Fikrimin İnce Gülü, 16 Mart 2001
Zeki Erkut

İMAJ MESELESİ

Bir meşrubat reklamında imajla susuzluk arasında bağ kurulduğunu ve galiba “imaj hiçbirşey esas olan susuzluğun giderilmesindir” diye birşey söylendiğini hatırlıyorum.

Reklamcı ne düşünmüş, tüketiciyi nasıl etkilemek istemiş bilemem ama imajın hiçbirşey olmadığı da kesin.

Kuşkusuz insana “susuzluğu mu tercih edersin yoksa imajsız kalmayı mı?” diye sorulsa, alınacak yanıt tektir. Kim susuz kalmak ister?

Ama imajsız da olmaz yani.

Politikacı tüketicisine, daha doğrusu seçmenine karşı zaman zaman imaj yenileme devinimi içine girer.

Artistler, sanatçılar, futbolcular, işadamları da sık sık imaj değiştirmeye özen gösterirler. Saçlarını ya da kılık kıyafetlerini sık sık değiştirip “imaj yenileyen” insan sayısı hiç de az değildir sanırız.

Bakınız geçenlerde Türk pop müziği sanatçısı Tarkan bile imajını tazeleyip sevenlerinin karşısına yeni saç stiliyle çıkmadı mı?

Kısacası, ne susuz kalınabilir ne de imajsız.

Sözü şuraya getireceğim: Geçenlerde THY “imajı bozulur” gerekçesiyle TC Dış Ticaret Müsteşarlığı ve 400 kişilik işadamı grubunu Irak’a taşımayı reddetti. Irak pazarına açılmayı hedefleyen ve örneğin TC Dış Ticaret Müsteşarı Kürşat Tüzmen’in başlangıç için sadece bu yıl 1 milyon dolar beklendiğini belirttiği Irak’a, Türk milli havayolu THY nasıl uçmayabilir?

Uçmadı işte.

Özelleştirme öncesi imajı bozulurmuş!

Haksız da değil hani. Amerikan savaş uçaklarının her gün bomba yağdırdığı, ambargolar altında ezmeğe çalıştığı ve ABD yönetiminin devirmeden rahat uyku uyumayacağı Saddam rejimiyle kim işbirliği yapıp imajını kötülemek ister.

Üstelik Irak’a uygulanan uluslararası ekonomik ambargo kalkmadığı için yapılacak uçuş nedeniyle ceza alınması da olası.

Bir de işin başka bir mali yanı var. THY, Uluslararası Havacılık Birliği’nin üyesi olduğu için riskli bir bölgeye uçuş yapacağından 15 bin dolar yerine 400 bin dolar sigorta bedeli ödemekle karşı karşıyaydı.

Bütün bunlar birleşince THY Irak’a uçmayı reddetti, uçmadı.

Ancak..... Türk işadamlarını yolda bırakmak olur muydu? Devreye hemen bizim “milli” hava yolumuz KTHY sokuldu ve Türk kafilesi Irak’a taşındı.

KTHY’nın nasılsa imaj sorunu yoktu. Mahallenin delisi gibi bir orada, bir burada! Ne arayan var ne de soran. Kıbrıs Türk toplumunun mu değil mi belli değil. Kim denetler o hiç belli değil. Uçuş sırasında sık sık arıza yapıyor “ne oluyor” diyen yok. Turizmle ilgilenen herkesin ağzında “ulaşım büyük sorun, turist var ama taşıyamıyoruz” sözleri var. Ama bir bakıyoruz bizim “milli”ci havayolumuz bir İsrail’de, bir Irak’ta. Kıbrıs’ta yüzünü gören cennetlik!

Şimdi sormak gerekmez mi? Eğer KTHY, bu toplumun malıysa, bırakın ABD ambargosunu, savaş riskinin yüksek olduğu bir ülkeye uçuş yapıp da millet malını tehlikeye nasıl atabildi?

Patlayacak gözüyle bakılan turizme İngiltere’de, Almanya’da, Fransa’da, Rusya’da turist bekleyedursun, kimsenin toz kondurmadığı “milli” havayolumuz orada burada ayak sürüyor.

Olur mu ya?

Sizin hiç mi imajınız yok?


Zeki Erkut|Ana Sayfa