Fikrimin İnce Gülü, 3 Mart 2004

Zeki Erkut

 

İLERLEME OLMAZ ELBET

Kıbrıs sorununa Annan Planı çerçevesinde çözüm bulabilmek için bugün taraflar sekizinci kez bir araya geldi.

Tahmin edilebilceği gibi bugün de arpa boyu yol alınamadı.

Türk tarafının önerilerine Rum tarafı, Rum tarafının önerilerine Türk tarafı "hayır" dedi.

Her görüşmeden sonra basını "bilgilendirme" misyonu yüklenen ve basın toplantısı düzenleyen Denktaş beyi dinleyenler Türk tarafının çözümü çok isteyen, Rum tarafının ise görüşmeler yolunu tıkayan taraf olduğunu sanır.

Biz bu senaryolara kırk yıldır tanık olduğumuzdan Derviş'in zikrine değil fikrine bakarız.

Türk tarafı çok mu çözüm istemektedir?

Ya da Rum tarafı görüşme sürecini engellemeye ve 1 Mayıs'ı kazasız belasız atlatmaya mı çalışmaktadır?

Herkesin fikri ve yorumu kendisine..

Ama, tarafların ortaya koydukları önerilere biraz da tarafsız olarak bakmamız gerekir kanısındayız.

Türk tarafı ne öneriyor, Rum tarafı niçin reddediyor?

Rum tarafı ne öneriyer, Türk tarafı niçin reddediyor?

Tarafların ortak bir paydada buluşması o kadar mı zordur?

İki toplumun ihtiyaç ve hakları arasında uçurumlar mı var?

Türk önerileri malum...

Denktaş beyin (Ankara'nın değil, Kıbrıslıtürk toplumunun değil) öneri diye Kıbrıslırum tarafına sunduğu öneriler aslında tamı tamına "de facto" durumu "de jure"yani fiili durum olarak benimsenmesine yönelik.

Global mal mülk takası, tüm TC kökenlilerin adada kalması, iki eşit ve egemen devlet, sınırların pekiştirilmesi..

Bir de deregasyon meselesi ortaya atıldı ya..

Onlar da isteniyor.

Yani AB normları, AB ilkeleri, uluslararası hukuk bir tarafa bırakısın ve Denktaş beyin hatırına Kıbrıslıtürk toplumu AB'ne deregasyonlu olarak katılsın!

Bu önerilere kabaca göz atıldığında değil Rum tarafı, B.M ve AB de bunlara sıcak bakmaz. Ama Rum tarafı reddetti ya, onlar "uzlaşmaz taraf" ilan ediliyor da Denktaş bey ve seçmece teknik ekibi "çözüm yanlısı" oluyor.

Rum tarafının açıklamlarına baktığımızda adamların ağzından "bunlar Annan felsefesine aykırıdır", "bunlar AB norm ve ilkelerine terstir", "bunlar B.M kararlarına uymaz", "bunların uluslararası hukukta yeri yoktur" sözleri çıkar.

Tamam, Rum tarafı 1 Mayıs'ta tüm adayı temsilen AB üyesi olacaktır ve sonucun bu aşamadan sonra hiçbir şekilde değişmesi mümkün değildir. Dolayısıyla Rum tarafının masada daha güçlü ve rahat olduğu söylenebilir. Üstelik Rum tarafı attığı her adımda oyunu kuralına göre oynuyor. Yani B.M'leri, AB normlarını ve uluslararası hukuku arkasına alıyor.

Bakınız, Rum oluşturucu devlete iade edilecek topraklar boşaltılıncaya kadar B.M konrolüne verilsin diyorlar?

Denktaş bey bunu red gerekçesini anlayabilmiş değiliz. Zaten bu topraklar gözden çıkarılmış,Rumlara iade edilecek. 1-2 yıl daha Türk idaresinde kalsa ne yazar, B.M'in idaresine verilse ne yazar?

Dedik ya Rum liderliği bu oyunu Denktaş beyden daha iyi oynuyor.

Eli güçlü olmanın verdiği bir de avantaj var ellerinde tabii.

Dolayısıyla Rum tarafına suç sıçratılacaksa önceliğin Denktaş ve geçmiş dönemin Ankara şahinlerine verilmesi gerekir.

Hala daha Denktaş bey Annan Planı'nın felsefesine karşı olduğunu ve masaya zorla oturtulduğunu söylemiyor mu? Dahası Denktaş bey 1 Mayıs'tan önce çözüm için AB, BM ve Amerika'ya söz verdiği için AKP liderliğini topa tutmuyor mu?

Bu koşullarda kim Denktaş beyden yapıcı öneriler bekleyebilir?

Ölü gözünden yaş geldiği görüldü mü?

Ancak Rum tarafının da bir noktada rahat olmadığını teslim etmemiz gerekmektedir.

Kıbrıslıtürk toplumu seksen binleri sokağa döküp Kıbrıs'ta çözüm ve AB istediği, Annan Planını didik didik ettiği o tarihsel süreçte Kıbrıslırum toplumu gün gele bu Planı masada bulacağını hiç hesaba katmamıştı. Şimdi derinden derine bir panik yaşandığını görmemek için kör olmak gerekir. Hele AB yetkilileri "Annan Planı'nı reddeden taraf bunun bedelini ödeyecektir" dedikten sonra Kıbrıslırum toplumunda ve lideliğinde panik bir o kadar daha artmıştır. Bunun en güzel örneği Yenidüzen'in Alitia gazetesinden iktbas ettiği ve Dimitros Akis Lordos'un Yeni Ufuklar Partisi Nikos Kutsu'ya yazdığı mektupta görülmektedir. Mektubun başlığı: "Annan Planı'nı reddedersek, trajik sonuçları da halka söyleyebilir misiniz?"dir.

Okumayanlara salık verebileceğimiz bir yazı.

Herşeye rağmen umutluyuz. Denktaş, seçmece teknik komitesi ve Mümtaz Soysal'a rağmen umutluyuz.

Deniz Baykallara, Doğu Perinçeklere, Sinan Aygünlere rağmen umutluyuz.

Hatta statükocu Kıbrıslırum liderliğinin kimi anlamsız yaklaşımlarına rağmen umutluyuz.

Çünkü kimse "referandumda hayır" demenin bedelini ödeyecek kadar aptal olamaz.

Anlaşırlarsa anlaşacaklar ve halkın önüne "referandumda evet" denilecek bir çözüm planı getirecekler.

Anlaşamazlarsa bu halk -Kıbrlıtürkler ve Kıbrıslırumlar- Kofi Annan'a iki toplum liderinden daha fazla güvendiklerini kanıtlayacaklardır.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org