Fikrimin İnce Gülü, 25 Nisan 2001
Zeki Erkut
BİRŞEYLER YAPILMALI
Birşeyler yapılmalı da kim ne yapmalı?
Meclis’teki çalışmaları izledikçe kim ne yapmalı sorusu daha bir aydınlığa kavuşuyor.
Meclis çalışmalarıyla ilgili haberler hemen tüm gazetelerde yer alıyor. Alıyor da bu çalışmalardan toplumsal yarar sağlanabiliyor mu bu konu biraz tartışma kaldırır.
Bir kere hükümet ortaklarına mensup milletvekillerinin meclis çalışmalarına olan ilgisizliği hemen her toplum bireyinin dikkatinde. Çoğu milletvekilleri ya meclis çalışmalarına katılmıyor ya da katkısı asgari düzeyde.
Düşününüz ki sayın milletvekili ikinci ya da üçüncü kez Meclis’te görev yapıyor ve ne bir tek yasa tasarısına katkı koymuştur ne de tüm toplumu ilgilendiren bir konuyu dile getirip de bir konuşma yapmıştır.
Hani başta CTP’ye mensup bir-iki milletvekili de Meclis’te ses çıkarmasa vatandaş “bu meclis ne yapıyor ve işe yarıyor?” düşüncesine kapılacak.
Bakıyoruz gündeme gelen konular da öyle ciddi şeyler değil, bugün değil de yarın ya da üç-beş ay, üç-beş yıl sonra gündeme gelse de olur. Ama yok ivediliktir, yok bilmem nedir üç-beş saatlik meclis çalışmasına bunlar sokuşturuluyor.
Daha iddialı birşey söylemek gerekirse Meclis, toplum gündeminin hayli gerisinde seyrediyor.
Yanlış anlaşılmasın, Meclis’e yönelik eleştirilerimizin “meclis olmazsa da olur” sakat anlayışıyla uzak-yakın bir ilgisi yoktur. Meclis elbette olacaktır, ihtiyaçtır ve demokratik toplum düzenlerinin bir göstergesidir. Ama Meclis’ler toplum gündemine ve toplumun çıkarlarına yönelik çalışmalar yaparsa bir anlamı olur.
Meclis çalışmaları ve meclisteki gündem belli. Ya toplumun gündemi?
Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklanan sorunlar, bankalar krizi, arkasından gelen Türk lirasının devalüe edilmesi ve bunların dar ve sabit gelirli insanlarımızın omuzlarına yıkılması... İşte asıl gündem budur!
Meclise gitmeyip de sağda-solda iş takip eden ya da Meclis’i abesle işgal eden milletvekilleri şöyle Salı günleri Sosyal Sigortalar dairelerine uğrasalar ve işsizlik ödeneği almak için bekleşen insanlarımız görseler!
Sadece son üç ayda binbeşyüz insanımızın işsizlik ödeneği için müracaat ettiğini gazeteler de yazdı. İş bulmaktan umudunu yitirip resmi işsiz olmayanları da sayarsak, bu rakam her halde ikiye katlanır. Dükkanında siftah yapmadan kepenk kapatan esnafımız işsiz değil de nedir?
Sanayi bölgesinde büfecilik yapan evli ve iki çocuk sahibi bir baba, içine düştüğü ekonomik bunalım nedeniyle organlarını satışa çıkarıyorsa, benim meclisimde bilmem ne yasasında değişiklik yapmak için zaman kabetmesinin ne anlamı var?
Ya da insanımıza iş güvencesi verecek, emeğini koruyacak bir yasa çıkarılamadıktan sonra bankalardaki mevduta tam güvence sağlamanın anlamı kalır mı?
Memurdan, esnaftan ve işçiden vergi alınırken haksız kazanca ve vergi kaçağına göz yumulması acaba ne kadar hakkaniyetlidir? Haksız kazancı da, vergi kaçırmayı da, banka soymayı da ağır cezalara çarptıracak yasalarımız var mıdır?
Devlet dairlerinde israf had safhadayken bunun önüne geçecek bir önlem almak çok mu zor?
En yetkili ağızlar bile, “şehit çocukları başta işsizlik olmak üzere ekonomik zorluklar nedeniyle intiharı düşünüyor” dedikten sonra biz ne söylesek nafile!
Evet, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü ve yaşanılan ağır ekonomik koşulların faturasını en ağır biçimde dar ve sabit gelirli insanlarımız ödemektedir.
Bugüne dek “ Burası Etiyopya gibi değil. Kıbrıs’ta açlıktan kimse ölmez, bir yolunu bulur ve hayatta kalır” diye düşünüyorduk. Yaşadığımız koşullar artık öyle iyimser düşünemeyeceğimize işaret ediyor. Bir başka deyişle kısa sürede önlem alınmazsa çok sayıda insanımız yoksulluk sınırından çıkıp açlıkla başbaşa kalacak bir sınıra sürükleniyor.
Son aylarda hırsızlık olaylarının artması rastlantı mıdır?
İnsanlarımızın bunalıma sürüklenip intihar yolunu seçmesi?
İşten durdurulmalar?
Göç?
İşte asıl gündem budur. Siyasal partilerin, sivil toplum örgütlerinin, hükümetin, devletin, üniversitelerin, sendikaların asıl gündemi bu olmalıdır.
Kumarhane yasasıymış, ince av olsun mu olmasın mı yasasıymış, yaz mesai saatinin kısıtlanması yasasıymış onlar daha sonra da ele alınabilir.
Şimdi “yoksulluğa çare bulma yasasının” ivediliği vardır.