Fikrimin İnce Gülü, 18 Mart 2001
Zeki Erkut
AHLAKSIZ TEKLİF Mİ?
Türkiye’de başgösteren ve biz Kıbrıslıları da derinden vuran ekonomik kriz gündemdeki yerini koruyor. Kamuoyunun beklentilerine tam anlamıyla yanıt veremeyen “ulusal pprogram” bu şekliyle piyasalara güven vermediğinden daha uzun süre gündemdeki yerini koruyacağa benziyor.
Konuşulan Kemal Derviş’in hazırladığı ekonomik programdan çok Kemal Derviş’in kişiliği.
Gazetecisi konuşuyor, psikologu konuşuyor, çocukluk arkadaşı konuşuyor. Millet hem bundan şikayet ediyor hem de “Kemal Derviş’in herşeyini öğrendik, kaldı bir kilotunun slip mi boxer mi olduğu” diyerek yeni bir tartışmayı tetikliyor. Ne var ki bu keşmekeş içinde dikkatlerden kaçan o kadar çok şey var ki.
Ama içlerinden bir tanesi var ki o doğrudan biz Kıbrıslıları ilgilendiriyor.
Nasılını anlatalım.
Haftalık Aydınlık dergisine göre ABD, ekonomik krizden çıkış yolu arayan ve taze paraya ihtiyaç duyan Türkiye’ye üç taviz karşılığı 25 milyar dolar önerdi. Bu pazarlık ABD Büyükelçüsü Robert Pearson ile Bülent Ecevit arasında geçti. 25 milyar dolar, parası pul olan ve meteliğe kurşun atan Türkiye için fena para değil doğrusu. Ama şartlı bir öneri. Öyle “kuruşu ver araba, ister kumara versin ister şaraba” mantığıyla değil. Birşey alacaksın ve karşılığında birşey vereceksin.
Al gülüm-ver gülüm kabilinden. İşinize gelirse tabii.
Nedir Amerika’nın Türkiye’den istedikleri?
Amerika, Türkiye’den Güneydoğu’da belediyelerin ve sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerini engellememesini istiyor. Bu öneri, Amerika’nın yeni Kürt politikasına bakışını yansıtıyor. Amerika ikinci olarak bir NATO üyesi ülke olması nedeniyle Türkiye’nin yükümlülüklerine sadakat göstermesini, yani NATO dışında askeri işbirliklerine kendisini kaptırmamasını istiyor. Ve üçüncü olarak istediği taviz Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne yeşil ışık yakması.
Bilindiği üzere Türkiye, AB’nin Türk ordusunu işgalci ilan eden kararından sonra toplumlararası dolaylı görüşmelerden çekildiğini açıklamış, arkasından da entegrasyon politikalarını daha da ileriye götüren bir dizi adımlar atmıştı. Şimdi Amerika diyor ki, “Vereceğim kredi karşılığında KKTC’nin varlığından vazgeçecek, Kıbrıs’ın AB üyeliğine karşı çıkmayacaksın”
Amerika, Kıbrıs’la ilgili önerisini dile getirirken COMAR’ın yapmış olduğu bir anketi de Ankara’nın gözleri içine sokuyor. “Bakınız” diyor, “Toplumunuzun %84’ü Avrupa Birliği’ni istiyor”.
Bu haberler çıktıktan sonra Türkiye gazetelerinin manşetelerinde “ahlaksız teklif” gibi birşeyler bekleyip durduk. Öyle ya, Türkiye’nin, yediden yetmişe hemen herkesin hassas olduğu “milli” sorunları bunlar. Ama şimdilik bir ses yok.
Daha doğrusu tek ses bizim buralardan yükseliyor. O da dobra dobra değil, 82 yıl sonra hatıra gelen Çanakkale Şehitleri’nin arkasına sığınarak.
Öyle olsun bakalım.
Aklın sesine bugüne dek kulak veren olmadı. Ankara ve Denktaş bugüne dek toplumlarının çıkarları hilafına hep kendi burunları doğrultusunda hareket ettiler. Sonuç ortada. Hele Kasım ayında yaşanan krizin Kıbrıs bağlantısı da ortaya çıktıktan sonra doğrusu merak etmiyor değiliz.
Şimdi paranın sesi mi tatlı gelecek yoksa kurdun sesine mi kulak verilecek?