataklarına Kıbrıslırum yönetiminin de katılması için Türk-Yunan tarafına baskı yapılması gerekmektedir. Bush ile Erdoğan'ın 45 dakikalık görüşmesinde Irak ve terörizmle mücadelede işbirliği konularıyle Kıbrıs konusu konuşuldu. Bu kısacık görüşmede bizi daha fazla ilgilendiren konu kuşkusuz Kıbrıs konusuydu. Kıbrıs konusunda neler konuşuldu ve daha önemlisi hani sonuçlara varıldı? Bunları da ilgili şahısların bizzat yaptıkları açıklamlardan anlıyoruz. Şöyle ki: Adı "arabulucu" olarak geçen ABD Dışişleri Bakanı Powell "Amerika soruna doğrudan taraf değildir, ben de arabulucu değilim, taraflar Annan Planı temelinde müzakereye başlamaya niyetliyseler, onlara yardımcı olurum. Amerika olarak B.M Genel Sekreteri Kofi Annan'nın iyi niyet misyonunu destekliyoruz" Kofi Annan ise "Powell'in arabuluculuğunu benimsemiyorum. Alvaro de Soto iyi bir arabulucudur. Üstelik masada benim adımı taşıyan Plan vardır ve taraflar bu plan çerçevesinde ve benim ortaya koyduğum koşullar çerçevesinde müzakere için irade ortaya koyarlarsa, müzakere için masaya davet ederim"diyor. Bu açıklamaların yeniden yorumlanmasına bilmem ihtiyaç var mıdır? Gelelim diğer iki konuya. Yani Kıbrıslırum yönetimine baskı yapmaya ve Kıbrıslırum yönetiminden bir adım önde olma konusuna. Doğrudur. Kıbrıs sorununun çözümünde iki taraf vardır. Türk tarafı ve Yunan tarafı, Kıbrıslırum yönetimi ile Kıbrıslıtürk yönetimi. Kıbrıslırum ve Kıbrıslıtürk yönetimleri bu sürecin içinde yer alıyor görünseler de bu rol başrol onlarda değildir. Türk ve Yunan tarafları Kıbrıslılara bilgi verdiği sürece bizler de ne olup bittiğini anlayıyor ve izin verildiği sürece katkı koymaya çalışıyoruz, ama Kıbrıslıların rolü hiçbir zaman belirleyici olamamaktadır. Keşke bıraksalar da Kıbrıslılar kendi sorunlarını kendileri çözme yoluna girseler. Şimdi görünen odur ki Ankara son zamanlarda hızlı bir şekilde imaj yenileme çabalarına girmiştir. Bunu gecikmiş ama doğru bir politika olarak teslim etmek zorundayız. Çünkü 30 yıldır çözümsüzlüğü çözüm olarak benimsemiş ve "Kıbrıs sorunu 1974'te çözümlenmiştir" diyen bir zihniyetten sonra daha akılcı ve daha ses getirici bir politikaya soyunmak az bir şey değildir. Ne var ki bu imaj değişikliğinin yeterli olmadığı da aşikardır. İmaja uygun hareket etmek de gerekmektedir. Oysa Kıbrıslırum yönetiminin durduğu nokta ile Türkiye'nin son ataklarını peşpeşe değerlendirdiğimizde Türkiye'nin bir adım daha öne geçebilmesi için daha çok çaba harcaması gerekmektedir. Nedeni ise Kıbrıslırum yönetiminin 30 Nisan, 2004 gibi kritik bir tarihte bekliyor olmasıdır. Bir başka deyişle AB takvimi işlemektedir ve başta Denktaş beyin olağanüstü çabaları ve Ankara yönetiminin Denktaş'a verdiği sınırsız destsek nedeniyle Kıbrıslırum yönetimi hiçbirşey yapmasa bile tüm Kıbrıs'ı temsilen AB ailesine katılacak olmasıdır. Dolayısıyle dünyanın Kıbrıslırum yönetimine baskı yapmasını istemek pek inandırıcı gelmemektedir. Kaldı ki Amerikan'nın bu yıl seçimleri vardır ve Kongre, güçlü bir lobiye sahip olan Yunanlıları karşısına almak istememektedir. Bir diğer husus ise diplomatik trafiğin Atina-Lefkoşa ekseninde değil Ankara'da yoğunlaşıyor olmasıdır. Diplomasi trafiğinin Ankara üzerinde yoğunlaşıyor olması ve buna ilaveten geçenlerde Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM)'nin "Kıbrıs sorununun çözümünde Ankara'nın cesaretlendirilmesi gerek" şeklindeki açıklaması da ibret vericidir. Yani neresinden bakarsanız bakınız Türk tarafı olarak bir adım önde olmak, Kıbrıslırum yönetimini köşeye sıkıştırmak, kaleye gol atmak gibi söylemlerin içini de bir güzel doldurmak gerekmektedir. copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||