Zeki Erkut|Ana Sayfa


Fikrimin İnce Gülü, 18 Nisan 2001
Zeki Erkut

BU TOPLUMA YAZIK EDİLİYOR

Adına ister hazin bir ölüm deyiniz, isterse hunharca bir cinayet!

Levent Soykut artık yok. Sevenlerinin ve ölümüne neden olanların gözyaşları arasında ebediyete uğurlandı.

Kutlu Adalı da menfur bir cinayete kurban gitmişti. Onun katilleri bulunmadı. Bulunmasın diye ilgililer işi ağırdan alıyor, bu cinayeti “faili meçhuller” arasına itekleyip unutturmaya çalışıyor. Oysa ortada o kadar ipucu var ki!

Levent Soykut’un katili belli. Tek tesellimiz bu. Bundan sonra görev adaletin.

Artık ne söylense boşuna. Zamanı geriye çekmek ve Levent Soykut’u geri getirmek mümkün değil. O artık aramızda olmayacak.

Neresinden bakılırsa bakılsın acı bir kayıp! Toplumumuzda Levent gibi bir insanın yetişmesi kolay değil ama onun gibi ender yetişen insanların hunharca bir cinayete kurban edilmesi an meselesi. Ölüm her yerde çünkü. Nerede ve kimin karşısına çıkacak belli değil.

Sürekli bir tedirginlik ve korku ile yaşıyor toplumumuz.

Şimdi Levent’in arkasından kınama bildirileri yayınlayıp gözyaşı döken siyasilerimize bakıp kahrolmamak elde değil.

Herkes ağızbirliği yapmışçasına “silahlanmanın” sakıncalarından söz ediyor.

Vaktiyle ulufe dağır gibi silah ruhsatı verenler sanki onlar değilmiş gibi. Niye her isteyeni silahlandırdılar? Toplumumuzun bundan ne çıkarı vardı?

Düşünmeden atılan adımların bedelini bu toplum daha ne kadar ödeyecek?

Evet, tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur. Bu sefer de öyle oluyor. Yeni silah ruhsatları verilmesin, olanlar da toplatılsın deniliyor. Binlerce tabanca, binlerce av tüfeği! Kimisi meraktan, kimisi “nef-si müdafaa”için silah almış. Üstünde taşıyor, evinde ya da zulasında saklıyor.

Bunun yarattığı sakıncayı görmek için Levent gibi ender yetişen bir insanın katledilmesi mi gerekiyordu?

Ne yazık ki siyasilerin yanlışları toplumumuzu kemiriyor.

Akılsızca ve hesapsızca silahlanma izni verildi.

Akılsızca ve hesapsızca, 17 yaşındaki çocuklara araba kullanma izni verildi. Her trafik kazasından sonra “ah- vah”çekeriz.

Akılsızca, hesapsızca ve partizanca “T izinleri” verildi ve veriliyor.

Akılsızca ve hesapsızca kumarhane izinleri verildi ve veriliyor.

Akılsızca ve hesapsızca “Alo 900”lü seks hatları açıldı.

Akılsızca ve hesapsızca “kara-para aklama” bankalarına izin verildi.

Akılsızca, hesapsızca ve partizanca yurttaşlık izinleri verildi ve veriliyor.

Akılsızca ve hesapsızca kaçak işçilere göz yumuluyor.

Akılsızca ve hesapsızca her 10 milyar gösteren bankacı yapıldı.

Saymakla bitmeyecek kadar akılsızca, hesapsızca ve partizanca icraatlara imza atıldı.

Şimdi, her başımız tokuştukça, bir parmağımızı sırıp da on parmağımızın acıdığını hissettikçe saçımızı başımızı yoluyoruz. “Vay, biz ne yaptık?”diyoruz.

Akılsızlığın ve hesapsızlığın günümüz dünyasında yeri olmadığını kabul etmek için daha ne gibi bedeller ödememiz gerekiyor?

Artık birşeylere nokta koymak gerekiyor. Herkes ve en başta da siyasiler şapkayı önlerine koyup bu toplumun nereye sürüklendiğinin hesabını yapmak zorundadır. Öyle popülist yaklaşımlarla ya da çıkarcı politikalarla çağdaş toplumlar düzeyine ulaşamayacağımız artık belli olmuştur.

Hamaset ve şükran nutuklarıyla vardığımız nokta belli. Bunlar halkımıza ne mutluluk verdi ne de refah sağladı. Oysa, topu topu 50 bin aile ya da yüzellibin kişiyi refaha boğup mutlu etmek o kadar zor mu ki?

Halkın sabrı tükenmeden ve zaman geçmeden her alanda yeniden yapılanmanın ve bunu yaparken de en başta toplum çıkarlarını gözetmenin ilk adımlarını birlikte atmalıyız.

Yitirdiğimiz zaman ve Adalı gibi Levent Soykut gibi yitirdiğimiz nice değerler bize yol gösterici olmalıdır.


Zeki Erkut|Ana Sayfa