Fikrimin İnce Gülü, 30 Mart 2001
Zeki Erkut

BU OYUN BİTSİN ARTIK

UBP-TKP Hükümetiyle bir yerlere varılamayacağı belli oldu. Denktaş vaktiyle “bu hükümetin vizyonu yok” demişti. Vizyonu olmadığı başından belliydi de şimdi bu hükümette kim ne buluyor?

Toplumun tek bir bireyi dahi hükümetin icraatlarından memnun değil. Ne hedefi var, ne vizyonu, ne varlığı belli ne de ne yaptığı?

Uyur-gezer bir hükümet!

Türk lirasının devalüe edilmesinden sonra yangın yerine dönen ülkemizde insanlar bırakın geceden sabaha yoksullaşmayı, bazan günde iki hatta üç kez yoksullaşmaktadır. Sabahleyin ilan edilen döviz kurları, öğle saatlerinde artarak değişiyor ve bazan birkaç saat sonra bir kez daha artarak değiştiriliyor.

Çarşı-pazar fiyatları da neredeyse döviz kurlarına paralel olarak günde bir-iki kez değiştiriliyor.

Ama hükümet için halkın ne halde olduğu hiç ama hiç önemli değil. “Bekleyelim-görelim” politikasıyla gün geçiriyor, bazan dargın-bazan barışık, ne koltuğu bırakıp gidiyorlar ne de işgal ettikleri makamın hakkını veriyorlar.

Ama iş oyalamacaya geldi miydi, mangalda kül tutmazlar.

Alın Mustafa Akıncı’yı. İki yılda, yirmi yılda gezmediği kadar ülke gezdi. Devlet bütçesinden hem kendisi, hem de şürekası fazlasıyla yararlandı.

Turizm patlayacaktı! Çünkü her seyahat dönüşü, ne kadar yararlı temaslar yaptığını, kaç tur operatöründen söz aldığını, kaç uçak dolusu turisti Kıbrıs’a çektiğini falan söylüyordu.

Tanıdığınız bir turizmciye sorunuz, bu yılki rezervasyonlar ne durumda diye. Alacağınız yanıt, sayın Akıncı’nın söylediklerini bin kez yalanlayacaktır.

Bu yıl da turizmde yaya kalacağımız açık.

Alın Derviş Eroğlu’nu. Memleket yangın yerine döndü ya, hemen mutad söylemler devreye girdi. Geçenlerde dedi ki “Türkiye’nin Kıbrıs’a vereceği 350 milyon dolarlık kredinin ilk dilimi olan 73 trilyon yoldadır, ha geldi, ha gelecek!”

Geldi mi? Geliyor mu?

Elbette ki hayır. Ortada ne trilyoncuklar var ne de milyoncuklar. Türkiye önce kendi mutfağındaki yangını söndürme derdinde. Beklediği dış kaynaklı finansmanı alamadı ve galiba alamayacak. Ama Eroğlu nereden bilecek değil mi? Şimdiye dek üretim için önlem almayan, dahası üreticiyi tüketici haline getirip her ay Ankara’ya avuç açıp para dilenmeyi alışkanlık haline getiren bir politikanın sonu başka türlü olabilir miydi?

Yine ayni Eroğlu daha birkaç gün önce “TKP ile sorunumuz yoktur, biz bir uyum hükümetiyizç gibisinden sözler sarfetmemiş miydi?

Ama gördük ki tükürüğü kurumadan küçük ortak TKP ile sorunları olduğu ortaya çıktı. Hükümet ha dağıldı ha dağılacak!

Kısacası söyleyenlerle yaşam farklı kulvarlarda.

Halkın ne Akıncı’ya, ne Eroğlu’na ve ne de bu hükümete inancı kaldı.

Onlar, kol kola girmiş, uyur-gezer rollerini oynuyorlar ama halkın oynamak zorunda bırakıldığı rol gerçekten ağır ve zor.

Bu oyun bitsin artık!

Bir an önce ne olacaksa olsun. Halkın ne sabrı kaldı ne de dayanacak takati.


Zeki Erkut|Ana Sayfa