Fikrimin İnce Gülü, 6 Subat 2001
Zeki Erkut

Anlayamıyorlar

Hamaset nutukları bazan çoğu kişinin aklını sulandırır. Bazan aklını başından alır. O an düşünce üretimi durur. İnsanın hamaset edebiyatından kendini koruyabilmesi kolay değildir. Özellikle bizimki gibi bir ülkede, gün 24 saat, beş koldan hamaset edebiyatının yapıldığı, milliyetçi nutukların peş peşe sıralandığı, düğmeğe bağlı kurum ve kuruluşların ardı arkasına demeçler patlattığı ve bu demeçlerin uzun uzun radyo ve televizyonlarda yer aldığı koşullarda, Kıbrıslı Türkün işi daha zordur. Sözü nereye getireceğim? Geçenlerde İstanbul’un güzide takımlarından “Sarıyerspor” Kıbrıs’taydı. Hem 2. nci devre maçlarına hazırlanmak için kamp yaptılar hem de hamaset nutuklarının etkisiyle bizim çocuklarla “maç” yaptılar. Gidip izledim. Sarıyer , üniversite öğrencilik yıllarımın anılarında müstesna bir yere sahiptir. Hatırı vardır yani. Balığını yedim, kızını sevdim,şarkısını söyledim, takımına gönül verdim. Hazır ayağımıza gelmişken nankörlük etmek istemedim. Gidip izledim. İzledim ne ne anladım sanki? Bizim çocuklar tamam da Sarıyerspor diye sahada gezinen futbolcuların “Sarıyerspor” olduklarını kabul etmek için on tane noter imzalı belge getirseler billahi inanasınız gelmez. Sarıyer adına sahaya inen futbolcular, sanki futbol oynamak için değil de ne bileyim, büyük şehirde kız avlamaya çalışan mahcup köy delikanlılarına benziyordu. Hani merak edip de sorsanız “yahu siz futbol oynamak için mi sahaya indiniz ?”diye, inanın, futbol oynnamak için sahaya inen futbolcular olduklarına sizi inandırmak için binbir dereden su getirecekler. İşin bir başka yanı daha var. Onlar sizi “futbol oynamak ve yerel takımla karşılaşma yapmak için sahaya indirilmiş Sarıyerspor’lu oyuncular” olduklarına inanadursunlar, formaları da iddialarını sıfırla çarpıyordu. Sanki de atleks ucuzluk çarşısından alınmış kısa kollu iç fanilasıydı giydikleri. Ne önünde bir reklam panosu vardı ne de sırtlarında bir numara ya da özel isimleri. Öylesine sade, öylesine mütevaziydi formaları. Dedik ya, Sarıyerspor’lu olduklarına bin şahit lazımdı. Niye böyle? Yazımızın girişinde hamaset edebiyatı ve hamaset nutukları diye boşuna mı peşrev çektik? Önce iki yıl önce milliyetçi nutuklar atılmıştı. “Futbol takımlarımız yavruvatan takımlarıyla karşılaşma yapacak. Ne UEFA’yı takarız, ne FİFA’yı” demişlerdi. Bizim egemenler de bizim çocukları da havasına sokmuşlar, 50-100 kişilik tribünlere oynayan takımlarımız bir anda kendilerini Galatasaray, Fenerbahçe ya da Beşiktaş’la maç yapar hülyasına yatmışlardı. Tabbi bu arada Ankara’nın Gençlerbirliği takımı “gofa gelmiş” ve Kıbrıs’ta dostluk maçı yapmıştı. O günlerde hamaset neler dememişti ki? “Zincirleri kırdık”, “Dünya bize vız gelirsin”, “Türk bu, baskılara boyun eğmeyiz” v.s, v.s. Sonuç? Gençlerbirliği, FİFA tarafından 2 yıl maçlardan men edilmişti. O gün bugündür Türkiye’nin anlı-şanlı takımları, değil yerel takımlarımızla maç yapmak için adamıza gelsinler, kamp yapmak için bile ayaklarını atmaktan korkar oldular. Ama hamaset işte? Kimilerinin de aklını sulandırır. Tıpkı Sarıyerspor gibi. Birkaç yönetici “Biz korkmayız! Bizi ne UEFA yıldırır, ne FİFA ne de PAPA” diyerek Kıbrıs’a huruç harekatına soyundular. Soyundular da giye giye iç çamaşırı giyip sahaya çıktılar. Hani UEFA, FİFA ya da PAPA sorsa, “vallahi biz, sizin bildiğiniz biz değiliz” diyecekler. Bu işler böyle işte. Üç-beş milliyetçi Anadolu klübü bizim egemenlerin de dürtüsüyle, hamaset edebiyatına yenik düşüp de Kıbrıs’a gelseler ve bizim çocuklarla maç yapsalar ne olur, yapmasalar ne olur? Bunun kime ne faydası var? Bizim çocuklar spor ambargolarını kırıp dünya ile mi kucaklaşacak? Spor ambargosunu aşıp Galatasaray ya da Milan’la mı aşık atacak? Yoksa Avrupa Şampiyonasına ve Super Kupa’ya mı katılacak? Yok öyle şey. Böyle hamaset nutuklarıyla hareket etmek ne Türkiye’ye yarar sağlar ne de olmayacak duaya amin denir. Anlaşılması gereken tek şey, Kıbrıs sorunu çözümlenmeden Kıbrıs Türk toplumunun dünyadan tecrit edilmiş konumundan sıyrılamayacağıdır. Gerisi, 45 dakikadan 2 perdelik komediden ibarettir.


Zeki Erkut|Ana Sayfa