Fikrimin İnce Gülü, 11 Nisan 2001
Zeki Erkut

GENÇLER KONUŞTU

Önceki akşam BRT’de gençler enine boyuna tartıştı. Akdemik sorunlarından yaşanmakta olan ekonomik sorunlara oradan da Kıbrıs sorununa kadar pekçok konuyu bazan mensup oldukları siyasal partilerin görüşleri çerçevesinde bazan da bundan bağımsız olarak dile getirdiler.

Tabii BRT, kendi misyonu çerçesinde ve her zaman yaptığı gibi gençlerin bu toplantısını da kendi kontrolüne almak istedi. Seyirci locasına topladığı bir grup sağ eğilimli gençlerin bazan”çanak sorular”ına olanak sağladı bazan da amigoluk yaptırdı. Hani aklıbaşında sol eğilimli gençler sinirlerine hakim olmasa, milletin gözü önünde bir güzel kavga bile çıkardı.

Program yönetici arkadaş da sağolsun mesleki deneyimini sağ görüşlere destek olacak şekilde iyi kullandı.

Neyse, tartışma programını sonuna kadar izleyenler eminiz kimin ne düşündüğünü, kimin hangi konulara “kıl” olduğunu da görmüşlerdir.

Objektif açıdan bakıldığında sol eğilimli gençlerin gerek yaşanan ekonomik kriz, gerek Türk-Rum ilişkileri ve gerekse Kıbrıs sorunu ve AB hedefi konusunda net ve ayrıntılı görülere sahip oldukları görülüyordu. Ne de olmasa Kıbrıs sorunun çözümsüzlüğünden de ekonomik krizden de en ağır bedeli ödeyen onlardı.

Peki ya UBP, DP, UDP ve diğer sağ-millici görüşü gençler? Onlar ne kadar inandırıcı olabildiler?

Bize göre bu gençler, yıllardır dinlemekten bıkıp usandığımız vatan-millet-anavatan üçgeninin dışına yine çıkamadılar. Her ağızlarını açışlarında ayni edebiyatı dinledik. Hele biri vardı ki -nereden bulup ekrana çıkarmışlarsa- tipik bir faşist-militarist kafaya sahipti. Hem bol bol sol görüşlü gençlerin görüşlerine sokuşturmalar yaptı hem de devlet ekranından savaşın propagandasını yaptı.

CTP-Akel gençlerinin “umut şölenine” verip veriştirdikten ve bilinen faşist-militarist literatürü tekrarladıktan sonra “gerekirse yine savaşırız” deyiverdi.

Ne kadar da rahat değil mi?

Gerekirse savaşmak?

Niye savaşacakmış? Siyasal çözüm yolları tümden mi tıkandı ki hemen savaşı aklına getiriyor bu genç arkadaş?

İki tarafın barıştan yana gençleri bir araya gelip şölen yapıyor diye “namus elden gidiyor” ve o yüzden mi savaşılacak?

Eminiz, ekran başında seviyeli bir tartışma umudunu taşıyan bizim gibi pek çok seyirci de bu sözler karşısında tüyleri diken diken olmuştur.

Bu çağda savaştan yana olmak ve savaş psikozu yaratmak hangi sağlıksız kafaların ürünüdür gördük.

Bu toplum savaşı görmedi mi? Her ailede neredeyse bir şehit, bir kayıp ve bir göçmen yok mu?

Rum olsun Türk olsun bu topraklar yeterince kanla sulanmadı mı ki hala savaş isteniyor?

Başka ülkelerde olsa savaş çığrkanlığı yapanlar ya yargı önüne çıkarılır ya da sorgusuz sualsiz tımarhaneye tıkılır. Ama burası Kıbrıs! En baştakiler sabah-akşam ve her fırsatta ve önlerine uzatılan her mikrofondan savaş çığırkanlığı yaptıktan sonra daha bıyıkları yeni terlemiş bir gençten ne beklenir ki?

Kıbrıs halkı savaş-mavaş istemiyor. En azından en geniş halk kitleleri, bir diğer deyişle savaştan ve gerginlikten dili yanmış, savaştan, gerginlikten ve çözümsüzlikten zerre kadar çıkarı olmayan insanlarımız savaş istemiyor.

Bir de şu vardır. Kıbrıs’ta savaş yolu denendi. Durum ortada. Memnun ve mutlu muyuz? Göndere çekilen bayrak altında ve sınırlara yığılan onbinlerce asker himayesinde memnun, mutlu ve refah içinde miyiz?

Üretimden koparılan insanımız, işsizlerimiz, göç yollarına itilen geçlerimiz, parası bankalarda hortumlanan mudilerimiz, eşdeğerini hala alamamış göçmenlerimiz, fabrikasına kilit vuran işadamımız mutlu ve müreffeh mi?

Bunlar, savaş yolunun yarattığı olumsuzluklardır.

Savaş yolu denendi. Savaştan yana olanlar o şanslarını kullandı.

Bırakınız, bu kez da barıştan yana olanlar şansını kullansın.


Zeki Erkut|Ana Sayfa