Fikrimin İnce Gülü, 28 Subat 2001
Zeki Erkut

BİR TUHAFLIK YOK MU

Türkiye’de ekonomik bir programın ve bir yönetimin iflasıyla ortaya çıkan krizin boyutları her geçen gün artarak büyüyor.
Hazinenin kaybı, banka iflasları, üretimin durma noktasına gelmesi, zamlar, artan işsizlik, Bayram arefesinde olunmasına karşılık siftah yapamayan esnafın acıklı durumu krizin sadece gözler önünde olan kısmı.
Devalüasyonun turizm ve ihracat gelirlerini artırması bekleniyordu, şimdilik bu iki konu da fazla umut vermiyor.
Kısacası Türkiye tam bir patlama noktasına geldi, geliyor.
Önceki gün hem Denktaş hem de Eroğlu, Türkiye’de yaşanan krizin Kıbrıs’ta daha şiddetle hissedildiğini vurguladılar.
Düne kadar “deniz bitmedi, karaya oturmadık” diyen Eroğlu bugün ne yapacağını bilemez durumda, şaşkın şaşkın gezinip duruyor.
Denktaş’ın da Eroğlu’ndan farkı yok. O da o çok derin ekonomik bilgisi çerçevesinde krizi yorumladı ve “mahvolduk” demese bile mealen o anlama gelen ifadeler kullandı.
Zaten onların birşey söylemesi ve krize ayna tutmaları da gerekmez. Şöyle sokaktaki vatandaşı çevirip halini sorsalar “bin ah” işiteceklerdir.
Bu son kriz bankalarda üç-beş kuruş parası olanı vurdu.
Dövizin kontrol altında olduğuna güvenip de döviz borcuna girenler mahvoldu.
Ev kirasını, bilgisayar ya da beyaz eşya taksidini dövize bağlayanlar perişanları oynuyor.
Mudilerin Bayram arefesinde sadaka niyetine aldıkları taksitlerden haber yok.
Peyak mudileri zaten unutulmuş.
Pekçok özel işyerinde tedbir olarak işçinin-emekçinin maaş ve ücretleri geriye çekilmiş.Bazı işyerleri işçi çıkarma yoluna gitmiş.
Hükümet aciz. Bunca zamandır benzin, mazot ve LPG’den fon adına yaptığı korkunç vurgunun birazını tüketiciye bağışlamış. Bayram geçer geçmez fonlar yeniden alınacak ve korkunç zamlar gelecek. Hükümetin elinden başka hiçbirşey gelmiyor.
Zaten hükümet var demek de yanlış. Meclis’e gelmezler, halkla muhatap olmazlar, çözüm üretezler.
Zümrüd-ü Anka kuşu gibi adı var kendi yok.
Böyle durumların literatürde bir yeri ve bir adı olmalı.
“Devrimci durum” mu ne diyorlar?
Devrimden vazgeçtik de asıl tuhaf olan böyle bir ortamda muhalefet güçlerinin hanesine tek bir çiziğin bile atılmıyor olması.
İşçi perişan, köylü perişan, mudi perişan, hükümet yok ama muhalefet bundan hareketle çözüm üretemiyor, bir gecede yoksullaşan insanlara umut olamıyor. Kuru bir-iki demeç, bir-iki-slogan, hepsi o kadar. Onlar da o kadar cılız çıkıyor ki, sözler daha ağızlarından çıkmadan havaya karışıp buhar oluyor.
Sanki söyleyecek sözleri yok, iktidara geldiklerinde halkı refaha kavuşturacak programları yok.
UBP-TKP Hükümetine “ekonomik akıldan yoksun”, “siyasal akıldan yoksun” yakıştırması yapılıyordu da bizim ekonomik ve siyasal aklımız nerede?
Neden böyle? Hani 41 örgütümüz? Hani emek platformumuz? Hani “bu memleket bizim” diyenlerimiz?
Bu durum hoş bir durum değildir.
Krizden çıkış kolay olmayacak, bu ağır tahribat kolayca atlatılamayacaktır kuşkusuz. Ama bu krizden çıkış yolunu gösterebilecek, halk kitlelerine umut verecek yegane örgütlü güç de toplumsal muhalefeti temsil eden partiler değil de kimdir? Onlardan da ses-seda çıkmayınca durum daha bir vehamet kazanmıyor mu?. Kitleler daha bir yılgınlığa sürüklenmiyor mu? Umut diye sarılacağı tek bir dalın dahi olmamasından yıkılımıyor, tükenmiyor mu?
Evet, muhalefet bu günler içindir.
Bugün ortaya çıkıp da halka umut veremiyorsanız, halkın önüne geçip de onu aydınlığa kavuşturamıyorsanız, siz bugün resmen yoksunuz demektir ve yarın da hiçbir konuda iddia sahibi olamayacaksınız demektir.
Zaten buna hakkınız da olmayacaktır!


Zeki Erkut|Ana Sayfa