Fikrimin İnce Gülü, 9 Subat 2001
Zeki Erkut
ZORLA GÜZELLİK
Herkesin herkesi beğenmesi gerekmez. Birinin beğendiğini bir başkası beğenmeyebilir. Hatta herkesin beğendiğini bir kişi dahi olsun beğenmeyebilir. Klasikleşmiş deyimiyle söyleyecek olursak, “renkler ve zevkler tartışılmaz”!
Bu gerçek, sosyal yaşamın siyaset boyutunda da böyledir. Öyle olmasaydı soldan sağa siyasal bir yelpaze oluşur muydu?
Demokrasilerin en güzel yanı aslında çok renkliliktir. Bırakın zevkler de, renkler de, düşünceler de çeşitli olsun. Bir düşünceyi beğenmeyebilirsiniz, sizin düşüncenizi de bir başkası beğenmeyebilir.
Ne olacak peki? Beğenmediğiniz birşeyi zorla sindirecek misiniz? O düşünceyi silip atmak için düşünce sahibini mi süründürecek ya da öldüreceksiniz? Yoksa sizin düşüncenize boyun eğinceye dek o kişiyi hapse mi tıkacaksınız?
Kişi, siyasal ya da ekonomik kuruluş, toplum, hükümet, devlet....
Hiç farketmez! Karşıtlarla yan yana, iç içe yaşamaya çalışmak yerine karşıtlara hayat hakkı tanımayan ilkel bir yaklaşım. Günümüz dünyasında, insanlığın heyecan ve coşkuyla karşılayıp havai fişekler patlatarak karşıladığı “milenyun çağına” acaip şekilde terrs düşen bir yaklaşım.
Arabesk deyişle “beni sevmeyen ölsün”!
Olur mu canım? Zorla güzellik mi olurmuş?
Ama olurmuş işte.
Bakınız şu Amerikan densizlerinin yaptığına. Adamlar Irak’ın Saddamı’nı oldum olasıya sevmiyorlar. Sevmek zorunda değiller tabi. Belki Saddam da Clinton’u, Bush’u Kuş’u sevmiyordur.
Ama Amerikan yönetimi, Saddam’la kafayı o kadar bozmuş ki yıllardır askeri operasyonlarla Bağdat’ı bombalayıp duruyor. Her türlü ambargoyu uygulayıp ve müttefik ülkeleri de buna zorlayıp Saddam’ı alaşağı etmeye çalışıyor.
Dahası da var.Amerikan Kongresi birkaç yıl önce “Irak Kurtuluş Yasası” kabul etti ve bunun gereği olarak Irak halkını Irak lideri Saddam’dan “kurtarmak” için kolları sıvadı.
Nedense bu tür işler hep öyle barışçıl, demokratik, sevecen operasyonlarla yürütülür.
Nitekim Türkiye’nin 1974’te yaptığı askeri harekata “Barış Harekatı” ABD’nin Irak’a yağdırdığı bombaların adına “Kurtuluş Harekatı” , yine Türkiye’de F tipi operasyonlara “Hayata Dönüş” adları verilmemiş miyd?
Neyse dönelim yine Amerika’nın Irak halkına gösterdiği şevkate! Şevkatli Amerika, sevmediği ve boyun eğdiremediği Saddam’ı devirip Irak halkına “özgürlük ve demokrasi” bahşetmek için uydu aracılığı ile televizyon yayınına başlayacak. Bu kadar da değil tabii. Radyo yayınları aracılığı ile Saddam muhaliflerine “akıl” verecek. Dahası, muhalif örgütlere ilk adımda 97 miyon dolar maddi destek verecek, askeri yönden eğitim yaptıracak v.s.
Yani Kovboy, Saddam devrilinceye ve “şükrancı bir yandaş” başa gelene kadar , Colorado çöllerinde at koşturtacak!
Bize bu hikayeler ne kadar tanıdık geliyor değil mi?
CTP-DP Koalisyon Hükümeti’ne o günkü Ankara yönetimi mali kaynakları keserken, bu hükümetin gitmesini istediğinden değil miydi?
Muhalif sol partilerin liderleri kazanmasın diye Eroğlu’nun, Eroğlu kazanmasın diye Denktaş’ ın desteklenmesi ayni şey değil miydi?
Eroğlu ya da Denktaş desteklenip başa geçirildi de ne oldu sanki?
Kıbrıs Türk halkı mutlu mu oldu? Başı göğe mi değdi? Ülkeye özgürlük ve demokrasi mi geldi?
Senaryo hep ayni senaryo. Senaryo ayni olunca filmin sonu da ayni olur. Yani, zorla güzellik olmaz. Halklar rahat bırakılmalı. Öyle ithal yoluyla bir ülkeye ne demokrasi gelir ne de özgürlük.
Demokrasi, özgürlük ve barış her ülkenin dinamiklerince sağlanır. En güzeli, en katılımcılısı, en sağlıklısı budur. İnsanlar birbirine katlanarak, birbirlerini anlayarak, birbirlerinin boğazına sarılmadan kendine yol bulabilir, yönünü çizebilir.
Gerisi sahtedir, sağlıksızdır, iticidir ve kısa ömürlüdür.
Rahat bırakın halkları!