Zeki Erkut|Ana Sayfa


Fikrimin İnce Gülü, 23 Nisan 2001
Zeki Erkut

YAZIK OLUYOR

Geceyarısından sabahın erken saatlerine dek İstanbul’daki Swiss Otel baskınıyla ilgili haberleri izleyip durduk. Bir kanaldan öbür kanala zapping yaptık ve sonucu merakla bekledik.

Otel baskınını yapanların “Çeçen” ya da “Çeçen davasına dikkatleri çekmek amacı güden Çeçen sempatizanı Türkler” olduğu söylendi.

İlgimizi çekmedi değil tabii. 13 kişi oldukları ve ellerinde uzun namlulu ya da pompalı silahların olduğu belirlenen eylemcilere nedense bir “şefkat” ve “sempati” vardı.

Israrla“silahlı eylemci” denildi ama “terörist” nitelemesinden kaçınıldı. Oysa, eline geçirdiği çakaralmaz bir tabanca ile bir başkasının canına ya da malına zarar verme olasılığı bir eyleme kalkışan kim isterse olsun o kişide örgüt bağı aranır, hatta “kökü dışarıda” söylemi geliştirilir ve o eylemciye “terörist” denirdi. Gelenek budur.

Hatta “teröristlerle pazarlık yapmayı”, teröre karşı olan ve terörist eylemlerden büyük zarar gören devletlerin politikalarına aykırı biliyorduk.

Akşam, Türkiye Dışişleri Bakanı Tantan’la İstanbul Valisi Çakır’ın “eylemcilerle” pazarlık yaptıkları söylendi.

İnanmadık ama galiba gerçek.

Belli ki Türkiye’nin Çeçen davasına olan sempatisi ve ilgisi sürüyor. Çeçen davasına dikkatleri çekmek isteyen “eylemciler” de sağ olsunlar, dünyanın dikkatini davalarına çekmiş oldular.

Hem de en ala bir şekilde.

Düşünün, Türkiye ağır bir ekonomik kriz yaşıyor. Parası pul olmuş. Onbinlerce insan işsizlik hatta açlık girdabında debeleniyor. İşçisi, köylüsü, memuru, esnafı herkes sokakta, herkes olup bitenleri kabul edemiyor. Dış ülkelerden beklenen finansal yardım ise bir türlü gelmiyor. Üretim durma noktasına gelmiş, daha kötü günler bekleniyor.

Türkiye’nin tek umudu, gelecek bu paraya bağlı. Bir de tabii turizm var. Hatta en önemli gelir kaynağını sağlayacak olan turizm sektörü var. Turizm mevsimi ise başlamış vaziyette ve İstanbul’un en büyük oteli silahlı bir eylemle gündeme geliyor.

Elbette ki Çeçenistan’daki insan haklarından yanayız. Savaşın bir ana önce bitmesini, katliamların durmasını ve tarafların aklı selime dönüşünü savunuyoruz. Aklı olan insan bundan başka birşey düşünemez ki!

Ne var ki bir davaya dikkati çekmenin de bir mantığı vardır ve olmalıdır.

Daha önce ayni kişiler ya da ayni davaya dikkati çekmek isteyen kişiler feribot kaçırmış, şartları yerine getirilmezse yolcuları öldüreceklerini söylemişlerdi.

O olaydan aklımızda kalan “dava” değil, yine silahlı eylem, yine öldürme tehdidiydi.

Bu sefer de öyle oldu.

Bir kongre için Swiss Otel’de konaklayan turistler bir anda siyahlar giymiş, ellerinde uzun namlulu ya da pompalı silahlarla rehin alınıyor ve “dava”ya dünyanın dikkatini çekilmek istiyorlar.

Davaya ne kadar dikkat çekildi onu bilmiyoruz ama bize göre davaya dolaylı dahi olsa destek veren ya da sempati duyan Türkiye bu olayla derin yara aldı. Şimdi değilse bile bir üre sonra bunun acı meyvesi masaya konacaktır.

Hele İçişleri Bakanı ile İstanbul Valisi, uzun namlulu ve pompalı silah taşıyan “eylemcilerle” pazarlık yapmışsa alınan bu yara daha derin olacaktır. Tabii bu bizim görüşümüz. Yoksa her ülkenin “eylemcisi” kendine!

Vurguladığımız gibi, bu kriz ortamında turizmde patlama ve hatırı sayılır bir gelir elde etmeyi bekleyen Türkiye’ye yazık ediliyor.

Düşününüz ki onlarca yabancı,- her biri belki de farklı ülkelerden gelmişlerdir- 12 saat boyunca ölüm korkusu yaşıyorlar. Pazarlık, “eylemcilerin” beklediği sonucu vermezse belki de otel lobisinde can verecekler!

Dava böyle mi anlatılır? Dünyanın dikkati böyle mi çekilir?

Silaha başvurmadan, masum insanları rehin almadan dava anlatılamaz mı? Dünyanın dikkati başka şekilde uyarılamaz mıydı?

Bir taraftan ekonomik kriz, öbür taraftan F tipi cezaevlerinde 20’yi bulan ölümler ve şimdi de turistik bir otele yapılan silahlı baskın!

Evet, herşey dünyanın dikkat merkezindedir ve doğrusu bu tür olayları besleyen politikalar ne yazık ki Türkiye’ye yazık ediyor.

Tek teselli, silahlı eylemin can kaybına yol açmamış olması. Yine de bu yeterli değil.Türkiye, sempati duyduğu bir davada, hak etmediği bir ihaneti yaşamıştır.


Zeki Erkut|Ana Sayfa