Fikrimin İnce Gülü, 9 Mart 2001
Zeki Erkut
DERVİŞ’TEN DERVİŞ’E
Türkiye’nin son ekonomik çöküntüden sonra bir kurtarıcı olarak sarıldığı Kemal Derviş, kuşkusuz sıradan bir kişi değildir.
Türkiye basını Kemal Derviş’i neredeyse çocukluk günlerinden akademik kariyerine ve oradan da Dünya Bankası’ndaki görevine kadar mercek altına aldı. O nedenle, Kemal Derviş’e ilişkin detaya girmek bizim işimiz değildir.
Sadece bizim Derviş’in, o Derviş’ten alması gereken dersler var mı, yok mu onu irdelemeye çalışacağız.
Kemal Derviş, Türkiye’i kurtarmaya soyunurken başlıca 4 nokta üzerindedurdu.
1. Bu program ulusal bir program olacak.
2. Halk bu programa sahip çıkacak.
3. Bu programın arkasında siyasi destek olacak.
4. Bu program gelir dağılımındaki dengesizlikleri derinleştirmeyecek.
İnanıyoruz ki Kemal Derviş, bunca yıllık deneyimlerine, kariyerine ve Türkiye gerçeklerine bakarak bu noktalara parmak basmıştır. Yani ne yaptığını bilen bir kişinin yaklaşımı vardır Kemal Derviş’te.
Başarabilir mi, başaramaz mı onu yarınki yazımızda irdelemeya çalışacağız. Ancak bu aşamada bizim Derviş’in Kemal Derviş’ten uzak olduğu nokta nedir, onu anlatalım.
Bizim Derviş, ve tabii küçük ortağı Akıncı, Ankara bürokratlarının dayattığı “ekonomik yıkım paketi ne” dört elle sarıldılar. Bunu tabu ilan ettiler. Değiştirilemez dediler.
Oysa bu program IMF’nin Ankara’ya, Ankara’nın da UBP-TKP hükümetine dayattığı bir paketti. Toplum gerçeklerine tamamıyla tersti. Bu nokta dikkate alınmadı. Oysa ülkemizde reel sektör temsilcilerinin yanısıra, sivil toplum örgütleri, akademisyenler v.s vardı. Günlerce bu insanları boş yere konuşturdular ama onların önerilerini dikkate bile almadılar. “Tabudur” dediler. “Ankara böyle istiyor, maddesi maddesine hayata geçirmek zorundayız” dediler.
Bizim Derviş’in tavrı buydu.
Oysa Kemal Derviş, “bu program ulusal bir program olacak, Türkiye gerçeklerinden hareket edilecek” dedi.
Arkasından Başbakan Ecevit , “IMF, işlevleri bakımından çağın gerisinde kaldı,genel tutumu ile bize de sıkıntılar çektirtti” deyiverdi.
Yani dış dayatmacılığa ya da ülke ve toplum gerçekleriyle bağdaşmayan programlara bir yerde “dur” denildi.
Bizim Derviş ise hala “şükran” diyor, başka birşey demiyor.
Kemal Derviş, “bu programa halk sahip çıkarsa”başarıya ulaşılabilir diyor. Doğru da söyüyor. Halk desteğine sahip olmayan bir programın değil başarıya ulaşması, tek bir maddesinin bile hayata geçirilmesi mümkün değildir.
Oysa bizim Derviş, tabii Akıncı da, yediden yetmişe tüm halk kesimleri sokağa dökülüp günlerce, haftalarca eylem yaptı da bana mısın demedi. Ekonomik yıkım paketine karşı tepki koymayan tek bir örgüt ya da kişi var mıydı? Anlı-şanlı Mücahitler Derneği’nden devlet beslemesi yazar-çizerlere kadar herkes tepkisini ortaya koymadı mıydı? Bu pakete, örnek gösterilebilecek bir tek kişi ya da kurum sahip çıktı mı?
Kemal Derviş “siyasi destek”i de olmazsa olmazlar arasında koydu. Koalisyonlu bir hükümette bunu şart koşması kadar doğal birşey olamazdı.
Bizim Derviş’in pekçok kez bundan da yoksun olduğunu gördük. Gerek küçük ortağı gerekse partisi içinden kimi milletvekilleri dayatılmağa çalışılan bu ekonomik yıkım paketine ters düşen tavırlar da sergilediler. Paketi desteklemediler ya da kerhen destek verdiler.
Yani bizim Derviş’in bu paket için siyasi desteği de tam değildi.
Gelelim sınıflar arasındaki gelir dağılımının dengesizliği konusuna. Dayatılmağa çalışılan ekonomik yıkım paketi, defalarca dile getirildiği, rakamlarla ve örneklerle kanıtlandığı gibi yoksulu daha yoksul edecek, asıl fedakarlık yapması gerekenleri gözden saklayacaktı.
Ekonominin “e”sinden bile anlamayan Denktaş, “memlekette orta direk diye birşey kalmadı” derken bizim Derviş’in, bu programın hayata geçirilmesi halinde yoksulun daha da yoksul olacağını söyleyecek hiç mi ekonomik danışmanı yoktu?
Türk lirasının devalüe edilmesinden sonra “ekonomik yıkım paketi”nin akibeti nedir, ne olacak belli değil. Hükümet ortakları “bekle-gör” yaklaşımıyla Ankara’dan gelecek şiar’ı bekliyor. Oysa, şimdi bu paketi çöpe atmanın tam zamanıdır. Dayatma bir paketti, halk desteği yoktu, siyasi destek noksanlığı vardı ve gelir dengesizliğini daha da derinleştirecekti.
Aklıbaşında, ülke ve toplum gerçeklerini dikkate alan bir ekonomik plana sanırız kimse karşı çıkmayacaktır.
Kemal Derviş, ülkesinin ekonomik krizden çıkışı için şart koştuklarını bizden esirgemez sanırız.
Yeter ki o siyasal iradeyi hemen ve kararlılıkla ortaya koyalım.