Fikrimin İnce Gülü, 22 Subat 2001
Zeki Erkut

DAHA NE BEKLİYORUZ

Türkiye, Ecevit-Sezer kapışmasının sonrasında kelimenin tam anlamıyla allem-kallem oldu. Hukukun mu yoksa politikanın mı üstün olduğu tartışıladursun, ekonomi dibe vurdu, daha ilk günden trilyonlarca lira zarara uğradı. Türk lirası yüze 40 oranında değer kaybetti. Döviz fırladı, borsa çöktü, dar gelirliler tükendi.

Ekononomide yaşanan ağır bunalım, dalga dalga yayılacaktır. Bunu kestirmek için ne kahin ne de ekonomist olmak gerekir.

Türkiye’deki bu ekonomik bunalım bizi vurmayacak mı?

Vuracak, hem de katmerli vuracak.

Boşuna dememişler “Anası hapşırırsa yavrusu nezle olur” diye.

Yaşadığımız onca acılı-kahırlı yıllar bize bunu öğretmiştir.

Ana hapşıracak, yavru nezle olacak! Bundan kurtuluş yok.

Görülen odur ki ana, bırakın hapşırmayı ya da nezle olmayı, bronşit oldu.

Ya biz ne olacağız?

Ya zattürriye ya da zatülcemp!

Bizim cephede önlem var mı?

Varsa, biri çıkıp da ne gibi önlem alındığını anlatsın.

Yoktur.

Vatandaş krizin daha ilk saatlerinde ya tasarrufunun peşinde koştu, ya da borcunu nasıl ödeyecaek, kara kara düşündü.

Dövize saldırdı olmadı, hükümetten bir açıklama bekledi, gelmedi.

Gözlerini toplumsal muhalefete çevirdi, bir ışık, bir tepki, bir çift açıklama bekledi.

Her yönüyle öncesinden de olumsuz bir sürece gireceğimiz kesin.

Turizm, ihracat, finansal piyasalar, tarım v.s daha da zora girecek.

Bu biliniyor ama kimseden “tık” çıkmıyor.

Ekonomik yıkım paketi tam olarak hayata geçmemişken vatandaşın beli bükülmüş, yüzde 11-12 oranında yoksullaşmaya adım atılmıştı. Arkasından gelecek kelle vergisi, benzine-mazota yapılacak zamlar ile diğer vergi ve zamlarla yoksullaşma daha da derinleşecektir.

Kimsede “tık” yok!

Denktaş seyahatte. O gelecek Eroğlu gidecek. Eroğlu gelecek Akıncı gidecek.

Bakanlarla milletvekilleri ha var ha yok.

Bürokratlar kış uykusunda, devlet daireleri ya revire dönüştü ya da “devlet huzur evine”. Kalem oynatılmadan gün geçiriyorlar.

Kimse Türkiye’deki gelişmelerden nasıl etkileneceğimizi ve ne gibi önlemler almamız gerektiğini tartıştırmıyor.

Üniversite ülkesiyiz diye hava atarız ama onlardan da ses yok.

41 demokratik örgütümüz var, 41 kere maşallah sanki onlar da paketle paketlenmişler gibi ortada yoklar.

Bir “kriz masası” kurmak yok muydu?

Daha ne bekliyoruz?

Krizin başındayken önlem almazsak, ne zaman alacağız?

Uyanın hey! Gaflet ve delalet döşeğinde yeterince uyumadınız mı?


Zeki Erkut|Ana Sayfa