Fikrimin İnce Gülü, 27 Subat 2001
Zeki Erkut

GURURLANDIK

Hayatta çok güzel şeyler oluyor. Bu güzelliklerin insanı derinden etkilememesi olası değil. Bir bakıyorsunuz yüreğinizi hoplatan bir yazı yazılmış. Bir bakıyorsunuz renk renk boyaların tuvale yansıması müthiş olmuş. Bir ses, bir ışık, yaşama tad katan ne varsa...

Etkilenmemek mümkün değil.

Derviş Zaim’in “Filler ve Çimenler” isimli filminden de etkilendim. Dahası gurur duydum. Bir Kıbrıslı Türk olarak, bir Kıbrıslı Türkün, Türkiye ve giderek dünya filmciliğine adını yazdırmasından gurur duydum.

Gerçekte filmin, konusu itibarıyla yüzlercesini Amerikan filmlerinden gördüğümüz tanıdık bir senaryosu var. Politikacı-mafya-FBI üçgeninde cereyan eden yüzlerce Amerikan filmi. Bu filmlerde devletin tetikçilerle işbirliğini de gördük, mafyanın FBI’le sıkı-fıkılığını da.Yani film konusu itibarıyla olağanüstü değil.

Ancak filme asıl anlam katan yönü, yakın geçmişte Türkiye’yi sarsan ve ucu Kıbrıs’a, Kutlu Adalı cinayetine kadar uzanan bir serüveni çağrıştırıyor olması. Belki de senaryonun temeli Susurluk olayına oturtulmuş.

Karakterler hep bildik simalar.

Bakan, bilinen ünlü bir politikacıyı anımsatıyor.

Tetikçi, Susurluk “kahramanı” Çatlı’nın ta kendisi.

Gizli servis şefi de çok tanıdık biri.

Hani Rus mafyasıyla Kolombiya mafyası da filme sokuşturulmasa, “tamam diyeceğiz, bu film Susurluk olayının ta kendisi”

Neyse, filmin senaryosu ve senaryoda inandırıcı olmayan unsurlar bir yana...

Bu film, bir Derviş Zaim filmi. Yani bir Kıbrıslı Türkün eseri, emeği, alınteri. Bununla gurulanmayacağız da kiminle ve neyle gurur duyacağız?

Derviş Zaim’i hiç tanımam, filmi de gala gecesinde seyredip “teşekkür”için yazı yazma zorunluluğum da yok. O içimizden biri. Doğup büyüdüğü topraklara karşı yabancılaşmamış biri. Her fırsatta ülkesine gelip hasret gideriyor. Sonra gidiyor ve güzel birşeyler ortaya koyuyor.

Gerçekte, bu ülke, biraz fırsat verilse, elinden tutan biri olsa daha nice Derviş Zaim’ler, Hüseyin Köroğlu’lar, Hüseyin Çağlayan’lar yetiştirecek. Dünya çapında adından söz ettirecek ozanımız, ressamımız, şarkıcımız, tiyatro oyuncumuz çıkmaz mı sanıyorsunuz?

Vaktiyle devlet, “yetenekli çocuklar”ın önünü açmak için bir yasa çıkardı. Daha doğrusu küçük yetenek Rüya Taner için çıkarılmış bir yasaydı bu. Rüya Taner şanslı çıktı, yetenekliydi. Devlet elinden tuttu ve her türlü olanağı sağlayarak olgunlaşmasını sağladı. Devlet desteği hala devam ediyor. Rüya Taner’den başka o yasadan tek bir kişi dahi yararlanamamıştır. Rüya Taner’den sonra bu ülkede başka yetenek yok muydu? Elinden tutulacak başka değer çıkmadı mıydı?

Olmaz olur mu?

Vardır ve hep olmuştur. İşte Derviş Zaim!

Bu ülkenin, bu devletin desteğini almadan kendi kanatlarıyla uçmayı başarabilmiş onlarca insanımızdan sadece bir tanesi.

Ama yetmez. Daha nice Derviş Zaimler yetişmeli bu ülkeden. Filmci, tiyatrocu, doktor, öğretim üyesi, mimar...

Bu kurak topraklarda nadir yetişen nadide çiçekleri kurutmayalım.

Derviş Zaim’le gurur duyduk, daha niceleriyle gurur duymak istiyoruz.


Zeki Erkut|Ana Sayfa