Fikrimin İnce Gülü, 24 Subat 2001
Zeki Erkut

TASARRUF BAŞTAN BAŞLAR

Baş, dille tartılır!

Baş başa bağlı, baş da yasaya!

Baş kes, yaş kesme!

Baş nereye giderse, ayak oraya gider.

Balık baştan kokar , tasarruf baştan başlar!

Bu sonuncusunu biz uydurduk ama fena da gitmedi hani.

Özellikle toplumumuzda “baş” diye bağrımıza bastıklarımızı ya da sırtımızda taşıyıp da sandıktan çıkardıklarımızı düşündükçe, cuk diye oturdu sanıyoruz.

Defalarca yazıldı, çizildi. Memleketin gidişatı iyi değil, halkımızınki hiç iyi değil diye.

Nasıl olsun ki? Kara günler için biriktirdiği parası bankalarda hortumlandı. Onca kavga, onca dövüşten sonra gıdım gıdım geri alabiliyor.

Bir “ekonomik refah paketi” çıktı, ekonomik uçurumun eşiğine geldi.

Yani dar ve sabit gelirli vatandaşlar başta olmak üzere ekonomik yıkım paketinden az ya da çok, etkilenmeyecek insan yok gibi.

Ama, yıkımın faturasını en ağır şekilde ödeyecek olanlar ekmeğini alınteriyle kazanan insanlarımızın olacağı açık.

Baştakiler, halka sabır diliyor, tasarruf öneriyor.

Bu da az birşey değil tabii: “Sabırlı ol, tasarruf yap”!

İyi de kendileri niye örnek olmuyorlar? Denktaş, Eroğlu, Akıncı, bakanlar, milletvekilleri, devletten 2-3 maaş çekenler? Astronomik emekli maaşı alıp da üniversiteleri samanlık gibi kullananlar, niye fedakarlıkta bulunmuyor?

İşlerine gelmiyor. Gelmeyince de “sağırlar sultanı” rolünü oynuyor.

Geçenlerde yine dile getirildi. “Siyasilerinin ayrıcalıkları ne olacak?” diye soruldu. Sayın Eroğlu, “haklısınız, tasarruf bizden başlayacak, tasarruf seferberliğine biz öncülük yapacağız” diyecek yerde, ne dedi biliyor musunuz?

“Milletvekillerimiz kendilerini her düğün-derneğe gitmek, her spor klübünün piyango biletini almak zorunda hissediyor.”

Yani, milletvekillerinin harcamları onlara göre zorunlu, o nedenle tartışılmamalı.

Milletvekili kendini niye zorunlu hissetsin? Yok öyle şey. Bunlar bal gibi “seçim yatırımı” ya da “seçim diyeti”dir.

Ben sana- sen bana! Al gülüm-ver gülüm!

Bunun savunacak nesi var?

Utanmasalar bütçeye “düğün-dernek-cenaze” kalemleri için ödenek ayıracaklar.

Ya vatandaş ne yapsın? O, düğünlere gitmiyor mu?Bir hastasını ziyaret etmiyor mu? Bir yakınının cenazesine katılmıyor mu? Onun bu tür sosyal aktiviteler için harcaması olmuyor da sadece milletvekilinin mi oluyor? Üstelik vatandaş bunu yaparken, diğerinden “oy” da beklemiyor, gönüllü yapıyor, insanlık adına yapıyor.

Gerçekte kimsenin milletvekilinin parasında-pulunda gözü yoktur. Konu, ekonominin ağır yükü vatandaşın sırtına yıkılırken Denktaş’ın, Eroğlu’nun, Akıncı’nın, bakanların ve milletvekillerinin tasarruf seferberliğine nasıl katıda bulunacaklarıdır.

Ancak görülen odur ki, baştakilerin kılı kıpırdamıyor. Herkes leyleği havada görmüş gibi biri geliyor diğeri gidiyor. Üstelik seyhatler kalabalık heyetlerle gerçekleşiyor.

Bunların faturasını kim ödüyor?

Şimdi bir “Küba kavgası” yaşanıyor. Meclisten bir heyetin Küba’ya gitmesi sözkonusu. Tasarrufu geçtik, düne kadar en ılımlı sosyal demokrata bile “kominist” diyen sağ siyasetin ileri gelenleri birden Fidel’ci, Che’ci kesildiler. Küba da sanki “mekke”! Ahirete intihal etmeden gidip görülecek kutsal bir yer!

Neymiş efendim, bu tür temasların büyük faydası oluyormuş. Kime?

Fidel Castro’dan tanınma mı istenecek? Castro, Türk tezini savunuyor da ona “şükran” denilmek için mi gidilecek? Küba’yla aramızda ithalat-ihracat, kültürel ya da sportif ilişki var da bunu mu geliştireceğiz?

Hepsi laf-ü güzar.

Giderken harcırah, orada gezip tozarken harcırah, duty free’lerden alınan pahalı parfümler... Bütün kavga bunun içindir.

Hadi, biri çıksın da bunca Parlamenterlerarası seyahatler için devlet bütçesinden çıkan para ile birlikte kimin ne fayda sağladığını anlatsın. Anlatamazlar, çünkü anlatacak birşeyleri yoktur.

Ha, bir de şu vardır. Bu tür temasların madem ki yararı büyüktür, sıradan insanların, NGO’ların ikili ya da çoklu temaslarına neden izin verilmiyor?

Siz Küba seyahatinin erdemlerinden söz ediyorsunuz da vatandaşa niye Ledra Palas’ın on adım ilerisini yasaklıyorsunuz?

Herşeyin başı “baş” dedik ama bizim “baş”lar galiba başka baş!

<


Zeki Erkut|Ana Sayfa