Fikrimin İnce Gülü, 12 Nisan 2001
Zeki Erkut

ALTERNATİF NE?

Bugün yaşanılan kriz ortamında hemen her kesim ayakta, daha doğrusu sokakta hak arama mücadelesinde.

Türkiye’de böyle, Kıbrıs’ta böyle.

Türkiye’de halk sokaklarda Filistinlilerin “intifada” manzaralarını anımsatan görünümler sergilemekte. İşadamları toplantılarda kriz için formüller üretmekte.

Gerek Türkiye’de gerekse Kıbrıs’ta hemen herkesin ilk aklına gelen çözüm şekli hükümetlerin istifa etmesi, revizyona gitmesi ya da erken seçime gidilmesi. Sık sık telaffuz edilen budur.

Bu ısrarlı çağrılardan sanırsınız ki muhalefet seçimin galibi olacak ve yaşanılan krize sihirli deyneğiyle dokunup kökünden çözümleyecek. Arada bir hazırlanıp kamuoyuna duyurulan “programlar” da var kuşkusuz. Ama bunlardan hiç söz etmemek en iyisi.

Bir de hükümetler kanadının yaklaşımı var.

“İstifamızı istiyorsunuz ama alternatifiniz ne? Bizim yerimize neyi koyacaksınız?”

Türkiye’de de Kıbrıs’ta da söylem ayni. Türkiye’de Ecevit, Kıbrıs’ta da Akıncı hep ayni şeyi söylüyorlar: “Alternatifimiz yoktur. Gösterin alternatifi koltuğu bırakıp gidelim.”

Bir açıdan yanlış değil. Muhalefetler, ne halkın öfkesini yönlendirebilmiştir ne de ortaya koydukları “programlar” heyecan yaratmıştır. Herkes sokakta hak aramakta ama kimden? İşin ilginç yanı budur işte. Hem hükümetler yerden yere vuruluyor, istifası isteniyor hem de “benim bu sorunumu çöz” deniliyor.

Kelin merhemi olsa kendi başına sürerdi diye bir söz vardır. Gerçekten de hükümeler acizlik içinde. Ellerinden birşey gelmiyor. Bütün umutlarını dış yardımlara bağlamışlar. Türkiye, IMF’ye, Dünya Bankası’na, G-7’lere avuç açmış bekliyor, UBP-TKP Hükümeti ise Türkiye’ye. Biri ona verecek, o da dönüp ötekine verecek!

Ecevit gitse, Çiller gelse, Eroğlu gitse ,Salih Coşar ya da Mehmet Ali Talat gelse daha farklı olabilir mi?

Ekonominin dibe vurduğu ve politikanın kilitlendiği bu koşullarda kim ne yapabilir ya da kimden nasıl bir mucize beklenebilir?

Türkiye bu krizi nasıl ve kimlerle atlatacak bunu şimdilik bir tarafa bırakalım ve gelelim kendi ülkemize.

Bizde gerçek alternatif nedir? Biz, içinde bulunduğumuz bu ağır koşulları nasıl atlatabiliriz? Çoğu kimsenin ilk olarak aklına “Türkiye atlatırsa biz de atlatırız”gibi bir düşünce gelebilir. Kısa vadede belki, ya uzun vadede?

İşte bu noktada gerçek alternatifi ortaya koymak gerekir. Bu alternatif barış, federasyon ve AB kapısından içeri girmekten başka birşey değildir. Bunu ortaya koymadan ve bu alternatife dört elle sarılmadan politikanın önünün açılabileceğini ve dibe vuran ekonomiyi düzlüğe çıkabileceğini varsaymak safdillikten başka birşey değildir. Ahmet gider Mehmet gelir, UBP gider DP, CTP ya da YBH gelir, ne farkedecek?

Kıbrıs sorunu çözümlenmeden, adaya barış gelmeden, Türkler ve Rumlar tek kimlik altında Avrupa Birliği ailesine katılmadan biz Kıbrıs Türklerinin temel sorunu çözümlenebilecek mi? Kabul, bugün iktidarda olan UBP-TKP Hükümetinden daha kötüsü olamaz. Kim iktidara gelirse gelsin bundan daha kötüsü olmaz ama burada tartıştığımız yeni gelenin, gidenin alternatifi değil, olsa olsa nüans farklılıklarıyla benzeri olabileceğidir. Yani gerçek anlamda alternatif, bir siyasal gücün karşıtı diğer bir siyasal güç değildir. Hükümet değişir, kişiler gider yerlerine başkaları gelirse ve Kıbrıs Türk toplumunun sorunları değişmezse, demek ki yeni gelen, yerine geldiğinin alternatifi değildir. Olamamıştır.

Zaten vatandaşın “sizi de gördük, ne yaptığınız, ne yapmadığınız ortada” deyişleri de bunu kanıtlamıyor mu?

Kıbrıs’ta gerçek alternatif barıştır. Çözümdür. Federasyondur. Avrupa Birliği üyeliğidir.

Bunun dışında “ben alternatifim” diye ortaya atılmak, ciddi surette akıl sağlığı ister.


Zeki Erkut|Ana Sayfa