Zeki Erkut|Ana Sayfa


Fikrimin İnce Gülü, 24 Nisan 2001
Zeki Erkut

KÜÇÜK HABERLER

Gazetelerde yığınla küçük ya da kısa haberler yer alır. Çoğu zaman okurlar bunları görmezlikten gelir ya da üstünkörü bir göz atışıyla geçiştirir.

Okurlarda, sanki en önemli haberler manşetlerde verilirmiş gibi bir anlayış vardır.

Oysa hiç de öyle değildir. Çoğu kez manşetlerdeki haberler, arka sayfalardaki küçük ve önem verilmeyen haberlerden daha önemli değildir.

“Şeytan ayrıntıda gizlidir” sözü boşuna söylenmemiştir.

Bizim yerel gazetelerde sık sık yer alan bazı haberler vardır. Örneğin, “şu kadar kişi suçüstü kumar oynarken yakalandı”gibi. Ya da “polis, şu kadar kaçak avcıyı suç emareleriyle birlikte yakaladı”. Bir başka kısa haberlerde ise “trafik kazasında şu kadar yaralı şu kadar maddi zarar var” ibarelerini okuyabilirsiniz. Pek sık olmasa da “inşaattan düşen bir işçi yaralandı ya da öldü” gibi haberler de göze çarpıyor.

Düşününüz ki bu ve benzeri haberler her gün gazetelerde yer alıyor. Ve ne yazıktır ki bu gibi haberler artık ilgi görmüyor, okunmuyor. Gazetelerde o kadar sık yer alıyor ki okuyucu bundan bıkkınlık duyuyor.

Sadece okurlar mı?

Hatırlıyorum da bir vakitler gazetemize çok yakın bir yerde üç araç birbirine girmiş, yol tıkanmıştı. Hemen cep telefonuna sarılıp arkadaşları uyardım. Ama gazeteci bir arkadaş “gelelim gelmesine de bu , bugünkü dördüncü kaza. Ölüm var mı ölüm?”

Bu da gösteriyor ki sadece okurlar değil, gazeteci arkadaşlar da sıkça karşılaştıkları bu olaylara karşı duyarsız olmuşlar.

Oysa, “şeytan ayrıntıda gizlidir” dedik ya, önemsenmeyen o kısa haberlerden ne anlamlar çıkar?

Sık sık vukubulan trafik kazalarını ele alalım. Yaklaşık 75 bin araba var yollarımızda. Yenisiyle, eskisiyle ve neredeyse hurda sayılabilecek konumu ile yaklaşık 75 bin araba. Yollarımız bu trafiğin yükünü çekebilecek durumda değil. Üstelik 17 yaşına gelmiş bir çocuğa devlet ehliyet , ebeveyni de son model bir araba veriyor. Zaten yetersiz olan yollarımızda bir de hava atmak adına yarış yapmıyorlar mı?

Trafik denetimi yetersiz. Çocuklara genç yaşta ehliyet veriliyor. Nice külüstür araba trafikten alıkonulmuyor. Trafikle ilgili sorunlar tek bir merkeze bağlı değil. Hala bir dağınıklık, hala bürokratik engeller trafiği felce uğratmış. Elbette hergün birkaç kaza olacak ve ne yazık ki kimsenin ilgisini de çekmeyecek.

Ha, trafik kazası ölümle mi sonuçlanmış? O anda herkes trafikteki keşmekeşi hatırlar ve trafik canavarına karşı mücadele dile getirilir. Bir hafta sonra unutulur. Ta ki yeni bir ölüm yaşanana kadar.

Kumar oynarken suçüstü yakalanmalar da benzer bir seyir izler. Kumar yasağı o kadar deliniyor ki haber niteliği bile kalmadı. Oysa, son beş-altı yılda onlarca kumarhane açıldı. Türkiye’nin kendisi için zararlı görüp de kapatma kararı aldığı kumarhaneler burada baştacı edildi. Aradan geçen zaman bu kumarhanelerin ülkeye yarardan çok zarar verdiğini ortaya koydu. Ama kimsenin aldırış ettiği yok. Kimsenin, en başta da kumarhane izni veren makamların bu kararlarını gözden geçirmeye niyeti yok. Her gün birkaç kişi suçüstü yakalanıyor ama hergün onlarca, hatta yüzlerce kişiye göz yumuluyor. Her gün 3-5 kişinin suçüstü yakalanması artık haber niteliği de taşımıyor ve toplumu kemiren kumar alışkanlığı hiç ama hiç umursanmıyor.

Geçen gün Mağusa’da Adana-Kadirli kökenli bir işçi inşaattan düşerek hayatını kaybetti. Bu bir ilk olay değil kuşkusuz. Ölümle sonuçlandığı zaman bu tür kazalar basında yer alıyor ama çoğu kaçak olan bu işçiler sigortasız çalıştırıldığı için ölümle sonuçlanmayan iş kazaları görmezlikten geliniyor.

Olaya biraz daha derinliğe baktığımızda, hemen hiçbir inşaatta güvenlik önlemlerinin alınmadığını görürüz. İş ayakkabısı yok, helmet yok, inşaat alanını tahta ya da çinko perdeyle çevirmek yok, uyarıcı tabela yok.

Kaçak da olsa, kayıt dışı da olsa kimsenin bir insanın yaşamını tehlikeye atacak iş koşullarına göz yummaya hakkı yoktur ve olmamalıdır. Hesap veren yok, hesap soran yok. Gazetede yer alan haberler de kısa mı kısa. “İnşaattan düşen işçi öldü”! Hepsi bu kadar. Demek insan yaşamı kısacık bir haberde boğulacak kadar önemsiz ha!

Bu böyle olmamalı. Kısa haberlerde boğulan olaylar aslında toplumsal yaralarımızı gizliyor. Bilelim ki yara gizli kaldığı sürece kangrenleşir.


Zeki Erkut|Ana Sayfa