Fikrimin İnce Gülü, 13 Subat 2001
Zeki Erkut
ÇAVUŞ
Ankara kaynaklı “ekonomik yıkım paketi”ne karşı tepkiler sürerken, toplumsal muhalefeti oluşturan 41 örgüt Başbakan’ın kapısına dayanmak istedi.
Başbakan sırra kadem olmuştu. Görüşemediler.
Toplumsal muhalefet bu kez Başbakan Yardımcısı Akıncı’nın kapısına dayandı.
Başbakan Yardımcısı ruh olup uçmuştu. Görüşemediler.
Toplumsal muhalefet bu kez Meclis’e yürüyüp hiç değilse Meclis Başkanı’yla görüşmek istedi. Çevik Kuvvet’lere mensup polis-asker ordusu yolu kapattı. Örgütlere Meclis’i de Meclis Yolunu da kapattı. Görüşme yine gerçekleşemedi.
Düşününüz bir kez! Abuk-savuk demeçler vermek için her gün bir düzine abuk-savuk örgütü Meclis’te ve Başbakanlık’ta misafir ederler, karşılarında toplumsal muhalefeti görünce hemendecik arazi oluveriyorlar.
Siz olsanız ne yapardınız?
Eğer devlet yoksa, eğer devleti temsil edenler vatandaşı ve onun örgütlerini muhatap alıp “derdiniz ne?” diye sormazsa, siz olsaydınız ne yapardınız?
Marko Paşa’ya mı giderdiniz?
Dikilitaş’ı “ağlama duvarı” yapar, başınızı taşa vurur, gözyaşı mı dökerdiniz?
Bunlar da seçenektir kuşkusuz.
Ancak, toplumsal muhalefeti oluşturan 41 örgüt, rotasını Ledra Palas barikatına çevirip derdini anlatacak, vereceği muhtırayı B.M Teşkilatına iletecek bir yetkili istedi.
Biz, Denktaş’ın ve sağ basının yalancısız.
Bizim örgütleri karşılayan, yani 41 örgütün şikayetini kabul eden yetkili, bir B.M “çavuşu”yumuş!
Öyle miydi, değil miydi bilemeyiz tabii, dedik ya Denktaş öyle dedi, sağ basın da bunu diline pelesenk etti diye öyle biliyoruz.
Koskoca devleti, bir “çavuş”a şikayet etmek, başta Denktaş olmak üzere tüm sağ-siyasal güçleri fena öfkelendirdi.
“Bir çavuşa ha?, Koskoca devleti bir çavuşa şikayet ediyorsunuz ha?”
Günlerdir öfkeleri dinmedi bir türlü.
Şikayet konusu demokrasi, insan hakları, konuşma ve yürüme özgürlüğüne yönelik kısıtlamalardan söz eden yok tabii.
Başbakanın, Başbakan Yardımcısının toplumsal muhalefetin şikayetlerini dinlememek ve onlarla muhatap olmamak için kaçıp gittiklerinden söz eden yok tabii.
Bırakın Meclis’e girip Meclis Başkanıyla görüşülmesinin engellenmesini, Meclis’in önünden geçip gitmenin de asker-polis gücüyle yasaklandığından söz eden yok tabii.
Varsa çavuş, yoksa çavuş!
Çavuş’sa çavuş yani, ne var bunda? Adam B.M temsil etmiyor mu? Rütbesine bakıp adamı niye küçümsüyoruz?
Napolyon 26 yaşında general olup koskoca Fransız ordusunun başında savaş kazandı.
Daniel Ortega Nikaragua devrimini gerçekleştirip Cumhurbaşkanı olurken yaşı sadece 34’dü.
Clinton ile Putin, dünyanın iki dev ülkesinin başına geçerken yaşları 40’ın altındaydı.
Koskoca Osmanlı İmparatorluğunu “deliler”in yanısıra 8-10 yaşında çocuklar yönetiyordu da ak sakallı nice Osmanlı uleması, o çocukların önünde el-pençe-divan duruyordu.
Demek ki marifet yaşta, başta ve rütbede değilmiş.
Bu böyle biline!