Fikrimin İnce Gülü, 23 Mart 2004

Zeki Erkut

 

BAKALIM TARİH YAZABİLECEKLER Mİ?

Yüz yüze görüşmelerde beklenen ilerlemenin sağlanamadığı ortada. Teknik komitelerin üzerinde çalışma yapması gereken toplam 114 yasandan ancak 50'sinin ele alınıp sonuçlandığı anlaşılıyor. Bunlar da uluslar arası anlaşmalardaki standart yasalardır. Yani Kıbrıs ölçeğinde elle tutulur-gözle görülür bir mutabakatın sağlandığını söylemek mümkün değil.

Kıbrıslırum tarafı daha fazla Annan Planı çerçevesinde oluşturulacak devletin işlerliği üzerinde dururken Kıbrıslıtürk tarafı da Denktaş beyin "olmazsa olmazları"nı ön plana çıkardı.

Durum böyle olunca iş ister istemez yarın İsviçre'de başlayacak 4'lü Zirve'ye kaldı.

Bilindiği gibi bu zirveye Denktaş bey gitmeyi reddetti.

TC Başbakanı Erdoğan'nın ve Dışişleri Bakanı Gül'ün telkinleri yarar sağlamdı.

Dün de TBMM Başkanı Bülent Arınç sitemde bulundu, Denktaş'ı açıkça eleştirdi.

Hepsinin üzerinde durduğu nokta, Denktaş'ın kendilerini yarı yolda bıraktığıdır.

Kimi askeri zevatın da bu konuda pek rahat olmadığı anlaşılmaktadır.

Aslında bunun için söylenecek tek şey, "kendim ettim, kendim buldum"dur!

Sayın Erdoğan Kıbrıs'a geldiğinde Denktaş'a nasıl destek olmuştu, hatırlardadır.

Gül'ün de sık sık sayın Denktaş'ın gönlünü hoş tutmaya çalıştığı görülmüştür.

Hele Bülent Arınç beyefendi..

Kıbrıs'a gelip döndükten sonra sayın Denktaş'a arka çıkmak için Kıbrıslıtürk toplumunu nasıl karşısına aldığı, toplumsal muhalefeti nasıl aşağıladığı unutulacak bir şey midir?

Sayın Denktaş'ı yaratan da onlar, ayakta tutan da onlar.

Bundan sonra ne söylense boşuna!

Denktaş geldiği yere kadar geldi. Bundan sonraki süreç belli ki Denktaş'sız işleyecek.

Referandumdan "evet" çıksa da çıkmasa da Denktaş için politika bitmiştir.

Baştan beri karşı olduğu ve olmazsa olmazları için uzlaşma esnekliği göstermediği Annan Planına halk "evet" derse halkına ters düşeceğinden o makamı apar topar terketmesi gerekecektir.

Zaten bunu kendisi de söylüyordur.

Çok zayıf bir olasılık ya, referandumdan "hayır" çıkarsa Denktaş bey sanıyor mu ki oturduğu o makamda rahat olabilecektir.

Hem Kıbrıslıtürk toplumunun hem de Türkiye'nin AB hedef ve hayallerini yıkan birini kimse o makamda tutmayacaktır.

Dolayısıyla şu veya bu şekilde Denktaş dönemi kapanmış gözüyle bakabiliriz.

Şimdi gündemde yarın İsviçre'de gerçekleşecek 4'lü Zirve var.

Kıbrıslıtürk temsilciler "tam yetkili" olarak orada temsil edilecekler. Ama bu demek değildir ki Türkiye heyetinden bağımsız hareket edecekler ya da Kıbrıslırum tarafının hak ve hassasiyetlerine kayıtsız kalacaklar.

Orada, Kıbrıs'ta ortaya konulamayan esnekliğin sergilenmesi kaçınılmazdır. Üstelik 4'lü zirvenin bir avantajı da görüşmelerin Denktaş'sız yapılacağıdır.

Ancak 4'lü zirveye sayın Denktaş'ın gölgesi düşer ya da Türk heyeti Denktaş'ın olmazsa olmazlarında direnirse bundan nasıl bir sonuç çıkacağını kestirmek kolay değil.

Dileyelim hiç değilse bu aşamada olsun taraflar gerçekten çözüm isteklerini ortaya koysunlar ve son şeklini alacak Annan Planı'na sahip çıkıp destek olsunlar.

Çünkü, görülen oldur ki 4'lü Zirve'den çıkacak sonuç referanduma önemli ölçüde ışık tutacaktır. Taraflar en geniş ölçüde anlaşmaya varırlarsa her iki toplumda da "evet" oyları egemen olacaktır. Ama ya anlaşamazlarsa ve topu Annan'a atarlarsa?

İşte o zaman TC'deki gerici-statükocu güruh ile Kıbrıs'ta Denktaş ve Kıbrıslırum klisesine gün doğacak demektir.

Sonuç değişir mi?

Türk tarafı için değişmeyecek yargısına bugünden varmamız mümkün ama Kıbrıslırum tarafından "evet" oyları büyük ölçüde AKEL'in elindedir. En büyük ve en disiplinli parti konumunda olan AKEL'in oyları ve tabii DİSİ ve DİKO içindeki çözüm yanlılarının oylarıyla iki toplum 1 Mayıs'ta yeni bir sürece birlikte adım atabilirler.

Yine de bu süreçte Türkiye ve Yunanistan'ın ortak bir noktada buluşmaları son derece önemlidir.

Yarın başlayacak 4'lü zirvede taraflar isterlerse tarih yazabilirler.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org