Fikrimin İnce Gülü, 5 Subat 2001
Zeki Erkut

DEMOKRASİNİN NERESİNDEYİZ?

Öğretmenler Sendikası'nın gazetelere verdiği ilanlara tepkiler hayli yoğun. Denktaş'tan bilmem hangi köyün 15 öğrencili ilkokulunun okul aile birliğine kadar her kademeden tepkiler yükseldi. Daha doğrusu, moda deyimle "birileri düğmeye dokundu" ve herkes tepki göstermek için hem "yanaşık düzen"e girdi hem de birbirleriyle yarışa soyundu. Sanırsınız ilanı kaleme alıp yayınlayan öğretmenler sendikası yöneticileri, üzerinde titredikleri devletin temellerine bomba koydu!

Ya da daha vahim suç işledi.

Oysa, ilana baktığımızda, aylardır hatta yıllardır yaşanan ekonomik-sosyal bilumum rezilliklere karşı bir tepki yattığını görüyoruz. Ha, tepki o şekliyle gazetelere mi yansımalıydı yoksa kapalı kapılar arkasında mı kalmalıydı? O ayrı bir tartışma konusu. Ama sokaktaki vatandaş, sağ makamdan yükselen tepkiler kadar tepki göstermedi. Belki giderek tepkisizleşen bir toplum haline getirildiğimizden belki de vatandaş, aklından ya da yüreğinden geçenleri o ilanda gördüğünden tepkisiz kalmıştır. Halka birşey soran yok tabii.

Onbinlerce mudiye, eşdeğerini alamayan güney göçmenine, ailesinin en genç bireylerini gurbet ellere gönderen boynu bükük anne ve babalara birşey soran yok. Neden üretimden koparıldık, neden dünyadan tecrit edildik, neden görüşme masasından kaçtık bunun hesabını veren yok. Zaten göğsünü gerip "evet bunları biz yaptık" diye sahiplenen de yok. Ülke o hale getirildi ki neresinden tutsanız elinizde kalıyor.

Eğitim mi? Sağlık mı? Hukuk mu? Maliye politikaları mı? Turizm mi? Hayvancılık ya da çiftçilik mi? Hangisiyle öğünebiliriz ki? Elbette bunların bir sorumlusu var, yoksa bunca olumsuzluk ne bir gecede oluştu ne de internet yoluyla ülkeye taşındı. Otur arap dediler oturduk, kalk arap dedik kalktık!

Ne bir eksik, ne bir fazla, egemenlerin politikaları aynen arabın oturup kalkmasına paralel bir seyir izledi. Tabii biz arabın oturup kalkacak aklı yok muydu? Vardı da bizi olmadığına inandırdılar ya da bizim egemenlerin işine öyle geldiği için arap rolüne soyundular. Ne var ki sonuç ortada.

Şimdi birileri çıkıp da "yeter artık, bırakın kendi aklımızla iş yapalım" deyince niye cellalleniliyor? Kral çıplaksa, çıplaktır. Güneş doğudan doğuyorsa, doğuyordur. Dünya kendi ekseni etrafında dönüyorsa, dönüyordur. Öğretmen camiası, bu rezilliklerden kurtulmanın ve düzlüğe çıkmanın yolunu öyle bulmuş. Bir başkası daha farklı yol önerebilir. Bundan neden korkalım? Bırakın beyinler kısırlıktan kurtulsun, düşünce üretsin. Sonra düşünceler çatışsın senteze ulaşılsın. Ne var bunda? Sağ makamdan çalanlar "entegrasyon, taksim, konfederasyon" derken, onlar da kendilerine göre kendi doğrularını söylüyor olabilirlerdi. Yani hangi düşüncenin doğru, hangisinin yanlış, hangisinin vatana hizmet, hangisinin vatana ihanet olduğunu kim nereden teyit edecek? Herkesin doğrusu kendine! Ortaya atarsın ve savunursun. Tutarsa tutar, tutmazsa kendini ve düşünceni sorgularsın. Olmadı, demokrasilerde halkın hakemliğine başvurursun. Demokrasinin geleneği de budur, yolu yordamı da. Yoksa, her beğenmediğin düşünceye kilit vurursan, her düşünen beyine kurşun yağdırırsan, tehdit edersen, bomba yağdırırsan, sen be adam, demokrasinin neresindesin?


Zeki Erkut|Ana Sayfa